Hükümet, Kürt sorununun çözümü için atacağı adımları, Ekim'de netleştirmeyi planlıyor.
"Demokratik Açılım" çalışmasında paket açıldıktan sonra, işin en kritik aşaması gelecek... Çünkü, Anayasal düzenlemelerden, şartlı af dahil yasa ya da yönetmeliklerde yapılacak değişikliklere kadar, "açılım"ın adresi TBMM olacak.
EKİM TAKVİMİ
Demokratik açılımda (Kürt açılımı) Ekim ayı takvimi, kader takvimi olacak.
1) MGK Ekim toplantısı. (Hükümet, demokratikleşme adımlarının alt yapısını içeren raporunu MGK'nın Ekim ayı toplantısına getirecek)
2) AK Parti'nin kongresi ( 3 Ekim 2009), MHP'nin Kongresi( 8 Kasım 2009)
3) Erdoğan'ın CHP lideri Baykal ve MHP lideri Bahçeli ile muhtemel konuşması.
BAYKAL VE BAHÇELİ
Siyasal haritayı ve rekabeti Kürt açılımı şekillendirecek. Baykal'dan gelen mesajların değerlendirildiği ve Erdoğan'ın Baykal ile görüşebileceği belirtiliyor. (Bu görüşmenin paket ortaya çıkınca yapılabileceği vurgulanıyor). Bahçeli'yle görüşmenin Kasım'daki MHP kongresinden sonra gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
29 Mart 2009 seçimlerinde, Güneydoğu'da CHP'nin aldığı oylar, ciddi şekilde analiz edildi. Baykal, yeni politikalar izleme kararı almıştı.
Bir sosyal demokrat parti olarak CHP'nin güneydoğudan yüksek oranlarda oy alabilmesi yeni duruma karşı gösterilecek tavırlarda yatıyor. Baykal'ın, sosyal demokrat kimliğini merkeze alarak bu noktada güçlü liderlik sergilemesi bekleniyor.
Erdoğan-Baykal zirvesiyle beraber CHP ve Baykal'ın tutumunda ciddi bir "yumuşama" bekleniyor. "Devlet kurumlarının" karşılığını gösterecek olması, CHP politikalarına yansıyacaktır.
Kasım ayında kongresini yapacak olan MHP'de ne olur? MHP, Kürt politikasıyla ilgili en sert muhalefeti yapmaya başladı. MHP, parti ideolojisinin dayandığı noktada siyaset yapma şansını yakaladı. İktidarı sıkıştıracak, milliyetçi söylemleri devreye sokuyor.
Güneydoğu açılımından rahatsız olan kitlelerin sözcülüğünü yapacağı, muhalefet dozajını artırarak farklı seslerin duyulmasını sağlayacağı ortada.
Erdoğan-Bahçeli görüşmesi için uygun şartları ne yaratacak? Kongre sonrası daha net göreceğiz.
GÖRÜNEN RESİM
Başbakan'ın kırmızı çizgisi nedir?
Demokratik açılım çalışma grubu sinyali verdi:
''Resmi dilde değişiklik olmayacak, federasyon ya da özerklik olmayacak, üniter yapıya halel getirecek hiç bir adım atılmayacak.''
CHP lideri Baykal, Kürt Açılımı konusunda vazgeçemeyecekleri iki nokta olduğunu söyledi.
"Türkiye'yi ileride etnik nitelikte federatif yapıya götürecek adımlara karşı çıkarız. Milli Eğitim sistemi içine etnisiteyi sokacak düzenlemelere destek vermeyiz. İki nokta dışında özgürlüklerin tam yaşanmasını sağlayacak adımları destekleriz.''
Erdoğan, "Bu bir devlet projesidir ve demokratik açılımı gerçekleştirmeye kararlıyız'' diyor.
Erdoğan, "Acemler'in bir sözü var, 'Oturdular, konuştular ve dağıldılar.' Biz de oturup, konuşup, dağılanlardan olmamalıyız. Buradan bir netice çıkmalı''derken, kararlılığını gösteriyor.
Erdoğan, CHP ve MHP'nin açılım sürecine destek vermemeyi sürdürmeleri durumunda tavırlarının ne olacağı yönündeki bir soruya, "Biz yolumuza devam edeceğiz" yanıtını verdi.
DEVLET PROJESİ
Türkiye, şartlar zorladığı ve geleceği buna bağlı olduğu için sorunu çözmeye çalışıyor.
Önceki açılımların hiçbiri şimdikine benzer bir konjonktürde, bu kez olduğu gibi devletin bütün organlarıyla sahip çıktığı bir biçimde ve önyargısız bir yöntemle sürdürülmemişti.
"Devlet aklını" oluşturan kurumlar arasında, Kürt sorununun çözümünde demokratikleşmeye ağırlık verilmesi konusunda bir irade oluştu. Toplumun 'sivil aklı' da demokratikleşmenin yaygınlaştırılması, güçlendirilmesi konusunda harekete geçilmesini sağladı..
Bu fırsatı kaçırmayalım. Türkiye'de, "devlet aklıyla sivil akıl" aynı noktada bulunuyor.
Bu sürecin başlatılması değil, ama atılan adımdan geri dönülmesi asıl "risk" olacaktır.
Başlatılan "demokratik açılım" sürecinin herhangi bir sonuç vermediğini düşünün. Bugün ortaya çıkan "barış" ve "çözüm" umutlarının yerini umut ve hayal kırıklığı alacaktır. Türkiye olarak hepimiz ağır bedeli ödemeye devam edeceğiz. Çünkü çözüm ve başarı da çözümsüzlük ve başarısızlık da bütün Türkiye'ye mal olacaktır.