Mavi Marmara öncesinde Avrupa çapındaki Filistin algısı zayıftı. İsrail'in dünya çapında elde ettiği lobi, finansal güç ve Siyonizm ideolojisi Gazze işgalini gölgeliyordu.
Türkiye'nin anlamlı şekilde devreye girmesi ile bu olay her şeyi netleştirdi.
Türkiye-İsrail ilişkilerinin nereye doğru gideceğinin şifresini Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu verdi: "Türkiye Doğu Akdeniz'de seyrü sefer serbestliği konusunda gerekli gördüğü her türlü önlemi alacaktır." İşte bu kadar. Bu şifre, Türk donanmasının rotasını çiziyor.
Türk donanması Doğu Akdeniz'de devamlı bayrak gösterecek.
Türk donanması Gazze deniz yolunun uluslararası alan güvenliğini kontrol edecek. Kıbrıs Rumları ve İsrail, 1 Ekim'de doğu Akdeniz'de petrol ve gaz aramaya başlayacak. Türkiye, sert şekilde uyarılarını sürdürüyor.
Başbakan Erdoğan'ın Gazze gezisi çok anlamlı duruma geldi.
Gazze'ye nasıl gidileceği detaylı şekilde inceleniyor. Mısır üzerinden karayolu ile Gazze'ye gelebilmesi ağırlık kazanmış bulunuyor.
Erdoğan'ın diğer seçeneği ise Gazze topraklarına Mısır jetlerinin eşliğinde geçmesi.
Uluslararası stratejist, Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. Sedat Laçiner, hassas gelişmeleri TAKVİM okurları için analiz etti. "İsrail hep ikili oynadı" diyen Prof. Dr. Laçiner, "İsrail'in bu ikili tutumu aslında yeni değil. İsrail bir yandan Erdoğan hükümeti hakkında ABD ve Avrupa'da el altından karalama kampanyaları düzenletti, diğer taraftan da Türkiye'de militarist- darbeci güçler ile bağlarını devam ettirdi. Öyle ki İsrail Cumhurbaşkanı darbenin Türkiye için ne kadar iyi bir şey olduğu yönünde demeçler bile verdi. İsrail'in Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletine dönük destekleri ve sıra dışı bağlantıları da not edilmelidir" yorumunu yaptı.
Prof. Dr. Laçiner, İsrail'in Gazze saldırısıyla güveni yok ettiğine işaret etti, "Türkiye, ikili oynadığını düşündüğü İsrail'e güvenmiyor" dedi. Laçiner, bununla ilgili bazı detaylar verdi: "İsrail, Suriye ile görüşmelerin en kritik anında Gazze'ye saldırdı. İşte ipler orada koptu.
İsrail Türkiye'yi Rumlara, Ermenilere ve Kürtlere soykırım yapmakla suçladı, Türk elçiyi alçak koltuklara oturttu ve 9 Türk vatandaşını katletti. Bundan sonra İsrail hamlelerine çok dikkat etmeliyiz. İsrail, ilişkileri düzeltebilmek için bir yandan diplomatik ve medyatik ataklarda bulunuyordu, diğer taraftan elindeki tüm imkânları kullanarak Erdoğan Hükümeti'nin altını oymaya çalışıyordu.
Bilindiği üzere İsrail dünya medyası üzerinde etkili. İsrail'in dini dayanışma ağı öylesine geniş ki bu sayede hiç ummadığınız gazete ve dergilerde akla ziyan Türkiye haberleri görebiliyorsunuz.
Bir gün İtalya'nın bir kasaba gazetesi İran ile Türkiye'nin silah anlaşmasını yaptığını yazabiliyor, bir başka gün İngiltere'nin en önemli gazetelerinden biri Başbakan Erdoğan' ın İran'dan para yardımı aldığını uydurabiliyor.
Saldırılar sadece medya yoluyla gelmiyordu. Erdoğan hükümetinin canı finansal araçlarla da acıtılmaya çalışılıyordu. Finansal saldırılar şu ana kadar istenilen sonuçları veremedi."