"Hükümet olarak biz bir adım attık, bedeli ne olursa olsun kararlılıkla sonuna kadar gideceğiz. Ancak bu sürecin başarısı için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Bu ülkenin siyasetçileri de aydınları da bilim insanları da sanatçıları da kanaat önderleri de sivil toplum öncüleri de üstlerine düşeni yapmalıdır.'' "Demokratik açılım bitti" diyenlere, Başbakan son sözünü söyledi: "Ne olursa olsun TBMM'de adımımızı atacağız.''
Halkımız, "demokratik açılımı köstekleyenleri, aklıselimi ortadan kaldırmaya çalışanları, provoke edenleri, tahrik etmeye yeltenenleri, yaptıklarıyla, hal ve tavırlarıyla, söyledikleriyle bu süreci baltalayanları, İşi şova dökenleri, öfkeleri, nefretleri, önyargıları kışkırtanları görüyor.''
İlk adım
Herkesin bir hesabı var. Bazı aktörler, AK Parti ile Kürt sorunu üzerinden siyasi hesaplar görmek istiyor.
Çünkü Türkiye'nin en önemli sorunu olan Kürt sorunu çözülürken siyasî dengeler değişecek. Bütün aktörler bu durumun farkında ve hesapların ucu alabildiğine açık.
İş kösteklenirse ne olacak?
Burada en önemli faktör olarak halkımız gerekeni yapacaktır. Halkın elinden hangi siyasi hesap kurtulabilir? Başbakan "Muhatap millet" derken bu gerçeğe parmak basıyor.
Halkın oluşturduğu pozisyona dikkat etmek lazım. Duygusal kabarmaların baskın olduğu başlangıç evresi geçip, ortalığa sağduyu hakim olunca çözümün sürükleyici gücü siyasi hesapları alt-üst etmeye başlayacak
AK Parti Kürt sorununu çözmek üzere başlattığı süreçle, önemli ilk adımı attı. MGK'da devlet kararları alındı. Terörle mücadelede tarihi adımlar atan TSK desteği ile harekete geçildi.
Başbakan Erdoğan, her biri tek başına bu süreci baltalayacak ve durduracak güce sahip bazı aktörlere karşı süreci yürütmek istedi. MHP ve CHP'den gelen yıpratıcı saldırılara rağmen ilerlemeye devam etti
Bu ilerlemede önemli faktör, DTP idi. DTP bekleneni veremedi.
Bu gelişme karşısında, örgüt cephesinde de ince hesapların yapıldığı anlaşılıyor. Öcalan'ın, açılımı kendisini ve örgütünü meşrulaştıracak bir araca indirgeyen taktik hamlesine dönüştü. Öcalan, sürecin ağır yükünü sırtına alıp ilerleyen AK Parti'ye cepheden saldırmaya başladı. Kendisini muhalefet mevzisine yerleştirdi.
İkinci adım
Erdoğan, Cumhuriyet tarihinin en cesur ve bir o kadar da siyaseten riskli açılımına, muhatapların sergilediği sorumsuz tavır yüzünden, "Benden bu kadar" deyip veda etse ne olur?
Bu soruya esas cevap vermesi gerekenler açılımın muhatapları.
Demokratik açılımın devam etmesi isteniyor mu? İstenmiyor mu?
Hükümet de kendi üzerine düşen görevleri, konuyu Meclis gündemine taşıyarak yerine getirecek. Demokratik hak ve özgürlüklerin herkes için en geniş biçimiyle kullanılmasını sağlayacak en büyük yer, hakimiyetin tecelli ettiği TBMM'dir. Türkiye tarihi sorununu kendisi çözecektir. Türkiye'ye sağduyu hakim olunca çözümün sürükleyici gücü siyasi hesapları alt-üst etmeye başlayacaktır.
"Sosyal olaylarda geriye dönüş yoktur, nehir geriye doğru akmaz.''