CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

En büyük sorun karşısındaki üç lider tavrı

Eklenme Tarihi 19 Ağustos 2009
Türkiye'de üç ana siyasi parti var. AK Parti iktidarda. CHP ve MHP muhalefette. Muhalefetin görevi, iktidar partisini takip etmek, olaylar karşısında ne düşündüğünü açıklamak, iktidara gelmek için çaba sarf etmektir.
11 Ağustos 2009 Salı günü, TBMM'de üç ana partinin lideri konuştu. Konu, (Kürt açılımı) demokratik açılımdı.
Bu konu,Türkiye'nin en büyük sorunu. 30 yıldır ilk kez, bu kadar açık biçimde Türkiye bu sorunu ve çözümleri konuşuyor.
Üç liderin konuşmaları ve sonraki gelişmelere bakınca,Türkiye nasıl görünüyor?
Siyasal partiler, liderleri, temsil ettikleri toplum kesimlerinin yansımalarını aksettirirler.
Bir parti veya siyasi, sosyal ve ekonomik oluşumun imajı, söylem ve eylemleriyle ve bunların insanlarda oluşturduğu algıyla belirlenir. Ve imaj, özellikle bir siyasi parti için hayati önemdedir. İmaj iki taraflı belirlenen bir olgudur. Yani, sizin ne olduğunuzu söylemeniz yetmiyor, insanların sizi nasıl algıladığı önemli.

Baykal tavrı

CHP'nin "altı ok"u var. Bu oklar, CHP'nin tüm eylem ve söyleminin felsefesini oluşturmaya devam ediyor. Bu oklar ile çağdaş demokratik değerler ve Sosyal Demokrasinin evrensel ilkeleri birbiri ile nasıl uyuşuyor?
CHP lideri Baykal, 2 yıl boyunca yapmış olduğu grup konuşmalarında farklı düşünceleri yansıtıyor. Bazı konuşmalarında farklı açılımlar yapmış, fakat söylemleri kalıcı olmamış.
Baykal bir konuşmasında, "etnik kimlik, alt kimlik, üst kimlik, bunlar bizim milletimizin de devletimizin de değerleri arasında yok" derken; 25 Aralık 2007'de benzer ama daha milliyetçi bir anlayışla "Anayasada millet vardır, millet... Türk milleti vardır, başka hiçbir şey de yoktur. 'Bunu kaldıracağız, çeşitli etnik kimlikler var, o etnik kimliklerde çeşitlilik anlayışı içinde toplumsal düzenimizin bir parçasıdır' anlamına gelecek değerlendirmeler orada yer alır ise, milletin yerine etnik kimliği ikame etme doğrultusunda bir adım atmak anlamına gelir" demiştir. Kamuoyunda "sivil ve demokratik bir anlayış yerine resmi ideolojinin gözlüğü ile iç ve dış gelişmeleri okuyan bir CHP" imajının çizildiği konuşuluyor.
Türkiye'nin ilk partisi ve yıllarca tek parti rejimi ile ülkeyi yöneten CHP'nin iç ve dış meselelerde devlet refleksi gösterdiği, söyleminde milliyetçi bir çizgiyi takip ettiği iddia ediliyor.
Baykal'ın "Muhatabım Başbakan'dır" açıklamasının ardından, önümüzdeki günlerde bir Erdoğan-Baykal zirvesi bekleniyor.

Bahçeli tavrı

MHP, yeni politikasını Devlet Bahçeli'nin Genel Başkan seçilmesinden bu tarafa uyguluyor. Geçmişte, "milletin varlığını devlete dayandıran'' bir ideolojiye sahip olan MHP, bugün "devletin varlığının millete dayalı olduğu'' görüşünü savunuyor.
"Önce devlet'' anlayışını, "Önce birey'' anlayışına çeviriyor. Yeni bir "milliyetçilik'' anlayışına yöneliyor. MHP, rafine milliyetçilik anlayışına yönelirken,Türkiye'nin en büyük sorunu tartışılmaya başlandı. Milliyetçi eksende politika yapan MHP'nin yeni durum karşısında çok zorlanacağı ortada. Değişen koşullar karşısında nasıl bir politika izleyeceğinin sıkıntısını çekiyor. Kürt açılımı karşısında Bahçeli'nin izlediği politika, MHP için, "kader belirleme" noktasında bulunduğunu gösteriyor.

Tarhan Erdem'in tespitleri

Eski CHP yöneticisi araştırmacı-yazar Tarhan Erdem, son gelişmeler karşısında, üç ana siyasi partinin pozisyonunu ortaya çıkardı.
Erdem, açılımın AK Parti iktidarını pekiştireceğini, karşı çıkan CHP ile MHP'yi bitireceğini öne sürdü. Kürt açılımının başarılı olması durumunda son seçimlerde yüzde 39 alan AK Parti'nin ilk seçimde yüzde 50'nin üzerinde oy alacağını söyledi. Araştırma sonuçlarının gerçeğe yakın çıkmasıyla tanınan Erdem, açılıma karşı çıkan CHP ile MHP'nin ilk seçimlerde büyük bir oy kaybına uğrayacağını söyledi.
20 Ağustos'ta Kürt açılımında son gelişmelerin ele alınacağı MGK toplantısı var.

Sonuç

Erdoğan'ın tavrı, 2009 Türkiyesi'nde arkasında durulabilecek, desteklenebilecek bir tavır olarak yorumlanıyor.
Türkiye'nin önünü açmaya yönelik çıkışlar, dış dinamikler ile iç dinamikleri en iyi uyuşturan çözümler Erdoğan'dan geliyor.
Erdoğan'ın konuşmalarında, daha çağdaş, daha cesur, daha liberal bir tutum benimsediğini çok net görüyorsunuz.