12 Haziran Türkiye için hayati bir dönemi başlatacak. "Kürt Sorunu"nun çözümü de bu süreçte hayati önem taşıyor.Ege bölgesi (İzmir) ve Güneydoğu Anadolu bölgesi (Diyarbakır) seçim sonuçları, gelecek siyasetinin kodlarını içeriyor. Bu yazımızda, Diyarbakır üzerindeki heyecanlı mücadelenin arka planını analiz edeceğiz.
Diyarbakır'da iki lokomotif isim gözüküyor: Bölgenin insanları Tarım Bakanı Mehdi Eker ile 'girişimci orta sınıf'tan Galip Ensarioğlu...
Üslup olarak ılımlı ancak Kürt taleplerini seslendirmekte iddialı olan Ensarioğlu, Takvim'e çok özel açıklamalar yaptı: "Diyarbakır'ın 11 milletvekilliği var. AK Parti olarak 6 garanti, 7. milletvekilliğine asılacağız. CHP'nin milletvekili çıkarma şansı yok. BDP bağımsız adaylarla 4 milletvekili çıkarır. Amcaoğlu Salim Ensarioğlu, demokratik hakkını kullanıyor. O'nun seçim şansı üzerine konuşmak istemem.'' Ensarioğlu, geleceğe yönelik düşüncelerini de şöyle anlattı:
Kilit 'yeni Anayasa' "
Kürtler, bütün hakları anayasa ile teminat altına alınmış eşit ve özgür bireyler olarak yaşamak istiyor. Yeni anayasa Türkiye'nin kurtuluşu olacaktır.
Demokratikleşmeyen Türkiye, ayağındaki zincirleri kıramaz.
Türkiye'de bu meseleyi çözecek ortam oluştu. Olaya, Türkiye açısından ve vatandaşların hak ve özgürlükleri açısından bakılmalıdır. Geleceğe bakacağız, kangren olmuş bir sorunu ya çözeceğiz ya çözeceğiz."
Galip Ensarioğlu,TÜSİAD'ın geri adım attığı anayasa taslağı konusunda ne düşündüğünü açıklarken de "Sorunun çözümü için herkes çaba sarf etmeli. Konu ile yakından ilgilenmeleri gerekir. Türkiye batarsa onlarında malı batacaktır" dedi. Öcalan yorumları da şöyle oldu: "Öcalan'ın örgüt üzerindeki belirleyici rolü çok ciddi şekilde devam ediyor. Bu rolü devlet çok iyi şekilde kullanabilir. Eğer bugün Öcalan 'Ben bu sorunun çözümüne katkı sunacağım' diyorsa ve bunda samimi görülürse devletin ilgili birimleri görüşür ve katkısı alınır. Örgüt üzerindeki etkinliği çözüm için bir şanstır. Bu ifadelerden hiç rahatsız olmamak lazım." Ensarioğlu, BDP'lilerin demokratik özerklik talepleri ile ilgili ise şunları söyledi: "Demokratik özerklik, Türkiye'nin idari yapısını topyekun değiştiren siyasal bir projedir. Bu çok zamansız ve gereksizdir. Bugün itibariyle BDP'nin demokratik özerkliği bir ön şart olarak ortaya koyması tıkanmaya yol açar. Çözümü öteler. Silahlı bir örgütün silahlı mücadeleden sivil arayışlara gelmesini önemsiyorum. Ama bu sivil itaatsizlik eylemleri buna ne kadar uyar tartışılır? Seçim boyunca ortamı gerer ve içinden şiddet doğuracak bir hal alır mı bu noktada endişelerim var.
Bunun samimiyetini test etmek için seçimden sonra yapmak gerek. O zaman kursunlar sivil itaatsizlik çadırlarını, çözümü de beraber arayalım."