Yukarıdaki vurgulamalar ışığında, Yeni Türkiye, bölgesindeki dengeleri etkileyebilecek ve bölgesel stratejilerde dikkate alınması gereken ölçekte bir ülke konumunda bulunmaktadır.
Peki, Türkiye bu pozisyonu nasıl kazandı?
Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu kıtalarının birleşim noktasında son derece jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip ülke pozisyonundadır. Bu nedenle, siyasi iradenin dış politika manevralarının bu hususta ne derece önem arz ettiği rahatlıkla gözlemlemekteyiz.
Türk dış politikasında bölgesel güç olma adına kullandığı iki argüman vardır. Bunlardan birincisi:
Çözemeyeceğini bilsen de hiçbir soruna imkânsız gözüyle bakmayacaksın, her sorunla ilgileneceksin, bilgi toplayacaksın, dostluklar kurarak geliştireceksin. Sorunlardan kaçmayacaksın ve sorunları çözümü imkânsız olarak görmeyeceksin. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye Ortadoğu'da bu argümanı kullanmaktadır. İkincisi ise:
Bu geliştirilen strateji argümanıyla ilişkili olarak, önce çözüm potansiyeline bakılmakta, krizleri fırsata çevirme anlayışı ile hareket edilmektedir. Türkiye'nin kullandığı iki önemli dış politika argümanın arkasında,''Güçlü Ekonomi ve Güçlü ordu'' olduğunu görmekteyiz.
Avrupa'da kriz yaşanırken, yaşanan ekonomik dinamizm, Türkiye'nin Ortadoğu halkları açısından aynı zamanda bir cazibe merkezi haline gelmesine katkı sağlayan bir "yumuşak güç" unsuruna dönüştüğüne dünya tanık olmaktadır.
Türkiye, 2011 sonu itibarıyla bölgenin ikinci en büyük nüfusuna sahip ülke olmasının yanında, en büyük ekonomiye sahip Ortadoğu ülkesi konumundadır. Kültüre, politik değerlere ve ekonomik dinamizme ek olarak Türkiye'nin son dönemde uygulamaya koyduğu Ortadoğu'yu merkeze alan bölgesel temelli ve jeokültürel öğeler içeren nispeten Batı'dan bağımsız dış politika algısı da Ankara'nın Ortadoğu halkları nezdindeci yumuşak gücünü derinleştirmektedir.
Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel arasındaki kurulan sağlam köprü, güçlü ekonomi tarafından desteklenen güçlü ordu'ya çerçeve olmaktadır. Bu bağlamda,Türk Ordusu'nun gelişmeleri daha net görebilmek için, savunma sanayi çevrelerindeki dostlarımla yaptığım sohbetin yansımalarını aktarmak istiyorum.
Savunma devlerinin 6 Mart 2013 tarihinde Ankara'da bir araya geleceği söylendi.
Türkiye'nin ilk kez savunma alanında, savunma ve havacılık endüstriyel işbirliği günleri düzenleyeceği, 20 ülkeden 300'e yakın firmanın bu günlere katılacağı, tahminen ikibinin üstünde ikili işgörüşmeleri yapılmasına yönelik randevu kayıtlarının oluştuğu anlatıldı. Bu durum, "Türkiye'nin bölgesel güç konumunun resmen teyidi" anlamını taşıyor.
Bir savunma stratejisti heyecanını bizimle şöyle paylaştı:
Türkiye'nin savunma sanayinde 2016 hedeflerini heyecanla konuşuyoruz. Yabancılar çok ilgili. 2 Milyar dolarlık savunma sanayi ihracatına ulaşmak mümkün. Hedef 10 milyar dolar.'' Gelecek yılın dünya savunma sanayi devleri ile bir araya gelecek, Türkiye'nin gurur duyulması gereken, projeleri de sıralandı: ''Milli Tank-Altay, Milli füze-Cirit, İnsansız hava aracı Anka, İlk milli jet:
Hürkuş, Yerli helikopter Atak, Milli muharip gemi: Milgem."
Türkiye'nin savunma sanayindeki muazzam gelişmelerini anlatan stratejist dostlarıma, "Peki dünya nereye gidiyor?" diye sordum. "Dünya silah satışında, Amerika yüzde 30 ile başı çekiyor. Onu, yüzde 24 ile Rusya, yüzde 9 payla Almanya, yüzde 8 payla Fransa, yüzde 4 ile İngiltere ve yüzde 3 ile Çin izliyor.''
* * *
SARAN O YEMEKTE YOKTU
ABD Başkan Yardımcısı Biden, 8 Aralık 2011'de Türkiye'ye geldi. Biden, bir ara kayboldu, nerede olduğu daha sonra anlaşılmıştı. Kuzguncuk'taki bir yalıda özel statülü bir yemekte bazı Türk ve yabancılar ile dostça sohbetler etmişti.
Biden'ı yalısında ağırlayan Sahir Erozan, Washington'da Cities lokantasıyla Amerikan siyasetiyle yakın ilişkiler kurmuş biri. Yemeğe katılanlar içinde, ABD Bell helikopterlerinin Türkiye temsilcisi Sadettin Saran'ın da bulunduğuna dair bir haber çıkmıştı. Saran, o yemekte bulunmadığını bilahare açıklamıştı. Bayramda Afganistan'da bulunduğunu belirttiğim Saran'ın Biden'in yemeğine katılmadığını yanlışlıkla yazmıştım.
Bu yanlışlıktan ötürü Saran'a bir borcum oldu. Türkiye'nin helikopter projeleri ve diğer gelişmeleri de bir vesile ile de yazmayı düşünüyorum.