Gerçek yüzler
Açılım neleri ortaya çıkardı?
Başbakan, "Özellikle Kürt kökenli vatandaşlarım bunlara gereken cevabı vermeli, bu oyuna gelmemeli. Terör örgütü hiçbir zaman benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmamıştır, olamaz" diyor. Açılım DTP-PKK çizgisinin aynası oldu. Açılım girişimi olmasaydı bazı gerçekler bu kadar çabuk ortaya çıkmayacaktı. PKK'nın amacının; Kürt kökenli vatandaşlarımızın huzuru, selameti, refahı olmadığını gösterdi. PKK, "açılım"ı kendisinin "tasfiyesi süreci" olarak görüyor. "Açılım" Kürt sorununun "şiddetten arındırılması"nı hedef alıyor, bu, sonuçta PKK'nın tasfiyesine gider.
Reşadiye olayı ve bu saldırıyı PKK'nın üstlenmesinden sonra, Türkiye'de hatırı sayılır sayıda ve seslerini geniş çevrede duyurabilen Kürt kanaat önderi konumundaki kişiler tavır aldılar. Bu tavrın en büyük yararını Türkiye'nin Kürt vatandaşları görecektir.
Bu ülkede birlikte, mesut ve müreffeh yaşayacaksak Kürt kökenli vatandaşlarımızın PKK'nın gerçek yüzünü daha iyi görmeleri için açılıma devam etmenin yararı görülecektir.
CHP ve MHP'nin, sürece karşı duruşlarının can alıcı noktasını, 29 Mart mahalli seçimleri gösterdi. Güneydoğu'da iki parti çıktı. AK Parti ve DTP. "Açılım"ın başarıya ulaşması halinde "siyasi" olarak kendilerini zayıflatacağını düşünecek partiler kim olacaktır? CHP ve MHP bu gelişmeyi elbette görüyor. Açılım süreci içinde, DTP'nin taban kaybettiği, 29 Mart'ta elde ettiği sonucun altına indiği anlaşılıyor. Rakip partiler sürece blok kurarak, AK Parti'yi sarsmaya çalışıyor.
CHP, "oyunu kilitleme" çabasında; kendisi bir oyun kurmaya yanaşmadığı gibi, oyunun akmasını da engellemek istiyor. CHP demokratik siyasete kapılarını aralık tutarken; "açılım"ı usul tartışmasında boğmak istiyor. Demokratik siyaset kanallarının daha fazla derinleşmesi, siyasetin toplumsallaşması CHP'yi sürece destek olmaya zorluyor. Şayet kendi içindeki ve ülke içindeki gelişmeler sonucunda CHP, demokratik siyaset eksenine yanaşmak mecburiyetinde kalırsa, hem Kürt sorununun "çözüm"ü kolaylaşacak, hem de siyasal sistemin yeniden yapılanması daha sancısız gerçekleşecek.
MHP'nin açılımın başından beri kararlılıkla izlediği yol var. MHP, PKK'nın yaygın şiddetine ve dökülen kanın yarattığı öfke ve karşı çıkış iklimine göre bir tavır içinde. "Devletin sahibi olma" misyonuna dönüşün sinyalleri güçlü bir şekilde gözleniyor. MHP kendi tutumunda hiçbir esnekliğe yer bırakmıyor.
Yola devam
Başbakan, "Önceki iktidarların yaptığını biz de yapabilirdik. Kronik meselelere el atmadan, hiçbir sorunu çözmeden, sözle lafla güzel nutukla propagandayla popülizmle Bir el yağda bir el balda olanlardan olabilirdik. O zaman milletimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik çıkamazdık. Biz bu yolu tercih edenlerden, idare-i maslahatçılardan olmadık. Bundan sonra da olmayacağız" demiştir. "Açılım sona erdi" diyenler, tam tersine, hızlandırılmış ve derinleştirilmiş açılımla karşılaşacaktır. Çünkü "açılım"ın alternatifi, 12 Eylül öncesine dönmektir.