CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

'Demokrat Türkiye' mücadelesi verenler kazanacak

Eklenme Tarihi 06 Temmuz 2010
Türk demokrasisi tarihin en kritik haftasına girdi. Anayasa mahkemesinin vereceği karar, sadece bir referandum yapılıp yapılmamasının ötesinde büyük mana içeriyor.
Türkiye'de mevcut durum devam edecek mi?
Yoksa, Gerçekten demokratik Türkiye yolu açılacak mı?
Karar işte bu kadar önemli bir sonuç yaratacaktır.
Türkiye çok partili demokratik hayata 1946 yılında girdi.1950 yılında tek parti iktidarı kansız, kavgasız el değiştirdi.
Aradan 66 yıl geçti.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 66 yıl çok önemlidir. Türkiye'nin bu kadar yılda demokraside kat ettiği yol iyidir, güzeldir ama yeterli değildir.
1946'dan itibaren geçilen çok partili Türk siyasi hayatı hep askerî müdahalelerle kesintiye uğradı.
Darbeler her bakımdan yıkımdı.
Darbeye muhatap olan iktidar, 27 Mayıs'ta olduğu gibi ağır bedel ödedi.
Halkın oyları ile iktidar olan Başbakan Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan asıldı. Demokrasi ilk şehitlerini verdi. Darbe sonrası yapılan seçimlerde sindirilen 'demokrat' kitleler mesajlarını 'gözlerime bak anlarsın' diyerek iletebiliyorlardı. O seçimlerdeki Menderes duygusallığının dünyada bir örneği yoktur.
2010'lara gelirken çok darbe gördük, darbe teşebbüslerine tanık olduk. Yakın dönem Türk siyasi tarihinin 'darbeler tarihi' şeklinde ele alınması bu yüzden olmuştur.
27 Nisan 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini engellemeye yönelik 'e-muhtıra', darbeler tarihine yeni bir sıkıntı eklemek üzereyken, ertesi sabah hükümet cephesinden gelen karşı bildiriyle yeni bir dönem başladı Türkiye'de. Dayatılan 367 formülü işlemedi.
2007 seçimleriyle statükoya karşı demokrat ruhun silkinmesini yaşadı Türkiye.
Bu nedenle 27 Nisan'la başlayan süreç, 'bir milat'tır ve artık hiçbir şey eskisi gibi gitmemeye bu tarihte başlamıştır.
27 Nisan'dan sonra Türkiye'de ilk defa darbeler mahkemeye intikal etti ve yargı büyük bir cesaretle 'müdahaleleri' soruşturabildi.
İktidar partisine açılan kapatma davası yine görülmemiş bir şekilde 'kapatılamama' ile neticelendi.
Demokrat ruhlar, darbeler paradigmasını yerle bir etti. 2007 seçimleri halkın demokratik gidişata el koyduğu son seçimdir.
Milletimiz ancak sandıkta tepkisini koyuyordu. Şimdi sandık öncesinde eliyle, diliyle mücadele ediyor.
Güçlenen sivil toplum ,Türk demokrasisinin gelişip derinleştiğini gösteriyor.
İşte Türkiye bu nedenle kritik haftasına girdi. Anayasa mahkemesi kararı, ya statükoyu devam ettirmek isteyenlerin kazanmasına yol açacak, ama bu kazanç geçici olacaktır, ya da Türk demokrasisinin önü açılacaktır.
Çünkü,Türkiye gerçekten demokratik bir ülke olmaya layıktır.

* * *
CLİNTON KAFKASYA'DA NE ARIYOR?

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Azerbaycan ve Ermenistan'ı kapsayan Kafkasya turunu tamamladı. Clinton, Azerbaycan'da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev , Ermenistan'da Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile görüştü. Görüşmelerde, yukarı Karabağ, Azerbaycan'ın enerji güvenliği, terörizmle mücadele, ekonomi ve barış amaçlı tatbikatlar konularının olduğu biliniyor. Yukarı Karabağ konusunda ABD dışişleri Bakanı Clinton, Ermenistan ve Azerbaycan'ın acilen anlaşması gerektiğini söylemesi dikkatleri çekti. Türkiye yukarı Karabağ sorunun çözümü için aktif temaslarda bulunuyordu. Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokol, olumsuz gelişmeler sonucu henüz işlerlik kazanmadı. Amerikan'ın acele olarak devreye girmesinin altında ne yattığı değerlendiriliyor. ABD'nin bu aceleciliğinin altında İran yattığını anlamamak mümkün mü? Amerika, İran'ı kuşatma harekâtına başladı. Bir süreden beri Doğu Karadeniz üzerinden İran'a yönelik askeri harekât gündeme sokuluyordu. Türkiye, bu günlerde iç meselelere ağırlık verirken, yakınımızda önemli olaylar meydana geliyor. Aman dikkat... Karadeniz ısınıyor.