CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

'Büyük Türkiye'yi anlamak

Eklenme Tarihi 03 Ağustos 2011
Zamanın ruhunu iyi okumak için, Türkiye'nin nereye koştuğunu doğru analiz etmemiz gerekiyor. Yaşadığımız günler, Büyük Türkiye'nin dinamik güçlerinin kimler olacağını, gerçek aktörlerin nerelerden çıkacağını gösteren günlerdir.
Türkiye dünyanın neresinde bulunuyor? Türkiye'nin jeostratejik konumu, zamanın ruhunun şifrelerini göstermekte.
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya, Çin'den Adriyatik Denizi'ne kadar uzanan ve dünya nüfusunun yüzde 75'inin yaşadığı geniş Avrasya coğrafyası, küresel oyunun merkezidir.
Türkiye'nin eksenini, tarihi ve coğrafyasının belirlediği hep vurgulanır. Bu ne demek? "Çevremizi düzenlemezsek Anadolu coğrafyasında oturmakta zorlanırız" demektir.
Böyle bir coğrafyada, iç ve dış dinamikleri birbirinden ayıramazsınız. Bu nedenle, Türkiye'de yaşanan olayların iç ve dış boyutlarını beraberce değerlendirmek zorundasınız.
Terör tırmandırılabilir, siyasi ve ekonomik istikrarı bozmak için türlü provokatif eylemler planlanabilir, bölücü, yıkıcı planlar hazırlanabilir.
Türkiye'yi küresel oyunun jeostratejik veya mihver oyuncusu değil piyonu haline getirmek için her yol denenebilir.
Türkiye'nin küresel savaşın tam göbeğinde her zaman uyanık olması, yeni hamlelere hazır bulunması zorunluluğu vardır.

Yeni dönemin işareti
MİT Eski Daire Başkanı Prof. Dr. Mahir Kaynak,
değişen Türkiye'nin yol haritasını TAKVİM okurlarına çizerken, Büyük Türkiye yürüyüşünü tarif etti: "2007 yılından bu yana içte ve dışta yaşadığımız olaylar, Türkiye'ye farklı bir görünüm ve dünya görüşü kavuşturdu. Bu gelişmeler tarihin akışına uygundur. Artık ülkemizin kendi sınırları içine hapsolması gerekmiyor ve bu nedenle kuruluşumuzdan beri zaruri olarak savunduğumuz dünya görüşümüzü değiştiriyor ve bölgemizde etkili ve sorumluluğu olan bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz.'' "Şimdi yapılması gereken, şu soruya cevap bulmaktır:
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngiltere'nin çizdiği sınırlar ilahi bir emir midir?"
diyen Prof. Dr. Mahir Kaynak, analizine devam etti:

'AB dağılmak üzere'
"Bundan sınırlarımızı ülkemiz lehine çizmek gibi bir hevesim olduğu düşünülmesin. Sadece bölgede istikrarı sağlamak ve halkların güvenlik ve refahına katkıda bulunmak için nasıl bir yapı oluşturulması gerektiği sorusuna cevap arıyorum.
Avrupa Birliği dağılmak üzere.
Siyasi birliğini sağlayamayacağı anlaşılıyor. Dünyada dengede olan iki güç olacaktır. Rusya ve ABD. Bu iki gücün istinat noktası Türkiye olacaktır. Bir terazi gibi düşünün. Bir ucunda Rusya, öteki ucunda Amerika ve ortada bu dengeyi sağlayan Türkiye.
Bu bölgede küresel iktidar savaşını etkileme kabiliyetine sahip bir "Yeni Türkiye" var. Tarihi bir çınar gibi ayağa kalkan Türkiye, bu oyunda jeostratejik aktör olarak konuşlanmak istemektedir.
Saddam Hüseyin sonrası Irak'ta yaşananlar, Amerikan'ın Irak'ı işgali, Amerikan ordusunun çekilmeye başlaması ile Irak'ta meydana gelecek boşluğun doldurulması, Filistin'de, Mısır'da, Libya'da, Tunus'ta, yaşananlar zamanın ruhuna işaret ediyor. Burada en hassas nokta, Suriye'de yaşananlardır. Suriye'nin geleceği, Ortadoğu'nun kaderini belirleyecektir."
Sonuç: Türkiye'nin tarihi yürüyüşü bir petek gibi örülmektedir. Büyük yürüyüş, tarihin akışıyla uyumludur.
Türkiye cumhuriyeti yüzüncü yılına giderken, ikinci yüzyılın temel direklerini dikmekte, duvarlarını inşa etmektedir.
Zamanın ruhunu okumak 'Büyük Türkiye'yi anlamaktır.

Mübarek Ramazan

Mübarek Ramazan günlerimiz, milli birliğe çok muhtaç olduğumuz bir zamanda geldi. Kalplerimiz sevgiyle, merhametle atacak. Bu rahmet ikliminde dostluklarımız pekişecek.
Dolu dolu yaşayacağımız bu mukaddes zaman dilimi, gelecek günlerimizin, aylarımızın karanlıklarını aydınlatacaktır. Binbir türlü hile ve desise ile binlerce yıldır beraber yaşamış büyük bir halkın arasını açmak, masa başında Türkiye'nin tarihi yürüyüşünü durdurmak isteyen iç ve dış siyaset mühendisleri, bu rahmet ikliminde inşallah boğulacak.