Aziz milletimizin başı sağ olsun.
Şehit düşen vatan evlatlarımız nur içinde yatsın. Bıçak kemiğe dayandı.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Ankara'yı kana bulayan hain terör saldırısından sonra, "Devletimiz, her türlü terör tehdidi karşısında, MEŞRU MÜDAFAA hakkını kullanmaktan asla vazgeçmeyecektir" dedi.
Bu cümleye dikkat ediniz. Türk Devlet Aklı'nın lideri Tayyip Erdoğan, "Meşru müdafaa" diyorsa, o zaman "Sınırların anlamı yok" demektir.
Meşru müdafaa denmesi, bıçağın kemiğe dayanması demektir. PKK kukladır.
DHKP-C kukladır. DAEŞ kukladır.
Cumhurbaşkanımızın bu sözü, kuklalara değil, kuklacılara verilen bir mesajdır.
Anlarlar mı? Çok iyi anlarlar. Kuklaların karargâhı Kuzey Irak'ta Kandil'se, Suriye'de kantonlarsa ne fark eder. Artık, hattı müdafaa yoktur. Sathı hücum vardır. Bu satıhta, Irak'sa Irak, Suriye ise Suriye.
İşbirlikçilerse inleri... Çanakkale'de bunu yaptık. Milli Kurtuluş savaşında bunu yaptık.
Kıbrıs Harekatı'nda bunu yaptık. Abdullah Öcalan'ın Suriye'den atılmasını böyle sağladık. "Türk Ordusu 6 saatte Şam'da" parolasını asla unutulmamalı. Tarihi anlar vardır. Vatan-millet savunmasında sınır yoktur. Aziz milletimizin tarihine bakılırsa, bıçak kemiğe dayanınca neler olduğu açıkça görülür. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Meşru Müdafaa" sözünü, 1 aydır kullanıyor. Bu söz söyleniyorsa, kararlılık vardır. Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı sınırlarda duramaz. Ki o sınırları cetvelle çizen Haçlılar, şimdi yeniden sınırları, Müslüman ülkeleri dizayn ediyorlar.
Onlar dizayn ederken, Türkiyemiz'i içe kapatacaklarını sanıyorlar. 78 milyonun gür sesini duyunuz. Evangelist -Hıristiyan-
Siyonist ittifakın ortaya koyduğu stratejik manzara artık çok net...
1) Türkiyemiz'in, 100 yıl sonra yakın coğrafyasına, gönül coğrafyasına açılması, bölgesel güç olarak, küresel oyuncu olması istenmiyor...
2) Ortadoğu ve Afrika Bölgesel iddialarından vazgeçmesi isteniyor.
3) Mazlum milletlere ve coğrafyalara ilham kaynağı olması önleniyor. Haçlıların, 1900'lü yıllarda kurguladığı sömürü ve böl/ parçala/yönet planlarına direnemedik.
İmparatorluktan, yeni fidan olarak Türkiye Cumhuriyetini var ettik. O fidan büyüdü.
Yüzyıl sonra, başsız kalan mazlum ülkeleri bir araya getirme, ortak hareket etme, haçlılara karşı birleşmenin mimarı oluyoruz.
Haçlı zihniyetli ABD ve Rusya'nın, Suriye'yi nasıl paylaştıklarını biliyoruz. Körfez, Irak, Suriye toprakları üzerinden Doğu Akdeniz'e uzanan petrol ve gaz bölgelerini göz diktiklerinin farkındayız.
PYD-YPG'yi, DAEŞ'i, çakma mezhepçi örgütleri taktik olarak kullandıklarını çok iyi anlıyoruz. Ve şimdi, PKK-YPG'yi, DAEŞ'i yetmedi Avrupa'da büyütülen marksistkomünist DHKP-C'yi devreye sokarak, Yeni Türkiye'yi frenleme aracı kullanmaları karşısında, toptekün gardımızı almanın zamanı geldi. Bu hayasızca akınları ya durduracağız, ya durduracağız. Bunu yapamazsak, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Basra'yı, Kızıldeniz'i, Doğu Akdeniz'i yeni harita ve siyasi sistemlerle donatacaklar.
100 yıldır petrolsüz ve gazsız bıraktılar Türkiyemizi. Bir 100 yıl daha, kıskaçta yaşayamayız. Türkiye'mizde tırmandırılan terör, kuklacıların birleştirilmesi, kontrollu kaos operasyonları ile uyuyan bürokratikaskeri oligarşinin uyandırılması, şiddetin artışı için sinsi hazırlıkların başlaması karşısında sessiz kalamayız. 78 Milyonla ayağa kalkacağız.... 1915'lerin en sıkıntılı günlerinde, "Çanakkale geçilmez" diyen Büyük Milletimiz, zamanımızın Haçlıları karşısında mı pes edecek?
SONUÇ: Türkiyemiz, küresel düzenin yeniden inşa edildiği, haritalara müdahale altyapısının kurgulandığı kritik bir kavşağın tam ortasında. Kuklacıları biliyoruz.
Kuklaları biliyoruz. Sorunların, oyuncuların, planların ve zamanlamaların farkındayız.
Türkiye'nin devlet aklı hepsinin bilincinde ve üstesinden gelebilecek kudrette. Kararlı...
1) Toplumsal direnç noktalarımızın zayıflatılmasına izin vermeyeceğiz.
2) Türkiyemiz'in, meşru müdafaa hakkını kullanmasında, cetvelle çizilen sınırların elimizi kolumuzu bağlamasını kabul etmeyeceğiz. Haçlı zihniyetinin ÜST Akıl'ları, projeleri, içimizdeki işbirlikçileri, satılmış adamları asla bize engel olamaz.
Milli birlik ve beraberliğimizi korursak, Türkiye'mizin 21'inci yüzyıl iddia ve çıkarlarına asla halel getiremezler.