21 Eylül, darbeler ve askeri vesayet dönemlerinin tarihin tozlu raflarına resmen alındığı gün olarak değerlendirilecektir. Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlerin dönülmeyecek noktalara ulaştığı gün olarak bilinecektir.
Vesayetçilerin oluşturduğu korkuların aşıldığı bir gün olarak düşünülecektir.
Yeni Türkiye rotası
2007 yılında, Çankaya'nın seçkinci kadronun ve vesayetçi anlayışın elinden alınmasından sonra, Yeni Türkiye rotası çizilmişti. 21 Eylül, sivilleşme ve demokratikleşme yolunda, Yeni Türkiye'nin adım adım kurumsal yapısını inşa etmeye başladığı gün olarak tarihin beyaz sayfalarına nakşedildi.
Nedir, Yeni Türkiye rotası?
Toplumsal özgüvenini kazanan Türkiye'dir. İnsan haklarına dayalı özgürlükçü bir anayasa hazırlamaya karar vermiş bir Türkiye'dir. Batı ile Doğu sentezini birleştirerek kültürel rönesans yapmaya karar veren bir halktır.
Ekonomik kalkınma, hamleleri ile dünyanın onuncu ekonomisi olacağına inanmış kadrolardır. Küresel güç olma yolunda emin adımlarla yürüyen bir Türkiye'dir.
Yeni Türkiye rotası Türkiye'yi Balyoz'lu dönemlerden ileri demokrasiye taşımaktır. Milli egemenliğin kayıtsız Şartsız millete ait olduğu GERÇEĞİNİ, kurumsal yapılandırmaya tabi tutmaktır.
Bir bilen
MİT eski Daire Başkanı Prof.Dr. Mahir Kaynak ile mahkeme kararı bağlamında Balyoz sürecini konuştuk.
Kararları nasıl buldunuz?Sivil mahkemeler tarafından darbelerin yargılanması önemli.
Demokrasi için güzel gelişme.
Balyoz Davası başlayınca ne düşünmüştünüz?Kimse açıktan darbeciliği savunamazdı ve bu kadar yaygın olan tartışmanın dışında kalamazdı.
2010 yılında, silahlı kuvvetlerdeki bazı dökümanlar ele geçirildi ve bunlar bir darbe hazırlığına uygun biçimde yeniden düzenlenerek kamuoyuna sunuldu. Meselenin birinci safhası bir temizlik yapmaktı.
İkinci safhası, ordunun prestijinin korunmasıydı.
Temizliğin hedefinde ne var?TSK'nın yeniden yapılandırılma ihtiyacı. Türkiye'nin dünyadaki yeni rolü ve yeri ile ordunun ideolojisi uyuşmuyordu. O halde bu ideoloji değişecek ama ordunun etkinliği azalmayacak hatta artacaktı. Bu rol içe yönelik değil dışa yönelik olacaktı. Bu ordudaki darbeci eğilimleri yok etmek ama onun gücünü ve prestijini korumakla mümkün olabilirdi.
Peki sonuç alındı mı?Hükümet ile asker beraberliği sağlandı. Türk Ordusu yakın coğrafya üzerinde strateji çerçevesinde hareket etmeye başladı.
MİT'e yeni görevler düşmüyor mu?Eski dönemi gösteren yaşadığım bir olayı anlatacağım. Ergenekon davasındaki delillerden birinde bir gazetecinin anıları anlatılıyor. Buna göre MİT Müsteşarı geçmişte teşkilatın izlediği ve mahkemeye verdiği bir kişiyi evinde yemeğe davet ediyor.
Dostça geçen bu birliktelikte benden de söz ediliyor ve müsteşar önemsiz bir kişi olduğumu söylüyor. Toplantıda müsteşar yardımcısı da var. O da misafire "İyi ki teşebbüsünüz engellendi. Yoksa kendi içinizde bölünecek ve çatışacaktınız" diyor. Yani darbenin engellenmesinden değil darbecilerin kendi aralarında çatışmasının engellenmesinden memnuniyet duyuyor. Yeni dönemde, MİT olaya sadece deliller üzerinden bakmayacak müdahale eden güçlerin siyasi hesaplarını da ortaya çıkararak kimleri hedef alacaklarını kestirecektir. Ağırlık dış istihbarata verilecek.
Yeni Anayasa iklimi
Türkiye, geleceğini şekillendirecek çok önemli, tarihi bir sürecin eşiğinde.
Mevcut yürürlükteki "anayasası" kışla zihniyetinin bir ürünü olup devletin topluma çizdiği sınırları gösteren bir vesayet belgesi niteliğindendir.
21 Eylül Balyoz kararından sonra, bu anayasa muhakkak rafa kaldırılmak zorundadır.
Yeni anayasanın, bütün yasaların yol anahtarı olması itibariyle, her bakımdan hizmet edeceği Millet'in ve temsil edeceği Devlet'in ruhuna uygun olması gerekiyor. Millet'in birliği ve dirliğinin sağlanması; Devlet'in bekası ve kudretinin korunması anayasanın temel belirleyicileri olmalıdır. Yeni Anayasamızın ruhu, bu aziz milletin birlik ve dirliğinin devamı üstüne kurulmalıdır.
SONUÇ: Esas olan; halkın huzuru ve devletin bekası için "birlik ve dirlik" içinde yaşamanın gayreti içinde olmaktır. İleri demokrasi fidanlarının filizlenmesi kesintisiz sürdürülmelidir. Türkiye'nin demokratik devlet özelliğini kazanabilmesi, çağdaş, uygar ve insani bir sosyopolitik sisteme kavuşabilmesi için temel sorunlarını barışçı bir biçimde ve karşılıklı olarak birbirini anlayan bir ruh hali içinde çözmesi artık mecburidir.