Başbakan Erdoğan, gece demeden gündüz demeden çalışıyor. Tarihsel sorunları çözmek için olağanüstü çaba gösteriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, demokratikleşme sürecine, açılımlara, Avrupa Birliği uyum sürecine katkıda bulunmak istiyor. Bu konuda beyanları, çalışmaları var. İşte devlet aklı Ankara'da devreye girmiştir.
Tüm gözler, Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ arasındaki görüşmede idi. 80 dakikalık görüşmenin sonunda yasal, hukuki sürecin işlediğine dikkat çeken bir açıklama yapıldı. Kamuoyu açıklamayı dengeli günlerin işareti olarak "olumlu" buldu. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, görüşmeden sonra yapılan açıklamanın "ferahlatıcı" olduğunu söyledi.
Sürecin sonu
Erdoğan-Başbuğ görüşmesinin sonucu "Gerçekler ortaya çıksın" şeklinde oldu. Gelinen son durum, "yasal sürecin sonucunu beklemek" anlamına geliyor. Ama bir başka anlamı daha var ve o da şu: "Yasal sürecin işlemesine, hukuki prosedürün gereğinin yapılmasına, herhangi bir şekilde etkide bulunulmayacak. Dolayısıyla bu sürecin sonucunda olması gereken her ne ise, olacak."
Sivil yargı ne yapacak?
Yargı süreci sanılandan daha hızlı işleyecek. Ortalığı bu denli karıştıran etkiler yaratan ve içeriği itibarıyla kimsenin arkasında duramayacağı komplo planları içeren bir belgenin "yok" sayılması bu noktadan sonra beklenemez...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gelişmelerin işaretlerini verdi: "Açıklamayı şimdi yeterli görebiliriz. Ama böyle bir iddia karşısında, askeri bir kurum olan TSK'nın başındaki şahsın, sayın komutanın da kurum olarak gereken ciddiyeti, kararlılığı ve silahlı kuvvetlerimizin demokrasiye olan bağlılığını vurgulayacak sözlerine ve davranışlarına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bunun sorumluları ortaya çıkarılmalıdır. Bundan sonra hiç kimse böyle bir kurumda veya bir başka kurumda bu tür belgeler hazırlamayı, düşünmeyi, plan yapmayı aklına bile getirmemelidir."
Sorular "
Askeri ve sivil yargı, kendi görev ve sınırları dahilinde gereğini yapmalıdır" açıklaması yapıldı. İstanbul Başsavcılığı'na tarihi görev düşüyor. Sivil yargının görevi, darbeye teşebbüsü tespit edip ilgili kişileri yargılamaktır. Bu belgeyi kim, niçin hazırladı? Ne amaçlanıyor? Konunun askeri yargının mı yoksa sivil yargının mı alanına girmesiyle ilgili bir tartışma olursa buna yüksek yargı karar vereceği açık.
Askeri savcılık "Bu askeri yargıyı ilgilendiren, demokrasiye müdahaleyi oluşturmayan bir belgedir. Sivil yargı yargılayamaz" şeklinde bir karar verirse, bir yetki tartışması olacaktır. Askeri savcılık "Ortada herhangi bir darbe planı, teşebbüsü yoktur.
O bakımdan takipsizlik kararı veriyorum" derse, sivil mahkeme farklı kararlara varırsa, Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi gerekeni yapacaktır. Anayasa'da "uyuşmazlık mahkemesi" diye bir kavram var. Bu süreçte herkese düşen görev, sürecin sonuçlanmasını beklemektir. Bu süreç, Türk demokrasisi için bir dönüm noktası olacaktır.