CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

25 yılın arzusu

Eklenme Tarihi 11 Mayıs 2012
En erken tarihi başlangıç olarak kabul edersek başkanlık sistemi 85'li yılların başından itibaren aktif bir şekilde tartışılıyor.
Başbakan Erdoğan, başkanlık sistemiyle ilgili ilk kez 2003'te konuşmuş ve ideal olan siyasi yapılanmanın ABD modeli olduğunu belirterek, "Başkanlık ve yarı başkanlık sistemi siyasetteki arzumdur" demişti.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Burhan Kuzu, Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın danışmanıydı. Ve Özal, ölümünden üç hafta önce kendisinden başkanlık sistemiyle ilgili çalışma istemişti.
Kuzu o günleri şöyle anlatıyor: Özal başkanlık sistemini çok samimi savunuyordu. Demirel de savundu ama daha pragmatik. 5 artı 5'le bir daha gelebilirim diye. Özal cumhurbaşkanıyken beni çağırdı. 'Bu makamı bırakıyorum. Sıkıldım, burası bana göre değil. Dar geldi. Beni buraya ittiler. Benden sonra gelen hükümetle de Türkiye'ye mahvettiler. Hocam Balkanlar'a gidiyorum, oradan Kafkaslar'a geçeceğim.
Sen hazırlığını yap. Parti kuruyorum, seni listeme aldım' dedi. Ben de yaptım. Ama Balkanlar'a, Kafkasya'ya gitti, geldi ve vefat etti. Konuşmadan üç hafta sonra. Önce parti kuracaktı. Güçlü gelirse başkanlık modelini düşünüyordu'' Merhum Özal'a en yakın isimlerden eski bakan Ekrem Pakdemirli, Özal'ın, ABD modelinden çok Fransa'daki gibi bir başkanlık sistemi istediğini aktardı.
Çanakkale Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Sedat Laçiner, konuyu yıllardan beri titizlikle takip eden bir bilim adamı. Bu konudaki değerlendirmesi şöyle: Rahmetli Turgut Özal Türkiye'de başkanlık sisteminin en güçlü savunucularındandı. Karşıtları Özal'ın başkanlık sevdasını Amerika hayranlığına bağladılar.
Erdoğan için de "başbakanlık yetmiyor, padişah olmak istiyor" diyorlar. Oysa Özal da, Erdoğan da modern Türk tarihinin en güçlü iki siması. Bu nedenle başkanlık sistemini kişisel nedenlerle talep ettiklerini düşünmek doğru olmaz.
Çünkü buna ihtiyaçları yok. Gerek Özal'ın, gerekse Erdoğan'ın başkanlık sistemini istemelerinin en önemli nedeni Türkiye'de iktidarın, özellikle 27 Mayıs 1960'dan bu yana parçalı oluşudur.
27 Mayıs zorbalığından sonra askerler iktidarın sivillerde olmasını tehlikeli görmüşler ve cumhurbaşkanlığı makamını sistemi dengeleyen (frenleyen) bir konuma getirmişlerdir." Türk halkının Başkanlık sistemine yakın bir kültüre sahip olduğu konusunda ne düşünüyor sunuz''sorumu, Prof.Dr. Laçiner cevapladı:
Bu topraklar Osmanlı'yı, Romalılar'ı görmüş bu yüzden bu insanlar gücü seviyor. Türk kültürü başkanlığa yakındır. Osmanlı Padişahları, Atatürk, İnönü, Bayar, Başkan gibi oldular.
1961 sonrası durum değişti. Koalisyonlar ve atanmışların vesayeti dönemi başladı. İlk defa halkımız Cumhurbaşkanı seçecek, o halde yetkileri olmalı. Bugün Cumhurbaşkanının yetkisi var, eski Cumhurbaşkanı Sezer, kral gibi kullandı, sıkıntılar ortaya çıktı. Abdullah Gül hepsini kullanmamaktadır.
Seçilecek ilk Cumhurbaşkanı'nın profili ne olacak peki? Arkasında en az yüzde 51 halk desteği olan, siyasal sistemin en güçlü kişisi...
Yani, mevcut anayasanın Cumhurbaşkanı'na verdiği yetkilere ilaveten bir de doğrudan halkoyunun sağladığı yükselen etkisi olacaktır.
Bu sorun nasıl halledilecek?
Mevcut parlamento aritmetiğinden yeni anayasada başkanlık veya yarı başkanlık sistemi çıkması zor görünüyor. O zaman, Başkanlık veya yarı Başkanlık sisteminin, bir referandum ile getirilmesinden başka yol görünmemektedir.