Ülkeyi yönetecekleri vatandaş oyuyla seçer.
Siyaseti politikacılar yapar.
Adaleti hukukçular tesis eder.
Ekonomiyi akademisyenler yönetir.
Yani kim hangi alanda uzmansa o işi icra eder.
Ancak Türkiye'de SİSTEM öyle değildi.
Ülkeyi siyasetçilerin yönetmesi gerekirken
GÜÇ odakları iktidarların ensesine bindi hep.
Bu ülkede TÜSİAD hükümet düşürdü.
Kimdir, nedir TÜSİAD?
Ülkeyi yöneten İşadamları.
Seçkin PATRONLAR...
Her önüne gelen işadamının giremediği müthiş güç...
Gazete ilanlarıyla iktadarları yerle bir ettiler.
İşadamının görevi adı üzerine "İŞ"tir.
İnşaatçı inşaatı düşünür.
Buzdolapçı buzdolabını...
Medyacı da gazete veya televizyonunu en iyi şekilde yönetmeyi.
Ancak bizde "İŞ" dünyası hep ANKARA'yı yönetmeyi birinci planda tuttu.
Boğaz'daki yalılarda hükümetleri devirme planları yapıldı.
Konaklarda "MONTAJ" parti lideri çalışmaları sabahlara kadar uyutmadı.
Pijamayla evinde Başbakanları karşılayan "İŞ" adamları gördük.
Bir telefonla Bakanlara "Gönder yavrucum teşviği" diyenlere tanık olduk.
Ankara'ya giden uçaklar hep James Bond çantalı işadamları ve CEO'larla doldu yıllarca.
Anasına-babasına gitmek isteyenler İş adamlarından yer bulamadı o uçaklarda.
Darbe kokusu yayıldığı dönemlerde şirketlere Generaller transfer edildi.
Ülkeyi yönetmeye talip oldular hep.
"Şöyle yap" dediler yönetmesi gerekenlere.
"Şak" diye uygulandı emirler.
Aksine davrananları "Şık" diye bir parmak oynatmayla hallettiler.
Türkiye "ŞAK-ŞIK-İŞ" üçgenine kıstırıldı.
PARTİler bir yandaydı...
Ama kazanan hep öteki yandaki PARA'TİLER oldu.
PARA'TİLERİN başında işadamları vardı ama ardındaki güç daha büyüktü.
Osmanlı'yı parçalayıp "TURKEY"i kuran güçlerdi onlardı.
O güçler 1500'lü yıllarda "TURKEY COMPANY" adıyla bu ülkeye gelip şirket kurmuşlardı.
Yani "TURKEY"in adını 400 yıl öncesinden ilan edip bu topraklara yazmışlardı.
İlk işareti böyle vermişlerdi.
Merkezleri Londra'ydı, yöneticileri Tapınak şövalyeleriydi.
Patronları Museviler ve Masonlardı.
Hal böyle olunca başkent Londra'dan gelen emirlere Boğaz'da hayır diyecek pek yoktu.
O yüzdendir ki İŞ dünyası iktidarları yönetmeye ve devirmeye muktedir hissediyor kendini.
Çıkıp "CHP'ye oy verin" diye yazdırıyorlar İngiliz Musevi medyasına.
ABD elçilerinin kulağına "Vallahi CHP kazanacak" diyen işadamları çıkıyor bu ülkede.
Bu kadar aleni "Partiye yönlendirme ve kollama" metodunun izleri Dünya PARA İMPARATORLARININ "Yeni dünya düzeni" sloganı ile yönettiği BİLDERBERGCİLERE dayanıyor.
Musevi İşadamı Rockfeller ile birlikte Bilderberg'i kuran 9 kişiden biri de Muharrem Nuri Birgi'dir.
Beyefendi Londra Büyükelçisi'dir.
1977 senesinde o da bir gazeteye demeç verdi ve dedi ki;
"Ecevit hükümetine güven oyu verilmelidir."
Evet Boğaz'da Rothschild ailesinden İngiliz ajanlarına kadar çok sayıda ilginç insanların kaldığı KIRMIZI YALI'nın sahibi de "CHP" için çağrılar yapmıştır bu ülkede.
Değişen bir şey yok.
Dün neyse bugün de aynı...
Ve mücadele büyük.
Bu ülke; Berberin gözü makasında...
Kasap'ın işi mezbahada...
İşadamının yönü başkent yerine makine ve fabrikada...
Din adamının yönünün de Ankara değil Kabe'ye doğru olduğu zaman...
BÜYÜK ülke olacaktır.