CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Güçlü devlet

Eklenme Tarihi 10 Temmuz 2026

Bir zamanlar hurda silahlar için Batı başkentlerinde kapılarda yatan liderlerimiz, ıskartalar için kırk takla atıyordu.
Yalvarıyorlardı.

"Nasılsa hurdaya çıkaracaksınız, atmayın, ne olur bize verin" diye.
Bunun en güzel açılımını da Alman subayı Ralph Thelia yapıyordu önceki gün.
ZDF kanalında ekrana çıkıp "Geçmişte eskimiş ve ıskartaya göndereceğimiz silahları Türkiye'ye verip elden çıkarıyorduk" diyordu. Ralph bir ekleme daha yapıyordu. "Ancak şimdi Türkler silah üretiminde LİDER durumda. Bu yüzden dünya onları izliyor" diyordu. Mart ayında Almanya'da bir tatbikat vardı.

O tatbikata katılan devasa TCG Anadolu savaş gemisi limana demirlemişti. Bir Alman çekim yaparak video yayınladı. "Bu gemi Hamburg'dan büyük" diye bağırıyor, hayranlığını dile getiriyordu. Zincirleri kırmıştık artık.
Yıllarca ezik liderlerimize baskı yaparak bir mermi fabrikası bile kurdurmayanlar, bugün istemeden de olsa aynı gerçeği teslim etmek zorunda kalıyor.

Bunun son örneklerinden biri, İsrail basınında yer alan değerlendirmeler oldu. Türkiye'yi yıllardır eleştirenlerin Ankara'nın ulaştığı askeri, diplomatik ve stratejik seviyeyi inkâr edememesi, gelinen noktanın en açık göstergesidir. Tel Aviv medyası uzman görüşlerini yayınlayarak "Erdoğan Türkiye'yi bölgesel süper güce dönüştürdü" diye ağlıyor. Ankara'da yapılan ve tüm dünyada geniş yankı uyandıran NATO zirvesine, Türkiye'nin ağırlığı ve güç gösterisi damga vurdu. Bu gücü dizlerini döverek feryat figan haykırıyorlar. Ankara NATO'yu ağırlarken, İsrail Başbakanı Netenyahu'nun ABD'de de kanal kanal gezip "Türkler Osmanlı İmparatorluğu'nu kuruyor" diye ağlayacak hale gelmesi, aciz ve zavallı durumlara düşmesi tesadüf değildir.

Tüm dünya medyasında Türkiye'nin NATO'nun en güçlü ordularından biri olduğu, savunma sanayisinde büyük bir sıçrama gerçekleştirdiği ve artık teknoloji üreten ve uluslararası dengeleri etkileyen bir devlet haline geldiği ilan ediliyor. Daha da önemlisi, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olmanın ötesine geçerek küresel ölçekte söz sahibi olma iradesi gösterdiği vurgulanıyor.

23 yıl öncesine kadar hurda silahlar için Batı'da yalvaran Türkiye bugün silah ihracatının yüzde 57'sini 20 NATO ülkesine yapar hale gelmiştir. O yüzden Başkan Erdoğan'ın NATO zirvesine gelen liderlere Türk yapımı tabanca hediye etmesi derin anlamlar ve mesajlar taşıyor.
İsrailli uzman Dr. Assa Ophir'in Türkiye'nin NATO zirvesine damga vurmasına verdiği doğru tepki de beni gülümsetti. Ophir "Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke" sözleriyle, aslında bir eleştiriden çok bir itirafta bulunuyor.
Çünkü mevcut düzen denilen yapı, onlarca yıldır Siyonizm'e ve onun finansal gücüne teslim olmuş Batılı ülkelerin çıkarlarını koruyan, gelişmekte olan devletlere ise ikinci sınıf ezik rol biçen bir sistemdir. Türkiye'nin bu düzene itiraz edip sarsması bir tehdit değil; milli egemenliğini ve çıkarlarını savunmasının doğal sonucudur.

Türkiye artık eski Türkiye değildir.
Ankara bugün Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Kafkasya'dan Balkanlar'a, Orta Doğu'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada etkisini hissettiriyor. Bunun nedeni saldırganlık değil; GÜÇLÜ devlet olmanın gereğini yerine getirmesidir. Güç boşluk kabul etmez. Türkiye artık başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmayı reddetmekte, kendi senaryosunu kendisi yazmaktadır.
İsrail basınında yer alan "Türkiye oyunun kurallarını yeniden yazmak istiyor" değerlendirmesi de dikkat çekicidir. Evet, Türkiye adil olmayan kuralların değişmesini istemektedir. Çünkü yıllarca terörle mücadelede yalnız bırakılan, ambargolarla karşılaşan, güvenlik kaygıları görmezden gelinen bir ülkenin kendi kapasitesini inşa etmesi meşru olduğu kadar kaçınılmazdır.
Bugün Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olanların ortak noktası aynıdır: Güçlü, bağımsız Türkiye görmek istemiyorlar. Ancak gerçekler algılardan daha güçlüdür.

Türkiye artık izin isteyen bir ülke değildir. Masaların kurulmasında söz sahibi olan bir devlettir.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında hedefi nettir:
Tam bağımsızlık, yüksek teknoloji, güçlü ekonomi, caydırıcı savunma ve çok yönlü diplomasiyle yalnızca bölgesinin değil, dünyanın en etkili devletlerinden biri olmak. Bu hedefe ulaşmanın yolu, milli birlikten, üretimden, bilimden ve stratejik vizyondan geçmektedir.
Türkiye yükseldikçe eleştiriler artacaktır; çünkü yükselen her güç, yerleşik dengeleri sarsar. Fakat artık görünen odur ki Türkiye'nin yükselişi yerli eziklerimize rağmen yalnızca içeride değil, dışarıda da dikkatle izlenen ve kabul edilen bir gerçeğe dönüşmüştür.