Nereden nereye... Ankara'ya uçaklar iniyor, binlerce siyasetçi, asker, ülkeleri yönetenler yağıyor. Yeni NATO başkentimizde kurulurken geçmişte Türkiye'nin konumu çok farklıydı. NATO tatbikatları ve planlarından haberimiz bile olmazdı. Ancak kullanılırdık. Bir aparattık. Türkiye'nin bir ordusu vardı, ancak stratejik kararların merkezinde değildi.
NATO'nun büyük planları hazırlanırken çoğu zaman her şeyden bihaber kullanılan zavallı ülke konumundaydık. Mesela İstanbul Hasdal'daki piyade alayının Karadeniz'de nereye, niçin ve kime karşı konuşlandığını piyade alayı asla bilmezdi. Bu örnek, geçmişte Türkiye'nin kendi güvenlik planlamasında ne kadar söz sahibi olduğuna dair tartışmalarda sıkça dile getirilen bir durumdu. Hatta NATO İskandinav ülkelerindeki bir NATO tatbikatında düşmana atış hedefi olarak iki tane resim konmuştu. Resimlerden birisi Atatürk, diğeri Erdoğan'dı. Tatbikattaki bir Türk subayının fark etmesiyle uzun uğraşlar neticesinde düşman hedefi değiştirildi. Yani eski NATO buydu.
Türk askeri sahada vardı; ancak karar veren merkezlerden biri değildi. Ama bugün yeni NATO kuruluyor. Türkiye kullanılan değil, yeni NATO'yu kuran, yöneten merkez ülkelerden biri olarak ortaya çıkıyor. Bunun da üç önemli sebebi var. Birincisi, milli teknolojiyle güçlendirilmiş muazzam savunma kapasitesi. Türkiye artık savunma alanında dışarıya bağımlı bir ülke değil. Kendi teknolojisini geliştiren, kendi sistemlerini üreten ve sahada etkili sonuçlar ortaya koyan bir ülke konumunda. Kapılarda yalvaran ülke hiç değil. Kapısında beklenen ve sıraya girilen bir güç merkezine dönüştü.
İkincisi, diplomatik stratejik çözüm üretme kabiliyeti.
Uluslararası tüm krizlerde ve savaşlarda masa kuran, kendi çıkarlarını dikte eden, dengeleri değiştiren, tarafları doğru karar almaya yönlendiren, barış için çırpınan ve sözü dinlenen bir ülke konumunda ve şampiyonlar ligindedir. Üçüncüsü hem sahada hem masada muazzam fiili kapasite ve kabiliyete sahip olmasıdır.
Çünkü gerçek güç sadece sahip olunan silahla ölçülmez. Gerçek güç, o kapasiteyi kullanabilecek irade, strateji ve diplomatik yetenekle ortaya çıkar.
Bu üç saç ayağıyla; milli teknolojiyle güçlendirilmiş savunma kapasitesi, diplomatik, stratejik çözüm üretme kabiliyeti ve hem sahada hem masada ortaya konulan fiili kapasitesiyle Türkiye farklı bir noktaya taşınmıştır.
Artık ikamesi zor MERKEZ bir eksen haline geldik. Bu güç anlayışının temelinde Türkiye'nin tarihsel birikimi de bulunmaktadır. Osmanlı'nın adalet anlayışı ve ilişkilerinde ayrım yapmaksızın yerleştirdiği kazan kazan, eşit ilişki yaklaşımı; Türkiye'nin hem gönül coğrafyasında hem de küresel arenada etkisini artıran unsurlardan biri olarak görülmektedir.
Bu anlayışa göre Türkiye sadece kendi çıkarlarını koruyan bir ülke değil, aynı zamanda çevresinde istikrar oluşturan, iş birliği geliştiren ve ortak kazanım hedefleyen bir merkez ülke hâline gelmektedir. Artık yeni NATO Ankara'da kuruluyor. Türkiye kullanılan değil, yeni NATO'yu kuran, yöneten merkez ülke olarak ortaya çıkıyor.
Bu öyle bir kapasite ki; sadece sömürüle sömürüle bugünlere gelmiş ülkelerin küresel emperyalizmin kıskacından kurtulmasına, bağımsızlık, refah ve barış yolunda dev adımlar atmasına sebep olmuyor; aynı zamanda Türkiye'yi küresel adaletin, barışın ve refahın sigortası hâline getiriyor.
Bu öyle bir güç ki Türkiye dostlarına da Türkiye'yi düşman belleyenlere de kazandırıyor. Çünkü Türkiye düşmanlarına saldırdıklarında Siyonist, işgalci, soykırımcı İsrail gibi değil; bir tek sivilin burnunun kanamasına dahi müsaade etmeyen bir savunma anlayışıyla müdahale ediyor, cevap veriyor. Dolayısıyla muhtemel bir düşman saldırısında düşman ülkenin sivillerinin yok olmasını önlüyor.
Trump, Türkiye'nin muazzam güç ve potansiyelini bildiği için ve Erdoğan'ın davetine hayır diyemeyeceğinden dolayı derin devleti ile birlikte Ankara'da.
Türkiye'ye dost da muhtaç, düşman da. Dünya savaşların yaşandığı ortamda barışın korunması adına merkeze, Türkiye'ye akarken, bizim dünyadan bihaber ana muhalefet ne yapıyor peki? Onların tek derdi CHP'yi CHP'lilerden geri alıp ele geçirmek. Birbirlerini mahkemeye veriyor, suç duyurusunda bulunuyor ve yiyorlar. Buraya not düşelim. İmamoğlu ve Özel'i parlatan önemli isimlerden biri söyledi.
"Özgür Öze kesinlikle Cumhurbaşkanı adayı olacak. Ancak şimdi açıklayamıyor. Mansur Yavaş sinirlenir, kavga çıkar diye. Son anda açıklayıp, Mansur Yavaş'ı kavgasız izole edecekler". Dünya Türkiye'de kurulan yeryüzünü yönetme masasında yer kapma peşinde.
Bizim muhalefet ise asla olamayacakları iktidarda koltuk derdinde...
Ankara'da manzara aynen böyle.