Bakıp kendimizi görüyoruz.
Halbuki arkasında birileri var.
Orada malı götürüyorlar.
Fotoğrafı net görebilmek için tarihimizi iyi bilmemiz lazım.
Ama bizi tarihimizden de koparttılar.
Bu topraklarda kendi tarihini yasaklayan,
Hitit uygarlığını vura vura kafalara sokan iktidarları taşıdılar hep tepemize.
Ne Asurlular kaldı, ne de Frigyalılar.
Alaska-frigoya çevirdiler bizi.
Sadece ve sadece ceddine söven nesiller yetiştirdiler.
İngilizler ve onları yöneten Masonlarla bizi Britanyaklaştırdılar.
Adamlar öyle ağlar ördüler ki bu ülkeye, örümcek kafalılara döndürdüler bizi.
Okullar açtılar Amerikan Koleji diye bu memlekette.
Ama kurucusu İngilizlerdi.
Türkleri götürdüler Avrupa'ya eğitime.
Mason olarak geriye gönderdiler.
Onlarla işleye işleye dantel dokudular beyinlerimizde.
Etnik bir yapı kurdular, ırkçılığı ruhumuza işlediler.
En güzel böl-parçala yöntemiydi bu. İnançları körüklediler.
Kıyafetimize kadar karıştılar.
Yasaklarla 100 yıl oyaladılar bizi.
Bizim işbirlikçiler sayesinde ceplerini doldurdular.
Kendi ülke insanlarına taşıdılar kepçeyle.
Sultan Abdülhamid Han'ın kapısını çaldı bir gün İngiliz elçi.
Elinde sapı kırık bir kılıç vardı.
"Haşmetlim sizin topraklarda,
Kerkük ve Musul'da bizim bilimadamları arkeolojik çalışmalar yapıyor.
O bilimsel kazılar esnasında tarihi eserler bulmuşlar.
Elimde gördüğünüz bu sapı kırılmış kılıç binlerce yıl öncesine ait paha biçilmez bir antika.
Müsaade ederseniz zat-ı şahanelerinize armağan olarak sunmak istiyoruz" dedi.
Sultan Abdülhamid Han, İngiliz elçi gittikten sonra hemen bir antika ustasını çağırttı saraya.
O antika kılıcı inceletti.
Uzman kişi "Padişahım bu eski bir kılıç değil...
Eskitilmiş bir kılıç" dedi.
Abdülhamid Han İstihbaratçılarını hemen Musul ve Kerkük'e gönderdi.
Yapılan inceleme sonrası gelen haber ilginçti;
"İngilizler burada arkeolojik kazı adı altında kuyular açıyor.
Kuyulardan siyah bir sıvı akıyor.
Sonra bu kuyuları kapatıyorlar."
Sultan Abdülhamid "Petrol" dedi.
Osmanlı'ya ait Kerkük ve Musul topraklarının tapusunu hemen kendi üzerine geçirdi.
Filistin'i para ile satın almak isteyen Musevi zenginleri "Kanla aldık kanla veririz" diyerek kovmuştu.
Kendisinden sonra gelenler ihanet edip Kerkük ve Musul'u satabilirdi.
Sırf bu yüzden şahsi tapusunu üzerine aldı.
Ömrünü İngilizlerle savaşarak geçirdi.
Ve devamlı darbelere maruz kaldı.
Yüzyıl sonra torunları ona "Kızıl sultan ve diktatör" diyor.
Neden?
Çünkü yukarıda anlattığımız gibi bizi tarihimizden kopardılar.
Bize tarihimize sövmeyi öğrettiler.
Ecdadına küfreden bir nesil yetiştirdiler.
Ve hala bizim o topraklarla, Kerkük ve Musul'la kucaklaşmamızı engellemeye çalışıyorlar.
Tek yolları var.
Ama suikastle ama darbeyle, ama GEZİ'yle ama baronlar ve medyası ile ama montaj parti liderleriyle Tayyip Erdoğan'ı indirmek...
Çünkü Türkiye Başbakanı Kürtlerle kucaklaşıyor.
Kerkük ve Musul petrollerini Türkiye'den dünyaya taşıyacak anlaşmalara önceki gün imza atıyor.
Bir İngiliz atasözü der ki;
"Körler ülkesinde tek gözlü adam kraldır."
Londra'yı başkent bilen içimizdeki İngilizler, tarihine kör bu ülkede Ankara'ya PARA'nın gücüyle hep böyle krallar atadılar.
Britanya kraliçesi adına hem de...
Türkiye tek gözlü adamlar krallığını artık tarihe gömüyor.