Libya Hükümeti Danışmanı Muhammed Ali Abdullah A Haber'e konuştu: ''Hafter ve Rusya'nın sonu olur''
Libya Hükümeti Danışmanı Muhammed Ali Abdullah, A Haber'e özel açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin sürecin başından beri Libya'ya en büyük desteği veren ülke olduğunun altını çizen Abdullah, Sirte ve Cufra'nın önemine dikkat çekerek bu bölgelerin tekrar meşru hükümetin kontrolü altına geçmesi halinde Hafter ve Rusya'nın bölgedeki varlığının sona ereceğini ifade etti.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Kıdemli Danışmanı Muhammed Ali Abdullah, A Haber'e özel açıklamalarda bulundu.
İşte Muhammed Ali Abdullah'ın açıklamalarından satır başları:
- BAE ve Fransa'nın darbeci Hafter'e destek verdiğini biliyoruz, peki bu desteğin sebebi ne?
Bu desteğin hiçbir mantığı yok. BAE, Fransa, Mısır ve diğer ülkeler bugün Hafter'i farklı şekillerde desteklemeyi sürdürüyor. Türkiye, Libya Hükümeti'ni desteklediği için, resmi ve güçlü bir varlık gösterdiği için, çözümün bir parçası olduğu için BAE ve Fransa rahatsızlık duyuyor. Söz konusu Türkiye olunca düşmanca bir tavır var. BAE ve Fransa'nın bu tutumunun bedelini Libya halkı ödüyor. Başka faktörler de var. BAE; Arap ve İslam dünyasında karşı devrim çabalarıyla ilişkili, bu yıllardır yaptıkları bir şey. Mısır'da başarılı oldular, orada askeri bir diktatörlük kurdular. Elhamdülllilah, henüz başka bir yerde başarılı olamadılar. Umuyorum ki hayal kırıklığına uğramaya devam ederler. Müslüman bir ülkenin bu suçlarda bulunması çok üzücü. Hepimiz pek çok uluslararası organizasyonun raporlarında bunu gördük. Son olarak BBC'nin raporu; BAE'nin Trablus'taki askeri kampta öğrencileri hedef alan saldırının arkasında olduğunu gözler önüne serdi. Ne yazık ki BAE'nin ve Hafter'in yanına kaldı.
- Türkiye'nin Libya'daki rolünü nasıl yorumlarsınız?
Türkiye'nin her zaman Libya'daki demokratik süreç için pozitif ve destekleyici bir rolü oldu. Söz konusu politik, askeri, lojistik destek olduğunda her zaman Libyalıların yanında yer alan ülkelerden biriydi. Pek çok farklı alanda Türkiye'yi listenin ilk sırasında görebilirsiniz. Hafter'in Trablus'a yönelik saldırısının ardından bu agresif tutuma karşı çıkan bir kaç ülke oldu, o ülkelerden birisi Türkiye'ydi. Hükümetimiz ve Türk hükümeti arasında karşılıklı anlaşmalar imzalandı. Uzun dönemli, stratejik bir ilişki kuruldu, daha da önemlisi kısa vadede sivilleri koruma konusunda önemli bir rol oynadı. Türkiye'nin Libya'nın diğer stratejik partnerleriyle birlikte hala oynayacağı büyük bir rol var.
- Sirte ve Cufra'nın önemi ne?
Sirte ve Cufra'da Libya'nın diğer kentlerinde olduğu gibi ödün vermeyeceğiz. Libya'nın bir karış toprağının bile yasa dışı güçlerin ya da paralı askerlerin kontrolüne geçmesine izin vermeyeceğiz. Sirte ve Cufra pek çok açıdan stratejik çünkü Libya'nın birliğini kuvvetlendiriyor. Hafter'in ve paralı askerlerin bu bölgede varlığını sürdürmesi Libya'nın birliğini tehlikeye atıyor. İkinci olarak Sirte ve Cufra yeniden hükümetin kontrolüne girerse bu Hafter'in ve aynı zamanda Ruslar'ın da sonu olur. Daha meşru ve politik süreçin işlemesine olanak tanır. Savaş seçen bizler değiliz, güç ve şiddet kullanımını seçen bizler değiliz. Biz buna karşı çıktık, biz ülkemizi, halkımızı savunmaya hazırız. Elhamdüllillah Trablus'ta bunu durdurduk, Sirte ve Cufra'da da bunu yapacağız. Ana amacımız; güvenliği ve istikrarı sağlamak.