Çok sevdiğim bir büyüğüm sık sık hakikatin öneminden bahsederdi ve "hakikati reddenin imanı olmaz" derdi. Şimdi bu sözden siyasete ve muhalefete keskin bir viraj alacağım. Tabii ki muhalefeti imansız ilan etmeyeceğim. O işlere bakmak ne benim ne de bir başkasının haddi. Demişler ya "er yarın Hak divanında belli olur" diye. Hak divanında bakılacak o işlere; bizim meselemiz değil.
Lakin şu var; hakikati reddeden siyaset yapabilir mi? Daha geniş alalım; hakikati reddeden herhangi bir işte muvaffak olabilir mi? Belki geçici olarak bazı maddi menfaatler temin eder. Cebini doldurur, makam mevki sahibi olur… Ama hakikatte insana yaraşır, faydalı bir iş yapamaz. Haliyle siyaset de yapamaz. Çünkü siyaset hakikatte yönetmek işidir.
Muhalefet bir seçim kaybetti. Aslında bu da normal. Seçim varsa kazananı olduğu gibi kaybedeni olacak. Ama muhalefet bir seçim daha kaybetti. Hep seçim kaybetti. Haydi adını biraz daha net koyalım; CHP girdiği hiçbir serbest ve adil seçimi kazanamadı! Son seçim mağlubiyetinden sonra bir değişim lafıdır ortalığı aldı. Parti içinden Kılıçdaroğlu'na kazan kaldıranlar oldu. En başta Ekrem İmamoğlu. Lakin İmamoğlu'nun nefesi bir yere kadarmış. Ortalığa çıkıp 1-2 süslü laf edip, sağlam bütçeli 1-2 reklam kampanyası yaptıktan sonra sesi soluğu kesildi. Baktı ki genel başkanlık yarışını kazanamayacak belediye başkanlığına fit oldu. Şimdi Özgür Özel konuşuyor. Bir yandan kendini avantajlı görüyor. İmamoğlu aradan çekildiğine göre Kılıçdaroğlu ile başbaşa kaldı. Tam anlamı ile hesap ediyor mu emin değilim ama bir mesele var; Kılıçdaroğlu yaman rakip. Özgür Özel'in CHP'nin bu mezhepçi delege yapısıyla Kılıçdaroğlu'nu kongrede mağlup etmesi neredeyse imkansız.
Anlayacağınız Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığına devam edecek. Muhtemelen yerel seçimlerde bir mağlubiyet daha alacaklar. Kılıçdaroğlu o mağlubiyeti de belediye başkan adaylarının sırtına yükler. En fazla seçimden sonra 1-2 ay daha gürültü patırtı kopar ama Kılıçdaroğlu genel başkanlığa devam eder.
Kısa sürede ortalık süt liman olur. CHP'de sorun çözülür. Kılıçdaroğlu 2028 seçimi için çıkıp iddialı iddialı laflar etmeye başlar. Muhalif seçmen de çaresiz "bu sefer olacak galiba" diye düşünmeye başlar. Lakin hakikatte CHP'nin girdiği hiçbir serbest ve adil seçimi kazanamama sorunu çözülmez. Kozmetik bir iyileşme olsa, sular durulsa, bir dahaki seçime kadar konuşurken mangalda su bırakmama imkanı olsa da hakikatte sorun olduğu yerde durmaya devam eder.
Evet, hakikatle kurulan bağ önemli. Mazallah o bağ bir koparsa…