YABANCI odakların ülkemizdeki siyasi meseleler üzerinde ne kadar belirleyici olduğu her zaman tartışılmıştır. Kimileri içerideki aktörlere hiç hareket alanı bırakmazlar. Her şeyin dışarıdan kontrol edildiğini söylerler.
Yurt dışında bir yerlerde birileri oturur, felan iş şöyle olsun ve onu da filan kişi yapsın diye karar alırlar.
Sonra Türkiye'deki muhataplarına gerekli talimatı vererek işin istedikleri gibi olmasını sağlarlar. Doğrusu ben bu işin bu kadar doğrudan ve emir komuta zinciri içerisinde olduğuna hiçbir zaman inanmadım.
Öbür taraftan da dış güçlerin ülkemiz hakkında hiçbir tasarı, plan yapmadıkları; bir ajandaları olmadığı fikrine de prim vermedim. Tamam komplo teorilerine inanmıyoruz ama burnumuzun ucundaki gerçeği görmeyecek kadar da saf değiliz.
Türkiye kendi başına bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir.
Dış güçlerin ülkemiz üzerinde emelleri, amaçları vardır. Emellerine ve amaçlarına ulaşmak için de kullandıkları işbirlikçileri, adamları, satılmış hainler vardır. O adamları eliyle ülkemizde iş görmek, bir meseleyi gündem etmek, bir kararın istedikleri gibi alınmasını sağlamak için çabalarlar. Bazen başarırlar bazen de başarısız olurlar.
Bana tekrar tekrar bunları düşündürten ise Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve 6'lı masanın adaylık tartışması. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun aday olmak istediğini biliyoruz. Neredeyse adaylık için yapılması gereken her şeyi yaptı.
Yalan yok; iyi bir strateji takip etti ve titiz bir çalışmayla hedefine oldukça yaklaştı.
Sadece şeffaf ve açık bir şekilde "Ben adayım" demedi. Onun haricinde yapılması gereken ne varsa yaptı, söylenmesi gereken her sözü söyledi. 6'lı masanın belkemiği olan en büyük partinin lideri. Normal şartlarda bu açıdan da ciddi bir avantajı var.
Süreç normal seyrinde devam ederse Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı artık sadece bir zamanlama meselesi. Günü saati gelince adaylığı resmen ilan edilecek.
Bu saatten sonra eğer Kılıçdaroğlu aday olmazsa bunun muhtemel iki nedeni olabilir.
Kılıçdaroğlu ya rüyasında ak sakallı bir dede görecek ve dede olan "Aday olma, aday olma" diye seslenecek ya da Kılıçdaroğlu'nun da kontrol edemediği bir güç odağı Kılıçdaroğlu'na "Senin aday olmanı istemiyoruz, aday olursan seni desteklemeyiz" diyecek.
Yani eğer Kılıçdaroğlu aday olmazsa bu benim için dış odakların Türkiye'nin siyaseti, en azından muhalefet üzerinde zannettiğimizden çok daha etkili olduğu anlamına gelecek.
Yok eğer Kılıçdaroğlu en azından kendi yandaşlarının beklediği gibi aday olursa bu da dış güçlerin aslında o kadar da etkili olmadığı anlamına gelir. Kılıçdaroğlu gibi birisinin cumhurbaşkanlığı adaylığını bile engelleyemeyen dış güçleri o kadar da abartmaya gerek yok demektir.