CANLI YAYIN

Mor halkalar dökülürken

Eklenme Tarihi 07 Aralık 2020
HAYRETLE CHP'de birbiri ardına patlak veren taciz ve tecavüz skandallarını takip etmeye çalışıyoruz.
Her gün yeni birkaç vaka ortaya çıkıyor.
Her vaka bir tacizci, tecavüzcü ve onun saldırısına uğrayan en az bir kadın demek.
En az bir diyorum çünkü parti içerisinde aynı kişi tarafından taciz edilmiş, tecavüze uğramış birden fazla kadın olabilir.
Malum her kadın kolaylıkla uğradığı taciz ve tecavüzü anlatamıyor. Hele ki CHP özelinde taciz ve tecavüzcülerin korunup, mağdurların susturulmaya çalışıldığını göze alırsak sayının bilinenden çok fazla olduğu aşikar.
Söyledim yine söyleyeceğim; Normal şartlar altında CHP'lilerin herhangi bir toplum grubuna göre daha fazla taciz/ tecavüz eğilimli olduğunu düşünmüyorum.
Dahası "felanca grup diğerlerine göre daha fazla taciz/tecavüz eğilimlidir" cümlesini de nefret suçu ve cehalet olarak değerlendiriyorum. CHP'de maalesef her gün bir yenisinin yaşandığını öğrendiğimiz taciz ve tecavüz vakalarının çokluğunun nedeni "CHP'li olmak" değil. Partinin özellikle İstanbul'da olmak üzere tüm teşkilat kademelerine sinmiş olan hizipçi, sekter, şiddet eğilimli, radikal, terörü kutsayan siyaset ve kadroların sorumlu olduğunu düşünüyorum. Bu kadrolar içe kapalı, sekter, mafyavari, mezhep taassup sahibi olduğu için tacizci ve tecavüzcüyü koruyor. Korunacağını bilen ve gören tacizci/tecavüzcü cinsel zorbalık eğilimlerini daha fazla hayata geçiriyor.
Hepsi tamam ama bu sekter, mezhepçi, hizipçi yapılanmanın dışında kalan ortalama CHP seçmeni, sokaktaki sıradan insanlardan CHP'ye oy verenler de susuyor. Sözcü gazetesi okuyan, Halk TV izleyen, "Saray'da altın klozet" olduğunu zanneden, Türk İHA/ SİHA'larının hiçbir işe yaramadığını ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı tarafından üretildiği için abartıldığını düşünen, İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un taban alanı 70 metrekare olan 3 katlı evini Boğaz kenarında lebi derya yalı zanneden kişiler de susuyor. Kendi adıma bu toplum kesiminin her duyduğuna sorgulamadan inanan, kolay manipüle edilen, eleştirel zihni faaliyeti terk etmiş, kendilerine altın tepside sunulan sahte bir muhalifliğin konforuna kapılarak uyuşmuş, korkuları tarafından esir alınmış, nitelikli kitaplar okumayan, dünyanın gidişatını takip edemeyen insanlar olduklarını düşünüyorum. Ama hemen hiçbirisinin taciz ve tecavüzü görmezden gelecek, şiddete uğrayan bir kadının çığlığına kulağını kapatacak insanlar olduklarını da düşünmüyorum. Günün sonunda farklı siyasi tercihlerimiz olsa da onlar da insan, anne, baba, abi, abla, evlat, kardeş, eş...
Benim insan olduğum için sahip olduğum en temel hassasiyetlere onlar da sahip.
Hatta daha fazlasına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Sözgelimi sosyal medyada profil fotoğraflarına üzerine "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" yazan mor halkalar koyuyorlar.
İstanbul Sözleşmesi'nin kadınları taciz ve tecavüz dahil her türlü şiddete karşı koruduğunu ve "Gerici AKP'nin!" tam da bu nedenle İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırmak istediğini söylüyorlar. Dedim ya sahte muhalifliğin konforu!
Can yakıcı nokta işte burası! Okumasa, sorgulamasa, eleştirel olmasa, kolay inansa, manipülasyona açık olsa da ortalama CHP seçmeni cani, adi, sapık değil. Temel insani değerleri senden, benden, ondan daha az ya da daha fazla taşıyor da değil. Peki ama nasıl oluyorda düne kadar profiline mor halka takan bu insanlar CHP'de patlak veren tacizlerin üstünü kapatmaya çalışıyorlar? Yoksa diğer tüm hassasiyetleri de "kadın" hassasiyeti gibi sahte miydi? Bozulan şehir dokusu da umurlarında değil miydi? Ağaçların kesilmesine verdikleri tepki de yalan mıydı? Peki ya yanlış restorasyon kurbanı olan tarihi eserlerin arkasından döktükleri göz yaşı? Haydarpaşa Garı'nda yangın çıktığında ilk aşklarını oradan uğurlarken gözlerinin nasıl yaşardığını anlatıyorlardı. O da mı sahteydi? Nasıl bir insan kendine ait en temiz duyguları bile siyasete alet eder?
Gezi Kalkışması'nın ilk üç gününü çevre hassasiyetiyle desteklediklerini söyleyip durdular. Şimdi ondan da şüphe etmeli miyiz? Çocuk tacizi vakalarından sonra hep beraber tepki göstermiştik. Farklı siyasi tercihlerimiz olsa bile çocuk tacizine tepki göstermek siyaset üstü bir meseledir diyorduk. O zaman da mı rol yapıyorlardı?
Mor halkalarının döküldüğünü biliyorduk ama vicdanlarını ne ara düşürdüler?