CANLI YAYIN

Ansızın gelen depresyon

Eklenme Tarihi 28 Mayıs 2019
R siyasetçi ortaya çıkacağını bile bile neden yalan söyler?
Sorunun tek bir cevabı var; kitlesi onun yalanlarına inanmaya hazırdır, inanıp öfkesini artırmayı, düşmanlığını keskinleştirmeyi bekliyordur da onun için. CHP'nin İstanbul adayı için tam da böyle bir durum söz konusu. Yalan söylüyor, hem de ilk mektep çağındaki çocukların bile kanmayacağı kadar basit yalanlar söylüyor. Eskiden yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. İletişim imkanlarının bu kadar arttığı günümüzde CHP'nin adayının mumu yatsıya kadar bile yanmıyor. Gerçek anında ortaya çıkıyor ama CHP'li İmamoğlu yalan söylemekten vazgeçmiyor.
'Katıldığım CNN Türk yayınında beni çeken kameramanları işten attılar' diye bir yalan uydurdu. 'Kanal bu konuyla alakalı açıklama yapmalı' diyerek de kendi safsatalarına zemin hazırladı. Söylenilenin yalan olduğunu anlamak için kanalın açıklamasını beklemeye bile gerek yok. Diyorum ya çocuklar bile inanmaz! Kanal o yayından dolayı birisini işinden kovacak olsa yayın yönetmenini kovar, içerik editörünü kovar, sunucuyu kovar, program müdürünü kovar ama önüne saksı da koysan CHP'nin adayını da koysan çekecek olan kameramanı kovmaz.
Gelelim meselenin diğer boyutuna; nerede söylüyor bu yalanı CHP'nin adayı. Katıldığı televizyon programlarında. Birisi Saadet Partisi'nin yayın organı TV5 kanalında, kullanışlı, pek liberal ve bir o kadar araştırmacı gazetecimizin programında. Konuları tek parti döneminden başlayarak anlattığı uzun ve bir o kadar da emek istediği belli (kullanışlı da olsa hakkını yememek lazım) yazıları yazan gazetecimizin tepkisi ne oluyor? Mahcupça, sesini fazla yükseltmeden 'bugün CNN Türk bunu yalanlayan bir açıklama yaptı' diye yalandan itiraz ediyor. İmamoğlu da 'neyse, haydi öyle olsun' diyerek savuşturuyor. Kullanma tarihi henüz geçmemiş gazetecimiz de CHP'li adayın geçiştirmesinin üzerine nedense gitmeyiveriyor. 'Neden iddianızı dile getirmeden önce kontrol etmediniz? Kovulduğunu iddia ettiğiniz kameramanların kimlik bilgileri var mı? Bu konuyu 'neyse' diyerek geçiştiremezsiniz' diye sorularını sıralamıyor.
CHP'nin adayının yalanını tekrarladığı diğer yayın ise Uğur Dündar'ın Halk Arenası programı.
Kitlenin yalan açlığını da burada görüyoruz. CHP'li İmamoğlu yalanını söyleyince salondaki izleyiciler hep bir ağızdan dandik sitcom dizilerindeki seyirci efekti gibi tepki veriyorlar; 'aaaaa'.
Yalanın inandırıcılığını artırmak için yalana inanmaya istekli kitle tarafından verilen bir ara gaz...
Sonra CHP'li İmamoğlu alıyor sazı eline. 'Detaya girmek istemiyorum ama işten atılan kameramanların ailevi durumlarını da biliyorum' diyor. Lafı çok zor durumda olan insanları bile işten kovdular demeye getiriyor. Yalana inanmaya hazır kitle hemen üzerine düşeni yapıyor. Aynı samimiyetsizle 'tüh' tepkisi yükseliyor salondan. Ortada bu kadar yalan ve yapmacıklık olur da medya tarihimizin en şaibeli ismi olan Uğur Dündar bundan payını almaz mı? Alır tabi; O da 'İşten kovulan kameramanları biz işe alacağız' diyerek vazifesini yapıyor.
Peki bu işin sonunda ne olacak?
Olacağı şu; bu kadar yalan zamanla insanın hakikatle bağını kopartır. Hakikatle bağı kopan kişinin ise işi çok zordur. Allah korusun ruh sağlığını yitirir, sinirleri alt üst olur. Depresyona girer, ilaç kullanmaya başlar. Eğer kullanıyorsa dozajını artırmak zorunda kalır.
Her şey güzel olacak dersin, ilacın dozunu artırmak zorunda kalırsın!