Mancini'nin üçlü defanstan vazgeçerek, dörtlü defansa dönmesi Galatasaray'ın dengeli bir oyun sergilemesini sağladı. Çünkü Mancini, Antalya, Elazığ ve Antep'te üçlü defansta ısrara edince ve bu sistemi geniş alanda oynayınca bekleyen rakiplerine karşı pozisyon üretmekte zorlanmış, ama kalesinde ciddi gol pozisyonları görmüştür. Galatasaray ve Elazığ rotasyonlu kadroları ile sahaya çıktı. Emre Çolak'ın maestro gibi oynadığı 90 dakikada topun hakimi ve oyunun kontrolü Galatasaray'ın elindeydi. Elazığ'a pozisyon vermedikleri gibi 2-0'dan sonra çok ciddi gol pozisyonları buldu.
* Oyuncuları nasıl buldunuz?
Drogba'nın gerçek fizik gücünü tekrar yakaladığını gördük. Drogba, art arda Elazığ defansının arkasına kaçarken, attığı golde de alkışlandı.
İkili mücadelelerde ayakta duramayan Emre Çolak'ın bu kez yıkılmadığını, sahanın her yerine ayak bastığını, çok koşup, çok mücadele ettiğini gördük. Sahanın bence en iyi oyuncusuydu. Mancini'nin artık dörtlü defansı bırakacağını düşünmüyorum.
Galatasaray'lı oyuncular dörtlü defans sayesinde hocalarının bu isteğini maç boyu başarı ile yerine getirdi.
* Ünal Aysal'ın kupa maçını tribünden izlemesini nasıl değerlendirirsiniz?
Futbolcular ve teknik adamlar "Sahiplenme" duygusuna büyük önem verir. Özellikle bu sahiplenme ihtiyacını sıkıntılı günlerde daha fazla hissederler. Galatasaray'ın Elazığspor, Antalyaspor ve ligdeki Gaziantep maçlarında en büyük eksikliği, yöneticilerinin olmaması idi. Futbolcu bu şartlarda biraz moral kaybı yaşar; umutsuzluğa kapılabilir. Galatasaray'ın üç maç aradan sonra Elazığ karşısında, hem de dondurucu soğukta üç golle kazandığı maçın moral aktörü Ünal Aysal idi. Başkan Aysal soğuk havaya rağmen maça geldi, müthiş rüzgara rağmen karşılaşmayı locada değil açıkta, tribünde izledi.
Futbolcular da maç boyu bu sahiplenme duygusu içinde sorumluluk üstlenerek oynadılar.