Beşiktaş'ta maça kötü başlamak artık kronik bir sorun. Bir kanada yığılan ve sonunda da kaptırılan top bir klasik oldu. Bu esnada gol yemezse ilk yarı berabere bitiyor. Lokomotiv, Kasımpaşa ayarında bir takım olmadığı için bu kriz süresini değerlendirip gol atamadı. Ne zaman ki ilk yarının yarısı geçmişti ki Gökhan, asıl verimli olduğu sol tarafa geçti ve İsmail de kanat bindirmesi yapmaya başladı Beşiktaş o zaman rakip kaleye gidebildi. Hep aynı şeyleri söylüyoruz: Gökhan golcü değil, sol kanatta oynadığı ve orta yaptığı zaman takım için en faydalı haline ulaşıyor. Özkan Sümer, Trabzonspor'u çalıştırdığı dönemde Gökhan gibi ayağında çok top tutan İskender'e sonunda şöyle demiş: "Aldığın topu hemen bekletmeden rakibe ver, çünkü arkadaşların rakipten daha kolay top alabiliyor!" İstediğiniz kadar yetenekli olun, hiç bir büyük takımda bu kadar top ezerek oynayamazsınız. İşte Fernandez, Beşiktaş'ta halı saha maçı gibi şımarık oynuyordu, Moskova'nın soğunda arkadaşlarını üşütme demişler belli ki disipline olmuş. Gomez ne yapsın garibim denecek durumda. Top verilmeme ısrarına Alman profesyonelliğiyle katlanıyor. Defalarca dedik: Quaresma varsa oynar, tabir caizse çekilmeyecek kadar kötüyse yerine mecburen Olcay girer. Quaresma, sınırsız ve bazen sorumsuz yetenek, Olcay sınırlı ve sorumlu yetenek. Ersan pimi çekilmiş el bombası tehlikeli gibi oynuyor Atiba vasat, Sosa ve Oğuzhan kötüydü. Sosa, bu yıl serbest vuruşları da kötü kullanıyor. Oğzuhan ön libero oynayamaz, forvet arkası oynamayacaksa takımın direnci düşüyor. Beşiktaş'ın acilen stopere ve büyük takım kalecisine ihtiyacı var.
MAÇIN EN iYiSi QUARESMA
Quaresma takımı ateşledi ve görevini yaptı.
MAÇIN EN KÖTÜSÜ OLCAY
Olcay ilk 11 oyuncusu değil. Çok kötüydü.