CANLI YAYIN
Selda Uskan

SELDA USKAN

Erkek gibi kız!

Eklenme Tarihi 16 Şubat 2015
Geçen gün Müge Anlı'da öldürülen kızın annesi dedi ki; 'Benim evladım erkek gibiydi, sevgilisini elinden alan arkadaşının kapısına bıçakla dayanmıştı!' Müge Hanım itiraz etti, 'Bu bir zorbalıktır, bunun erkek ya da kadın olmakla alakası yoktur, yıllardır yanlış biliniyor, kız kız gibi olmalıdır, erkek de erkek gibi!' Benim hatırladığım kadarıyla Selda Hanım siz de 'erkek fatma' olmakla övünürsünüz hep. Siz ve diğer okurlarınız ne diyeceksiniz merak ediyorum? İstanbul'dan eski bir okurunuz...

* Selda Uskan cevaplıyor; Benim için 'erkek fatmalık' çocukluktan kalma bir tarifti.
Evcilikte bile bakkal amca olmayı tercih eden bir tür haylazlık... Nazenin kadın tipi ayrıdır, onlar tam 'kız gibi kız' olarak yetiştirilirler.
Ürkek, alıngan, hassas ve bir parça ağlak... 'Bıçakla kapıya dayanma' eylemine gelince Müge Anlı'ya katılıyorum, bunun cesaret ve güçle yani atfedilen 'delikanlılıkla' alakası yok.
Olsa olsa öfke kontrolü edinememek. Gözardı edilen ise; rahmetli kızın annesi 'Türk erkeğini' örnek gösterirken, Anlı ve Dr. Verimli'nin 'olması gereken batılı erkek' modelinden yola çıkmaları. Yani bizim erkeklerin 40 fırın ekmek yemesi gereken o malum medeniyet farkı.

BİZE YARDIM EDİN
Sevgili Takvim'ciler... Bundan böyle ne derdiniz varsa veya söylemek istediğiniz her ne ise bu köşe emrinize amade... Bir de sürprizimiz
var; bazı mektupları ünlü dostlarımızdan rica edeceğiz onlar cevaplayacaklar! Mesela bugünkü köşemizin konuğu Sevgili Hülya Avşar...

Ben 16 yaşında bir kızım. Annem 38 yaşında. Babam ikinci evliliğini yaptı, şimdi Hollanda'da yaşıyor. Annemin bir erkek arkadaşı var devlet kuruluşunda memur. 'Karımla ayrı yaşıyorum' diyor ama bu koca bir yalan. Annem onu yakışıklı buluyor, bana sorarsanız en kaba erkek ama itiraf etmek gerekirse bu adam bize çok iyi bakıyor. Özellikle yemek içmek konusunda eli bol, bir dediğimi iki etmiyor. Bilgisayar aldı ve ADSL bağlattı. Diğer yandan annemin ve benim pazara gitmemizi bile yasakladı. "Ne isterseniz söyleyin ben getiririm" diyor. Ben okuyorum derslerim iyi. Ama bir bakıyorum okul çıkışı beni takip etmiş. Gündüz vakti niçin işte değil bilmem. Dayak konusuna gelince... Bu adam geldiği geceler içiyor ve mutlaka kavga ve dayakla bitiyor. Sebepleri anlatmakla bitmez. Mesela geçen gün babamın ve Hollandalı eşinin fotoğrafını gördü çekmecede. Annemin üzerine yürüdü. "Kocanı neden hala unutamadın? Ben seni mutlu etmiyor muyum? Hani onun erkekliği yoktu?" diye. Bu adamdan kurtuluş yok. Anneme diyor ki; "Seni ben bırakacağım istediğim zaman, sen beni terk edemezsin!" Bizim aileden ise hiç kimseden hayır yok. Şimdi biz ne yapalım? Bu adam olmazsa ortada kalırız ve zaten o istemeden de annem onu bırakmaz. Bir de diyor ki, "Bu kızı harcatmam sana! Bir büyüsün bakacağız!" O ne demekse? Rumuz; Anne-kız

* Hülya Avşar cevaplıyor; Bence tamamen hastalıklı bir durum ve en kısa zamanda bu adamdan kurtulup daha özgür bir hayat yaşamak için silkinip kendinize gelin. Gerekirse simit satıp ayakta durun. Diğer yanda bu adam tehlikeli, yardım almalısınız. Belki bunu emniyet eşliğinde yapmak en iyisi. Hatta mümkünse bize bildirin, ben bizzat takipçisi olurum. Asıl sorunsa, adamı bırakacağına emin olamadığım anneniz. Kusura kalmayın ama biraz beyinsiz görünüyor. Sevgilerimle.

Günün mesajı:
Ey ahali duyun; devletin bedava doğalgaz ve elektrik verdiği bir ülkenin vatandaşı, bizim ülkede elektriksizlik yüzünden ölmek üzereydi! Antalyalı Gülsüm Kabadayı'nın 7 yıldır baktığı Rus gençten söz ediyorum. Hatırlarsanız Gülsüm Hanım bu felçli genci almış ve anne şefkatiyle bağrına basmıştı. Sonra borç yüzünden evinin elektriği kesildi. Ama ihtiyaçları bitmiyor. Bu fedakar kadının sesini siz de duyurur musunuz lütfen?

Hacer Küçüktabak/ Antalya