Tarihi 1 Ekim 2019

Çocuklar gülsün...

ÜNLÜ sanatçı Gülben Ergen'in kurucusu olduğu 'Çocuklar Gülsün Diye Derneği'nin 39'uncu Anaokulu'nun açılışı için geçen hafta Diyarbakır'a gittim. Ben 38'incisi Ordu'da açılan okun açılışında da bulunmuştum. Diyarbakır'da da aynı heyecanı yaşadım. Okul öncesi eğitimin bir ihtiyaç ve gereklilik.
Çocukların ruhsal ve bedensel gelişimleri için kendi yemeklerini kendi yemeleri için, sorumluluk almaları için, ilkokuldan önce hayata bireysel olarak hazırlanıp tutunabilmeleri için, anne babalarıyla ilişkilerini düzenleyebilmeleri, kendi ayakları üzerinde durabildiklerini görmeleri için eğitim o kadar önemli bir başlangıç. 'Çocuklar Gülsün Diye Derneği' bu inanışla okulları yapıp Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim ediyorlar. O çocukların mutluluğu görülmeye değer. Şimdi 40'ıncı Anaokulu Denizli'de açacaklar. Allah ömür, sağlık verirse o heyecana da o çocukların mutluluğunu yaşamaya gidiyor olacağım. Eğer siz de destek verirseniz daha çok okul açılır daha çok çocuk faydalanır… Bir çocuk dünyayı değiştirir unutmayalım.

*****

DARISI İSTANBUL'A
DİYARBAKIR'A daha önce de gitmiştim. Aradan yıllar geçince daha gelişmiş daha düzenli bir Diyarbakır gördüm.
Hızlandırılmış bir tur olarak gezilmesi görülmesi gereken her yeri gördüm.
Hatta dikkatimi çeken şehir merkezindeki tüm mağazaların tabelalarının hepsinin aynı formatta olmasıydı. O renk kirliliği, çeşitlilik, büyüklü küçüklü tabelaların hepsi tek formatta toplanmış. Kimse mağazasının ismini istediği büyüklükte ya da renklerde yapamıyor.
Görsel kirliliği önlemişler.
Darısı İstanbul ve diğer şehirlerin başına örnek olsun…

*****

HELAL OLSUN!
BİR de beni en etkileyen şey Diyarbakır'da 20 den fazla lokanta gece 12-1 gibi kapanma saatinde kalan yemekleri, kebapları, salata ve ayranları paketleyip motorlu bir elemana veriyor ve sokakta yaşayanlara, evsizlere ve zor durumda olan ailelere dağıtıyorlar. Üstelik bunu yıl boyu yapıyorlar, gizlice yapıyorlar hepsinin dağıtım sahası da ayrı. Bu sayı 1993'te 5 lokantayken kendiliğinden organize olarak 20'lere çıkmış Diyarbakır'da lokantaların çöplerinde toplu yemek atıkları görmek mümkün değilmiş. Bunu da bilmek o kadar hoşuma gitti ki.

*****

AMAN DİKKAT
İSTANBUL 5.8 şiddetindeki depremle sallandı geçen hafta. 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana yaşanan en önemli sarsıntılardan biri olan depremin ardından, bu tip durumlarda ne yapılması gerektiği unutmuşum bir heyecanla araştırdım.
Ve sizinle de paylaşmak istedim.
1) Deprem sırasında yapılması gereken en önemli şey; paniğe kapılmamak ve yapacaklarınızı sakin bir şekilde gözden geçirmek.
2) Kapalı bir mekanda iseniz çevrenize düşebilecek eşyalardan, duvara sabitlenmemiş mobilyalardan ve pencerelerden uzak durmak.
3) Deprem anında 'hayat üçgeni' oluşturulabilecek alanları daha önceden tespit etmek.
4) Deprem bitene kadar hareket etmemeye özen gösterin.
5) Asla asansör kullanmayın.
6) Binadan dışarı çıktığınızda en yakın afet toplanma alanına gidin.
Buraya giderken binalar ile aranıza mesafe koyun.
Allah bunların hiç birini yapmayı göstermesin ama kulağımızda kalsın…