Gidip geldim diyorum sadece dört günlük bir tatildi. Gün olarak daha fazlası beni huzursuz eder tatilin. Evimde olmalıyım, işimin başında olmalıyım. Her şeyi görmeliyim, bilmeliyim duygusu var.
Her yurt dışına çıkışımda halk olarak ne kadar farklı olduğumuzu düşünürüm. İnsan olarak birbirimize saygımızdan, kültürümüzden, hayatın rutin işleyişine kadar hep uçurumlar olduğunu görmek bazen de üzer beni.
Hiç yurt dışında yaşamayı düşünmedim.
Türkiye'yi, İstanbul'u hele ki Bodrum'u ayrı seviyorum.
İstanbul trafiği yüzünden en çok metro kullananlardanımdır. Zaman herkes gibi benim içinde önemli ve metro zaman kazanmamı sağlıyor. Yurt dışında da benim için metro kolaylık.
Yine New York tatilimde bolca metro kullandım. Ne tuhaf ki bizim yapamadığımızı onlar nasıl başarıyor sürekli onu düşündüm.
Bizde metronun kapısının önü kalabalık olur. Bu doluluk her durakta daha da artar ve bol bol anons yapılır. Orta taraflar boştur.
Ama yurt dışında bu manzarayı hiç görmezsiniz. Onlarda olup bizde olmayanı bir türlü anlamış değilim. Dün bindiğim metroda bir kez daha bunu düşündüm…
* * *
MUTLU OLSUNLAR
Bu haftanın son flaş gelişmesi İbrahim Tatlıses'in kızı Elif Ada'nın annesi Ayşegül Yıldız'dan boşanması oldu bence.
O büyük aşk tek celsede bitti. Büyük aşk diyorum; hep konuşulan ama ta ki evliliğe kadar hiç ortaya çıkmayan aşktı onların ki. İbrahim Tatlıses'in yaşadığı o zor günlerde hep yanında olan, bir aile olmayı başaran kadındı Ayşegül Yıldız.
İbrahim Tatlıses'i çok sevdi ki yıllarca bekledi onu tüm çapkınlıklarına göz yumarak.
Her aşk bir gün bitermiş… Bitmeyen aşk yok. Buna yürekten inanıyorum.
İsterim İbrahim Tatlıses mutlu olsun… Ayrılık kararı aldıysa vardır bir nedeni.
Çok yorum yapmaya da gerek yok.
Sadece bundan sonraki yaşantılarında hem Ayşegül Yıldız hem de İbrahim Tatlıses huzurlu ve mutlu olsunlar.
* * *
İDO ENERJİSİ
Geçen haftalarda Etiler'deki Tatlıses Kebap'a yemeğe gittim. Gazetelerde okumuştum İdo'nun oranın işletmesini aldığını. Uzun zaman olmuştu İdo'yu görmeyeli. Bir baktım işinin başında.
Bu camiada Sezen Aksu'nun oğlu Mithat Can, Seda Sayan'ın oğlu Ogulcan ve İdo'nun yeri ayrıdır bende. Çok severim üçünü de. O kadar ünlü isimlerin çocuğu olup hiç efendiliklerinini bozmayan, sevgi ve saygıları sonsuz olan çocuklardır onlar.
İdo tamamen Etiler Tatlıses Kebabı işletiyor. Dekorda ufak değişiklikler yapacakmış. Söylemeden geçemeyeceğim, gittiğimde gerçekten doluydu. Ben arada bir hep o dükkana uğrarım. Müşteri oranını da her gittiğimde görürüm. İdo'nun enerjisi yaramış. Bence daha da başarılı olacak İdo.
Bol kazançları olsun.
* * *
ERKEK STİL İKONU
Fenerbahçe'nin Portekizli futbolcusu Raul Meireles ile ilgili haberleri okumaya bayılıyorum. Tam şahsına münasır derler ya o Raul Meireles bence.
İlk dikkatimi aylar önce takım arkadaşlarına bir otobüs içinde söylediği Türkçe şarkılar ve bizim yöresel dansları oynayışı ile çekti. Sonra hep onunla ilgili haberler gözüme takıldı. Giyimi, saç şekli, tavırları gerçekten dikkat çekici. Belki de Türkiye'de alışık olmadığımız bir futbolcu görüntüsü olduğu için de dikkatimi çekiyor.
Raul Meireles'in Beşiktaş derbisi öncesi moral yemeğinde giydiği fıstık yeşili ayakkabılarını görünce düşündüm de mesela Sergen Yalçın'ı öyle renkli ayakkabılarla görsem şoka girerim herhalde. Onun tarzını ve duruşunu bildiğim için...
Herkesin kendine özgü bir tarzı ve duruşu var. Sibel Can'ın oğlu Engin Can'a bir ağız dolusu laf edildi. O kadar şaçmaydı ki gencecik bir adam için yapılan yorumlar.
Düşüncelerimi yazmıştım. Fikrim de halen aynı. Yakışıyor Engin Can'a.
Raul Meireles'in yabancı oluşu ve yurt dışında yaşamanın verdiği bir rahatlıkla kendini diğer meslektaşlarından ayrıştırması herkese sempatik gelebiliyor ama yıllarca eğitimi için yurt dışında yaşamış Engin Can'ınki yadırganıyor. Ben gerçekten ikisinin de kendilerine her giydiklerini yakıştırmalarını, vücut dillerini kullanışlarını beğeniyorum.
Bakalım daha nasıl haberlerle dikkatimi çekecek Raul Meireles.
Erkek stil ikonu olmaya aday bence.