CANLI YAYIN
Nihat Hatipoğlu
NİHAT HATİPOĞLU

Bir İslam alimi: Abdülkadir Geylani

Eklenme Tarihi 02 Ekim 2026

ONUNCU Dedesi Hz. Hasan'dı. Ehli Beyttendir. Allah ona özel bir sempati ve güzellik verdi. İbni Kudame der ki: Dini bir sebeple hiç kimse onun (Abdülkadir Geylani) kadar sevilmedi. Vaaz ederken yüksek yere çıkardı. Bazen kürsüde ayağa kalkardı. Müthiş bir etki gücü vardı. Şöyle derdi: Benim elimle beş bin Yahudi ve Hristiyan İslam'a girdi. Yüzbin sabıkalı tövbe etti. Bir gün manevi bir hale geldim. Öldüm sandılar. Beni teneşirde yıkadılar. O hal gitti uyandım. Nefsimi terbiye için diken tohumu yedim. Konuşamaz hale geldim. Yün libas giydim. Biri sordu: Bende kendimi beğenme hastalığım var. Cevaben şöyle dedi: Nefsini yok say. Her şeyi Allah'tan bil. Biri sordu: Üzerinize sinek neden konmuyor? Cevap verdi: Üzerimde dünyanın balı yok. Niçin konsun? Şu adam Allah'ı gördüğünü iddia ediyor dediler: Adama baktı. Doğru mu diyorsun dedi. Adam evet dedi. Adama dedi ki; git ve kimseye anlatma. Adam gidince şöyle dedi: Adam yalan söylemiyor. Kalp gözü ile Allah'ın nurunu gördü. Kalbi açıldı. Baş gözüne nur göründü. Kalp ile göz buluşunca Allah'ı gördüğünü zannetti. Sonra Rahman Suresi'nin 19-20. ayetlerini okudu. Allah iki denizi salıverdi. Aralarında karışmalarını engelleyen bir perde vardır. Bir gün seferdeydi. Yolculukta. Gökten bir ışık yaklaştı. Işıktan ses geldi: "Abdülkadir senden haramları kaldırdım." Cevap verdi: "Defol melun şeytan, Hz. Muhammed (SAV)'e kalkmayan şey bana bana mı kalkacak." Işık karardı kayboldu.

Kimsenin önünde ayağa kalkmaz, çocuklarla ve garibanlarla, kölelerle otururdu. Herevi der ki: Şu duayı çok okurdu: ="Her şeyi kuşatan Allah! Her şeye şahit Allah. İstediğini yapan. Yaratan, suret veren Allah." Güleryüzlü, cömertti. Bakracım deliktir derdi. Vefat ederken: Kalbim hariç her yerim ağrıyor dedi. Vefat esnasında Allah Allah Allah diyerek zikre başladı. Vefatına kadar bu hal devam etti.


YETİM BULUP BARINDIRDIK

DUHA Suresi'nin 6. ayetinde Yüce Allah Resulullah'a yetimliğini hatırlatıyor. Şöyle buyurur: "O seni yetim bulup barındırmadı mı?" (Duha 6) "O halde sakın yetimi ezme" (Duha 9)

Yetimi kollamak, onun duasını almak berekettir. Efendimiz şöyle buyurdu: Bir kimse Allah rızası için yetimin başını okşarsa, elinin değdiği her saç teline karşılık sevap kazanır. Yine buyurdu: Ben kadınların ve yetimlerin haklarını yemekten herkesi şiddetle sakındırırım. Yine buyurdu: Bir kimse borç ve yetim bırakırsa ona bakmak benim görevimdir. Yine buyurdu: Ben ve yetim koruyan ahirette beraberiz. Sakındırdı: Yetimlerin mallarını haksızca yiyenler aslında midelerine ateş doldurdular. Şöyle bir tanımda bulundu Hz. Muhammed (SAV): Bir kadın var. Kocası öldü. Yetimleri kaldı. Başkaları kadını istediler. Kadın şu yetimlerden dolayı evlenemem dedi. Yetimleri büyüteceğim dedi. İşte bu yetim mahşerde gölgede olacak.


İSLAM KADINI YÜCELTTİ


İSLAM kadını yüceltti. İhmal edilen değerine yükseltti. Kıymetlendirdi. Gasbedilen onurunu iade etti. Kur'an-ı Kerim'de kadınların adına "Nisa" sure indirip dikkat çekti. Babasız dünyaya gelen Hz. İsa'dan dolayı töhmette bulunulan Hz. Meryem'i övdü. Temizledi. Nehire sunulan Musa'yı annesine çevirdi. Peygamber dini anlatım için kadınlara özel bir gün ayırdı. Şikayetlerini dinledi. Mücadele Suresi'nde haklılığı perçinlenen kadına özel saygı gösterdi. Kadınlar için müezzini erkek olan bir mescid yaptırdı. Kadını erkeğinin insafına bırakmadı. Kadının haklarını hukuki bir statüye kavuşturdu. Allah buyurdu: "Sizden kadın ve erkek hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğiz." (Nahl 97) Yemen'e gönderilen emirnamede şu husus önemli: Kadın öldüren erkeğe idam uygulanır. (Sünen Kübra) Savaşta bir kadın bir gayrimüslime güvence verebilirdi.

Kadının rızası olmadan nikahı kıyılamaz. (Buhari, Müslim)

Kadın isterse nikahı feshedebilir. Kadın kocasını seçme özgürlüğüne sahiptir. Kadın ve erkek birbirini tamamlayan iki şerefli bireylerdir.

SORULAR


S1) Boşamada kullanılan sözler dille söylenmeden zihinden geçirilmekle boşama gerçekleşir mi?

C1) Boşama, bu yetkiye sahip olan kişinin boşama için kullanılan sözlerden birisini kullanmasıyla gerçekleşir. Boşamanın meydana gelmesi için, içteki niyetin söz olarak dışarıya vurulması lazımdır. Hz. Peygamber'den (s.a.s.) nakledilen bir hadiste, "Allah, söze ve tasarrufa dökmedikçe ümmetimi içinden geçirdiklerinden dolayı sorumlu tutmayacaktır." (Buhârî, Itk, 6; Eymân, 15) buyurulmuştur. Buna göre sadece içten geçirilerek veya söylenmeksizin sadece talaka niyet etmekle boşama meydana gelmez.

S2) Mevlid-i Şerif okumanın sevabı var mıdır?

C2) Mevlid, tevhidle ilgili bazı bilgileri vermekle başlayan daha sonra Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hayatının bazı safhaları ile yüce ahlakını ve bir kısım mucizelerini anlatan dinî-lirik bir şiir mecmuasıdır. XV. asrın başında, Süleyman Çelebi tarafından "Vesîletü'n Necât" adı ile yazılmış olan bu mecmuanın; ölüm, doğum, sünnet, nikâh gibi çeşitli vesilelerle yapılan toplantılarda, evlerde veya camilerde okunması zamanla âdet hâline gelmiştir. Mevlid okumak veya okutmak farz, vacip, sünnet veya müstehab değildir. Bu sebeple mevlit okumak veya okutmak dinî yönden yapılması gereken bir görev değildir. Bu itibarla dinî bir zorunluluk olarak görülmediği sürece, evlerde veya camilerde mevlid okunmasında veya okutulmasında bir sakınca bulunmamaktadır.