Gerçek şu ki insanı biz yarattık.
Ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını da çok iyi biliyoruz.
Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Onun (insanın) sağında ve solunda oturmuş iki kayıtçı melek, onun her söz ve davranışını yazmaktadır.
İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen ve yazmaya hazır bir melek bulunmasın.
(Kaf Suresi / 16-17-18) Yüce Allah kuluna; fiziksel değil ama manevi olarak, ruhundan ve nefsinden daha yakındır.
Kulun hiçbir fiili, konuşması, ameli, hatta içinden geçen düşünceleri Allah'ın bilgisinden uzak olamaz.
"Öyleyse iki kişi iseniz ve fısıldaşıyorsanız, bilin ki Allah üçüncünüzdür. Her nefesinizi, fısıldaşmanızı bilir, görür, yazdırır." (Mücadele / 7)
Allah fısıltınızı bilir. Tenhasınız.
Hiç kimse yok. Bir gizli iş yapıyorsunuz. Gözlerden uzaksınız.
Sanmayın ki her gözlemden uzak oldunuz veya gizlendiniz.
Allah sizi sizden daha yakın bilir. Çünkü O, sizi ve yaptıklarınızı bilendir.
Mücadele Suresi 7. ayet bana hatırlatıyor:
"Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın.
Bundan daha az yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet Günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir." (Mücadele / 7)
O, SİZİNLE BERABERDİR
"Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Yaptıklarınızı görür." (Hadid / 4) Şüphesiz O yaptıklarınızı görendir. (Hucurat / 18) Şüphesiz O, kullarının durumunu çok iyi bilir ve her şeyi görür. (İsra / 96) Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. (Bakara / 110) Gören, gördüğünü unutmaz.
O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz.
Öyleyse her hareketimizin kontrol edildiğini bilerek yol almalıyız.
İHSAN MAKAMINDA OLMAK ŞUURU
Allah'ı görüyormuşçasına O'na ibadet etmek ihsan makamı sayılmıştır. Bu makamda olanın tuttuğu her oruç son oruç; kıldığı her namaz son namaz gibidir.
Getirdiği her kelime-i şehadet son şahitliktir.
İhsan makamında olanlar Allah'ı yar bildiler.
Eğer yar benimle yar olsa Ne gam, âlem bütün ağyar olsa
ÖLMEDEN ALLAH'I GÖREMEZSİN
Yüce Allah'ı görmek için ruhun vücuttan çıkıp sahibine secde etmesi gerekir.
"Bazı yüzler Allah'a bakacaktır." (Kıyame / 23) Bu yüzler dünyada tövbe ettiler. Sadık oldular. Erdiler.
Haramdan sakındılar. Yüce Rahman'ı özlediler.
Ölmeden Allah'ı görmek, müşahede etmek mümkün değildir.
Bu ölüm ya vuslat anlamındaki ölümdür veya nefsi öldürmektir.
Nefsini bu dünyada öldüren de ancak Yüce Allah'ın tecellisine mazhar olur.
KUR'AN'DA SEVGİ: HUBB VE VUDD
Bu iki kavramdan Hubb;
Kur'an'da 96 yerde geçer. Vudd ise 29 yerde geçer. Bu iki kelime de sevmek, bağlanmak, sevgide hakkını vermek anlamlarında kullanılmıştır.
Allah kulunu sever, kul Rabbini sever.
İslam sevgi üzerine kuruldu.
Allah itaatkâr kulunu sever, mükâfatlandırır.
Kul Allah'ı sever, ibadet eder; melekler secde edeni sever, dua ederler. Bütün varlık sevgi üzerine bina edildi.
RABİA'DA SEVGİ ANLAYIŞI
Allah kurbiyet ve muhabbetin en beliğ örneklerinden birisi de ilk dönem tasavvufçularındandır.
Feridüddin Attar: "Rabia ikinci Meryem'dir." der.
Rabiatül Adeviye'dir. Pek çok erkek bu mübarek hatunla evlenmek ister. Hepsine hayır der.
Hatta bazı tasavvuf büyükleri de bu teklifi getirir. Rabia'nın cevabı hep aynıdır:
"Hayır. Evlenmem ben." Nihayet ısrar eden birine şu cevabı gönderir:
Seninle evlenirsem seninle meşgul olmam lazım. Hâlbuki senin beni Allah'tan bir an bile olsun meşgul etmene razı olamam.
Tabii Rabia kendi çizgisinde evliliğe kapıyı kapatır. Ancak başkasına evlenme demez. Zira evlilik Kur'an'ın ve Hz. Peygamber'in emridir.
RAHMETİN HER ŞEYİ KUŞATMASI
Rahman'ın rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatır. Allah (CC), kendini inkâr edene de rızık veriyor.
Zalimi de doyuruyor. Her günahkâr, Rabbin yarattığı âlemde, Rabbin yarattığı şeylerle Rabbe isyan ediyor. Ama yine de vermeye devam ediyor.
Bütün bunlar Rabbin rahmetinin ve muhabbetinin birer yansımasıdır.
DOST DOSTTAN KAÇAR MI?
Denir ki, İbrahim Peygamber canını almaya gelen ölüm meleğine şöyle sordu:
Dost dostunun canını alır mı?
Cevap geldi:
Peki sen sevgilisine kavuşmak istemeyen bir sevdalı gördün mü?
[ İMAN İYİLİĞİ GETİRMELİ ]
Yahya bin Muaz der ki:
"Küfür iyiliği giderir. Bu böyleyse iman da kötülüğü gidermelidir." YA RAB
Tasavvuf büyüklerinden birinin şu cümlesi ders vericidir.
Şöyle derdi:
"Ya Rab! Beni benden kurtar." Yani beni egomdan, benliğimden, şuursuzluk hâlinden kurtar.
[ BİR AYET ]
"Sizi şu yakıcı ateşe (Sekar'a) sokan nedir?" Onlar şöyle derler:
"Biz namaz kılanlardan değildik." (Müddessir / 42-43)
SORU VE CEVAP
Soru: Hayvan klonlaması caiz mi?
Cevap: Hayvan klonlama meselesi bir ara hayli konuşuldu.
İslam, bilimsel faaliyetlere yanlış ve zarar verici amaçlarla kullanılmadıkça karşı durmayı tercih edici konumda olur.
"İlim müminin yitik malıdır." der Hz. Peygamber (sav).
Günümüzde klonlama özellikle tıp alanında ve hayvanlarla ilgili olarak devam ediyor. İnsan klonlaması — olabilirlik ihtimali olsa bile — caiz olmaz. Zira bu durum yığınla güvenlik ve hesapta olmayan sıkıntıyı beraberinde taşır. Etik değerler yıpratılabilir.
Fiziksel anormallik oluşabilir.
Hayvan klonlaması meselesinde ticari klonlama ile nesli tükenen hayvanları klonlamayı ayırmak lazım. Terapötik (tedavi edici) klonlama, kök hücre ile ilgili alanlar dinin hoşgöreceği tedavi olarak algılanmalıdır.
Şunu unutmamak lazım: Klonlama bir yaratma değildir. Var olan bir varlığa müdahale olarak görülmelidir.
Ayrıca ruhun klonlanamayacağını unutmamak lazım. Ruhun bedene müdahalesi olmadıkça klonlamadan sonuç alınamaz.
Ruhun varlığı, kontrolü, nerede tahakkuk edeceği, özelliği, fizikle ruhun irtibatı tamamen Yüce Allah'ın kontrolündedir.