Genellikle işyerlerinde (Ben lavaboya gidiyorum, 5 dakika içinde döneceğim), bazen misafirliklerde (Lavabo nerde?), kibar insanlar tarafından kullanılan, akla nası yani sorusunu getirten söylem biçimi. Bu tip insanların en doğal ihtiyaçları konusunda bile utanmaları başka bir şeyler söyleme gereksinimi duymaları ilginçtir.
Üstelik lavaboya işeyen birilerini akla getirir ki bu çok daha utanç vericidir.
Bunun gibi bir çok söylemler vardır:
Benim motor su kaynattı.
Ben bi yüz numaraya gidip geliyim..
Ayak yolu ne taraftaydı?
Ben bir memişhaneye gidip geleyim.
Winston Churchill'in (WC) bana ihtiyacı var...
Fayansları sayıp gelecem.
Eee, ne demişler, iyi adamın içinde kötü şey durmaz, hadi bana müsade...
Bakayım lavabo yerinde mi...
Bi su dokup gelicem.
Ben bi küçük konser verip geliyom.
Büyük abdeste gidiliyorsa "Çelenk bırakcam" küçük abdeste gidiliyorsa "Çicek topluyacağımm." Ha bir de bunun gaz çıkarma versiyonu vardır. "Polen saçma" olarak geçmiştir literature.
Ben bi borcumu ödeyip hemen geliyorum.
Beni toplantıya çağırmışlar...
Ben bi arkadaşı uğurlayıp gelcem.
Ben bi suluboya çalışıp geliyorum.
Ben bir karanlık odaya gidip geleyim.
Beton dökmeye gidiyorum.
Sadece makyaj tazelemeye gidiyorum Ben bir süre kütüphanede olucam..
Sevkiyat yapıp gelicem.
Ben bi görevi ifa edeyim de geleyim.
Ben bi McDonalds'a gidiyorum.
İçimde pis bi şey var, kurtulmaya gidiyorum.
Çöp dokmeye gidiyorum. Gübreleme yapmam lazım.
FIKRA
Bir gemici geç vakit otele gelmiş. Yer olup olmadığını sormuş: - "İki kişilik bir odada tek yatağım var, demiş resepsiyon görevlisi, ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor." - "Ziyanı yok", verin bana o yatağı..." Ertesi sabah gemici hesabı ödemeye indiğinde otelci sormuş: - "Nasıl uyuyabildiniz mi?" - "Çok güzel uyudum", demiş gemici. - "Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?" - Hiç horlamadı... - "Ama nasıl olur?" - "Odaya girince yanağından "Merhaba güzel çocuk" diye bir makas aldım. Sabaha kadar gözlerini kırpmadan yatakta oturdu." .
Bilmemek değil öğrenmemek

Salatalık bir sebze değil, meyvedir.
AlkışlıYorum
Amerika'da kadının biri evine gelir ve kocasını mutfakta titrerken görür. Belinden su kaynatıcıya doğru bir kablo gitmektedir. Kadın hemen kalın bir tahta parçası bulur ve adamın koluna vurarak onu elektrik şokundan ayırmaya çalışır. Adamın kolu iki yerinden kırılır. Sonradan anlaşılır ki, kocası orada mutlu bir şekilde wallkman dinliyordur.