Güneşte iyice pişme meraklısı:
Sabah 08.00'de havluyu şezlonga serer, 12.00'de hâlâ kavruluyordur.
Cilt doktoru düşmanı, bronzluk tutkunu.
"Kırmızı mı oldum ben ya?" derken, aslında kabuk bağlamış gibidir.
Açık büfe canavarı:
"Ben parayı yedirdim, şimdi sıra yemeklerde" mantığıyla hareket eder.
Tabaklar üst üste, tatlıyla köfteyi aynı anda yiyebilir.
Ziyan etmek ayıptır, ama doymak da haramdır!
Instagram tatilcisi:
Denize girmek mi? Hayır.
Sadece ayağını suya sokup "#vacaymode #goodvibesonly" yazar.
Her karede şapka, güneş gözlüğü, kitap (hiç okunmayan) ve kahve bardağı olur.
Ruhunu bulmaya gelen:
Bodrum'da ama içsel yolculukta.
Her sabah yoga, her akşam meditasyon.
"Tatil değil, dönüşüm süreci" der.
Ama o dönüşüm genelde akşamki partiyle bozulur.
Aile tatilcisi:
Valiz, bebek arabası, termos, şemsiye, plaj oyuncağı… Hepsi taşınır. Ama kimse mutlu değildir.
"Yine gidelim ama bu sefer dinlenelim" cümlesi her yıl tekrarlanır.
Tatilde de komşu tipi:
Gürültü onun göbek adı.
Sahildekilerle kaynaşır, otel çalışanlarını tanır, "Bize gelin çay var" diyebilir.
Kısaca, sessizlik düşmanıdır.
Yerli turist yer 'bilir'ci:
"Burada böyle yemezsin, bizimkiler bilmez…" Her gittiği yerde bir tanıdığı vardır.
Kendi memleketinde bile rehberlik yapabilir.
Tatil Vlog'u çeken:
Drone var, GoPro var, 3 farklı kamera açısı var.
"Arkadaşlar şimdi sahildeyiz, muazzam bir gün" diye başlar.
Tatil değil, prodüksiyon.
Yalnız geldim ama sosyalim:
Otobüste tanışır, havuzda kaynaşır, akşam yemek masasında ağlatır.
Herkesin hikayesini dinler, kimsenin adını hatırlamaz.
Ama "Çok iyi biri ya" diye anılır.
Gezmeden duramayan:
Sabah Efes, öğlen Pamukkale, akşam Fethiye.
Dinlenmek mi? O da ne?
"Bu kadar gelmişken görmeden dönülmez" felsefesiyle, herkesi süründürür.