CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Sosyal medya tiplemeleri

Eklenme Tarihi 30 Mayıs 2026

Eskiden insanları tanımak için aynı mahallede büyümen gerekiyordu.
Şimdi telefonu eline alıp hangi uygulamada daha çok vakit geçirdiğine bakıyorsun.
Çünkü insan yavaş yavaş kullandığı uygulamanın karakterine dönüşüyor. Bir süre sonra uygulamayı sen kullanmıyorsun, uygulama seni kullanıyor.
Mesela TikTok insanı başka bir canlı türüdür. Bunlar zamanı normal ölçmez. Saat, dakika falan yok. "İki video bakayım çıkacağım" diye girer, kafasını kaldırınca mevsim değişmiştir.
Akşam bir girer, bir bakmış dışarıda sabah ezanı okunuyor. Bir de bunlar her şeye içerik gözüyle bakıyor.
Normal insan yağmuru görünce "Yağmur yağıyor" der.

TikTok insanı:
"Dur dur çekme bunu… arkaya duygusal müzik koyarım." Yolda biri düşse önce yardım etmek ister ama beyninin çok küçük bir köşesinden "Bu keşfete düşer mi acaba?" sesi de gelir.
Konuşmaları bile farklıdır. Bir hikâye anlatırlar, daha giriş kısmındayken sıkılırlar.
"Abi sana bir şey anlatacağım… çok iyi…" Anlatırken bir anda:
"Neyse boş ver." Çünkü kendi dikkat süreleri bile kendilerine yetmiyor artık.

Instagram insanı ise hayatı yaşamaktan çok sergilemeyi sever. Normal insan tatile gider dinlenmek için; Instagram insanı içerik üretmek için gider. Adam denize girmiş ama denizin tadını değil drone açısını düşünüyor.
Bunların en büyük savaşı fotoğraf çekme sürecidir.
"Bir tane çek." Çekersin.
"Yok bu olmadı." Bir daha çekersin.
"Burada gözüm yarı kapalı." Bir daha çekersin.
"Ben biraz doğal çıkmak istiyorum." Doğal dediği şey 63 fotoğraf, 4 filtre ve yarım saatlik düzenleme sürecinden geçmiş halidir.
Bir de story bağımlıları vardır.
Gittiği her yerde konum bırakır.
Sanki gizli görevdeki ajan gibi sürekli bilgi geçiyor:
"Kahve…" "Toplantı…" "Yeni başlangıçlar…" "Huzur…" Birader sen yaşamıyor musun, günlük rapor mu yayınlıyorsun?

Sonra Facebook insanı geliyor.
Facebook insanı internetin emekliler lokali gibi bir yerde takılıyor. Hâlâ profil fotoğrafını değiştirdiğinde bütün akrabalar toplanıyor.
"Maşallah." "Canım benim." "Dayın seni çok seviyor." "Bu çocuk büyümüş." Adam sadece fotoğraf değiştirdi, sanki askerden dönmüş.
Bir de Facebook insanının paylaşımları çok karışıktır. Bir bakarsın altın fiyatı paylaşmış.
Sonra duygusal bir şiir. Sonra trafik cezası haberi. Sonra da:
"Bu gece kandil, paylaşmayan pişman olur." Bir uygulama değil, mahalle kahvesi gibi.
Ve tabii X insanı… Bunlar sürekli tetiktedir.
Telefonu açınca rahatlamıyorlar; savaşa giriyorlar. Sabah uyanıyor:
"Bugün kimle tartışsam?" Bir konu hakkında hiçbir fikri olmasa bile birkaç dakika içinde uzmanlaşabilirler.

Sabah:
"Ben ekonomi bilmiyorum."

Öğlen:
"Merkez bankasının son politikalarını teknik olarak yanlış buluyorum."

Akşam:
"Bu konuda 17 maddelik flood hazırladım." Bir de bunların "kimse konuşmuyor ama…" diye başlayan cümleleri vardır. Dünyada herkes konuşuyor, sadece sen yeni gördün.

En ilginç taraf şu: Aynı insan bütün platformlarda başka biri oluyor.
TikTok'ta: "Hayat kısa eğlenin ya."
Instagram'da: "Huzur içsel bir yolculuktur."
Facebook'ta: "Hayırlı cumalar."
X'te: "Medeniyet çökmüş." Artık insanın bir kişiliği yok.
Dört ayrı uygulamada dört ayrı sürümü var. Güncelleme gelince karakter de değişiyor.

TREN

3 arkadaş trene binmek için istasyona gelmişler.
Hareket memuruna, "Tren ne zaman gelecek?" diye sormuşlar.
Hareket memuru: 1 saat sonra gelecek, demiş.
Bunun üzerine beklemeye başlamışlar. Aradan 58 dakika geçmiş. İçlerinden biri: Bakkala gidip gelelim, demiş.
Hemen koşarak bakkala gitmişler. Tam istasyona geri dönerken trenin sesini duymuşlar ama nafile... Treni kaçırmışlar.
Hareket memuruna: Bundan sonra tren ne zaman var? diye sormuşlar.
Hareket memuru: 3 saat sonra, demiş.
Yine beklemeye başlamışlar.
Aradan 2 saat 35 dakika geçmiş.
Trenin gelmesine 25 dakika kalmış.
İçlerinden biri: Benim karnım acıktı, demiş.
Hemen lokantaya koşarak gitmişler. Karınlarını doyurmuşlar.
Birden trenin sesi yine duyulmuş.
Koşarak istasyona girmişler ama nafile... Yine trenin gidişini görmüşler.
Hareket memuruna: Bundan sonra tren ne zaman gelecek? diye sormuşlar.
Hareket memuru:
-Bundan sonraki tren 2 saat sonra. Ondan sonra da 1 hafta tren yok, demiş.
Hepsi birbirlerinin yüzüne bakmış.
-Bunu sakın kaçırmayalım, demişler.
Yine beklemeye başlamışlar.
Aradan 45 dakika geçmiş. Trenin gelmesine 15 dakika kalmış.
İçlerinden biri:
-Haydi tuvalete gidelim, demiş.
Koşarak bodrum kattaki tuvalete gitmişler. Tuvalette birbirlerine seslenmişler: 2 dakika kaldı!
Biri çıkmayı becerememiş.
Trenin sesi duyulmaya başlamış.
Hemen ikisi koşarak istasyona çıkmışlar. Bir de ne görsünler; tren gidiyor... Bu arada diğeri de tuvaletten çıkmış, o da koşmaya başlamış. Birincisi sondan ikinci vagona zorlukla tutunarak trene binmiş. İkincisi de son vagona koşa koşa zar zor yetişmiş, kendisini trene atmış.
Üçüncü kişi de koşmuş, koşmuş, koşmuş... ama nafile. Tren hızlanarak gözden kaybolmuş.
Rayların üzerine oturup kalmış. Bir süre sonra da başlamış gülmeye... Hareket memuru olanları izlemiş: Kardeşim, kafayı mı yedin? Niye gülüyorsun? Arkadaşların gitti, sen kaldın, demiş.
O da: Ya memur kardeş, onlar beni geçirmeye geldiler... Asıl yolcu bendim!
Ona gülüyorum, demiş.

TESPİTLİ YORUM
@menfi101 Müdürüm lacivert çok yakışmış diyorum, teşekkür ederim de bu iltifatı neye borçluyuz izin mi isteyeceksin diyor, gri giydiğini fark etmesini bekliyorum...

BUNLARI BILIYOR MUYDUN?

1904 St. Louis Olimpiyatları'ndaki maraton yarışı, tarihin en ilginç spor olaylarına sahne oldu.
Amerikalı koşucu Frederick Lorz, yarışın başlarında ayağı kramp girince, 10 mil hızla giden bir arabaya binerek yarışa devam etti.
Yaklaşık 11 mil araba ile giden Lorz, bitiş çizgisine ilk sırada ulaştı ve maratonun galibi olarak kutlandı.
Hatta galibiyetini kutlamak için Başkan Theodore Roosevelt'in kızı Alice Roosevelt ile bir hatıra fotoğrafı dahi çektirdi .
Kısa süre sonra olanları itiraf eden Lorz diskalifiye edildi ve bir yıl boyunca yarışmalardan men edildi.
İronik olarak, Lorz'dan sonra bitiş çizgisine ulaşan Tom Hicks şampiyon ilan edildi. Ancak Hicks'in de maraton zaferi tartışmalıydı; çünkü yarış sırasında yumurta akı ve striknin (fare zehiri) karışımından oluşan bir "doping" kokteyli kullanmıştı ve bitiş çizgisinde neredeyse ölüyordu