CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Sence ben güzel miyim?

Eklenme Tarihi 15 Temmuz 2016
Erkeklere sorulmaması gereken soru.
"Hayır" dersen kavga çıkar... "Evet" dersen "Ne kadaaaaaaaar" derler...
Daha gider bu.
Bu soruyu soran kız, GÜZELSE, A: Güzelliğinin farkında değildir. Bu nedenle hep kendi halinde yaşamıştır.
Fazla sevgilisi olmamıştır. Zararsızdır.
B: Güzelliğinin farkında olup bu soruyu soruyorsa, kesin altında bir şeyler vardır bu sorunun. Yüzeysel cevaplar ile soruyu geçiştirin.
2. GÜZEL DEĞİLSE,
A: Durumun da farkındaysa üzülüyordur. Çirkin bir kızda bile bazı güzellikler vardır elbet. Yapılması gereken, o güzellikleri vurgulamaktır.
B: Çirkin olduğunun farkında değilse uğraşmayın. Tipik Türk kızı özelliklerini gösterir.
3. EĞER SORUYU SORAN SEVGİLİNİZ YA DA SEVGİLİ OLABİLME İHTİMALİNİZ OLAN BİRİYSE, güzel olduğunu söyleyin ama ondan daha güzeller de olduğunu hatırlatın.
"Aşkımmm beni seviyor musunnn?" diyen kızla aynı kızdır muhtemelen.
"Beni seviyor musun?", "Beni ne kadar seviyorsun?" ile birlikte üçlü pakette her hatunun raflarında durur. Sıkça çıkarılıp tarafınıza gösterilir.
Erkekler için kendi içinde eben cevabını taşıyan ibare... Dikkatli bakın göreceksiniz.
Aslında kadının tarafından bakarsak dünyanın en acıklı sorularından biridir.
Kadının iltifata, beğenildiğini bilmeye ihtiyacı vardır. Sevgilisi bunun farkında değildir ya da umursamıyordur.
Sonunda ihtiyaç o kadar ayyuka çıkar ki, gurur ayaklar altına alınarak sorulur:
"Sence ben güzel miyim?" Kadın da bilir verilecek potansiyel cevapları.
Aslında anlatmak istediği şudur:
"Keşke bunu ben sormadan söylesen."
Ama yine de dikkat etmek gerekir.
Cevabınız yetmeyebiliyor.
- Sence ben güzel miyim?
- Güzelsin.
- Sadece güzel mi.
- Sence ben güzel miyim?
- Ya aşkım kaç kere diyecem, güzelsin.
- Sen beni artık beğenmiyosun :(
- Sence ben güzel miyim?
- Benim için iç güzelliğin önemli aşkım.
- Ne yani ben çirkin miyim, pofff :( ..

60 YAŞINDA OKUMAYA KARAR VERDİ, 90 YAŞINDA REKTÖR OLDU, 120 YAŞINDA ÖLDÜ!
EI-Ezher Üniversitesi'nin kapısına Zekeriya EJ-Ensdrî adında 60 yaşında bir ihtiyar gelmiş ve "Burayı kim yönetiyor?" diye sormuş. Bekçi, "Rektör!" demiş, ihtiyar "Ben rektör olmak istiyorum, bana bunun yolunu anlatır mısın?" deyince bekçi alaylı tavırla ona eğitim durumunu sormuş, ihtiyar, ilkokul mezunu olduğunu söylediğinde bekçi gülmüş ve "Amca! Rektör olabilmek için önce ortaokul, sonra lise, ardından da üniversite okuyacaksın; daha sonra doktora yapıp doçent ve profesör olacaksın; fakat senin yaşın 60'a dayanmış, bunları başarabilmen mümkün değil!" demiş, ihtiyar yine de ümidini kaybetmemiş, yalvara yakara idare amiriyle görüşme izni almış ve sonuçta hizmetçi olarak üniversitede göreve başlamış. Çalışırken bir taraftan da ilkokulu, liseyi, dışarıdan bitirmiş. Sınavlara girip kendi üniversitesinde okumaya hakkazanmış. Bu arada büyük kültür hizmetlerinde bulunuyor, sosyal faaliyetlere, çalışmalara öncülük ediyormuş. Üniversiteyi bitirdikten sonra yüksek lisansını, doçentlik çalışmalarını yapıp 90 yaşında profesör olmuş. Üniversite heyeti büyük basarı ve çalışmalarından duydukları memnuniyetten dolayı bu 90'lık ihtiyarı üniversiteye rektör seçmişler. Birkaç sene görevini titizlikle yaptıktan ve nice talebeler yetiştirdikten sonra görevinden ayrılmış. Yaşama azmi, başarma aşkıyla dolu hayati 120 yaşındayken noktalanmış. Eğer ne istediğinizi bilir ve yılmadan çalışırsanız, en gizli isteklere cevap veren Yaratıcı sizi duyacak ve mutiaka cevap verecektir. Zaten vermek istemeseydi, istemek duygusunu vermezdi. Öyle değil mi? O halde ne duruyorsun? Haydi iş başına!

AlkışlıYorum
Erzurumlu bir sütçü olan dedem Ankara'ya geldiğinde, Dışkapı'nın ara sokaklarında güğümleri ile çok süt sattı. Öldüğünde veresiye defterinden alacakları toplamak epey zor olmuş. Zira rahmetli dedemin defterinde borçlu isimlerinden birkaçı aynen şu şekildeydi: "Koca memeli karı=7 kilo, pasaklı karı: 5 kilo, geveze karı 4 kilo..."