Renklerin bir dili varmış. Kırmızı tutkuyu, mavi huzuru, sarı neşeyi anlatıyormuş. Bizde ise kırmızı doğalgaz faturasındaki son ödeme uyarısı, mavi hastaneden alınamayan randevu ekranı, sarı da "Motoru bir göster" diyen arıza lambası. Renkler konuşuyor ama pek güzel haber vermiyor.
Beyaz, saflığın rengi.
Ta ki beyaz koltuk alana kadar. Ondan sonra evde kimse saf kalmıyor; herkes birbirini ihbar ediyor: "Çayı babam döktü!" Misafire kahve verirken fincana değil, adamın bileğine bakıyorsun. Bir anlık titreme, üç taksitlik yıkama masrafı.
Siyah asaletmiş.
Kedisi olanlar bilir, o asaletin üstünde mutlaka üç tutam tüy vardır. Bir de siyah zayıf gösterirmiş. Dolabın yarısı siyah ama tartı bu konuda hiçbir bilimsel gelişmeyi kabul etmiyor.
Yeşil insana huzur verirmiş.
Doğru. Özellikle banka hesabında görünüyorsa. Doğanın yeşiline bakınca rahatlıyoruz da emlakçı aynı manzarayı gösterince geriliyoruz. Çünkü "Önü kapanmaz" dediği yerin fiyatı, insanın bütün yollarını kapatıyor. Bir de renklerin edebiyat yaptığı evler var. Duvar beyaz değil, "kırık beyaz". Perde bej değil, "kum fırtınası". Koltuk gri değil, "Londra sisi". Boya kartelasına bakmıyoruz,sanki romanın arka kapağını okuyoruz. Adam "Biraz hüzünlü ama gün ışığında umut veren bir ton istiyorum" diyor. Usta elinde ruloyla bekliyor: "Abi, iki kat mı geçelim?"
Eskiden pembe pembeydi.
Şimdi gül kurusu, pudra, somon… Erkeklerin çoğu somonun bir renk olduğunu evlenirken öğreniyor. O güne kadar tavada biliyor. "Bu perde somon mu, yavruağzı mı?" sorusuna uzun süre bakınca cevabın ortaya çıkacağını sanıyor. Sonunda "İkisi de güzel" deyip tartışmayı büyütüyor.
Mor da asaletin, zenginliğin rengiymiş.
Biz daha çok fiyat sorunca morarıyoruz. Turuncu enerji veriyormuş; indirim etiketinde görünce mağazaya giriyoruz, kasadan çıkarken o enerji kalmıyor.
Üstelik aynı renk herkeste aynı şeyi anlatmıyor.
Kırmızı gül "Seni seviyorum" diyor, kırmızı trafik ışığı "Biraz bekle". İlişkilerde ikisini aynı anda söyleyenler de var. İnsan hangisine göre hareket edeceğini şaşırıyor. Renklerin dili var da evde son sözü yine boya ustası söylüyor: "Kuruyunca açılır." Duvar kuruyor, renk açılmıyor. Bu sefer de "Akşam ışığında bir daha bakın" diyor. Salonun rengini anlayabilmek için evde üç vardiya gözlem yapıyoruz.
BUNU BİLİYOR MUYDUN?
İNGİLTERE'DE
10 yaşındaki Laura Buxton, üzerine adını ve adresini yazdığı bir balonu gökyüzüne bıraktı. Balon 226 kilometre uçtuktan sonra başka bir Laura Buxton'ın bahçesine düştü. İki kız buluştuğunda aynı yaşta, aynı boyda ve aynı saç renginde olduklarını fark ettiler. Üstelik ikisi de tek çocuktu, ikisinin de evinde siyah Labrador köpeği ve gri tavşan vardı ve buluşmaya ikisi de birbirinden habersiz kot pantolon ve pembe hırka giyerek gelmişti.
TESPİTLİ YORUM
@Zorbebegim
61 kg iken birkaç ayda 54 kg'ye düştüm. 0 diyet 0 spor. Doğru bir dertlenme programı ile siz de kilo verebilirsiniz arkadaşlar...
Gülü Yorum
@whatsupwi
İskenderun'da cezalı ağaç vardı. Bilmeyen 2 askerde bu ağacı suladı diye koca bölüğün önünde çocukları ağaç yapıp sulattırmıştı...