Nasıl bir eğitim evresi geçirmiş, nasıl bir aileye mensup, ne kadar entelektüel olduğuna bakmadan neden her erkek mangal veya ateş yaktıktan sonra kendiyle gurur duyar ve karşısına geçip sigara içiyorsa sigara yakıp gururla şaheserine bakar. Bu genlerimize mi işlenmiştir?
Başka türlüsü mümkün değil midir?
Bu da ayrı bir merak konusudur.
Mangalı yakan kişi, mangalı yakma telaşı ve çabası sırasında zamanın nasıl geçtiğini farketmezken, midesi gurlayan ve açlıktan yamulan diğer şahıslar büyük bir sabırsızlıkla mangalın yanmasını beklerler... Mangalın yanma süresindeki gecikmeler ise, mangalı yakmaya çalışan kişinin karizma hanesinden puan olarak silinir... Eğer kişinin hiç puanı kalmamış ise kişiye bi yürü git denir ve başka bir aday görevi devralır... Bu durumda kalmamak istiyorsanız benden size tavsiye: En iyi mangal yakma tekniği 45 derece açı ile saç kurutma makinesi kullanmaktır.
Kralı gelse 3'te calısan bir saç kurutma makinesinden daha iyi rüzgar yapamaz. Tercihen ateşlemeden önce çıra ve kömurlere bir süre fön çekilerek nemleri de alınabilir.
Daha iyi sonuç verdiği görulecektir.
Ama şöyle bir gerçek var ki mangalın başında duran adam kimdir. Genellikle piknik aktivitesi gerçekleştirecek arkadaşlar arasında, bu işi en iyi ben yaparım siz bana güvenin diye ortaya çıkıp mangal başında durma ve etleri pişirme görevini üstlenen kişidir. İşler yolunda giderse herkes bu kişiye teşekkürlerini iletir fakat ters bir durumda ağır hakaret içerikli küfürler işitmesi de olasıdır. Bununla beraber piknik sonunda yiyip, içip, eğlenen kısımdan daha kirli olurlar.
Mangaldan çok mangalın dumanını yiyen zattır. O dumandan ciğerlerinde biriken katran miktarı süngerle sıkılıp bardağa doldurulacak cinsten değildir. Her ne kadar tuvalet pozisyonu alıp elindeki kartonu yellerken estetik bir görüntü oluşturmasa da günün sonunda nargile içmiş hissiyatıyla yuvasına döner. Bence mangalın başında duran kişi çakalın önde gidenidir. Herkes onu emekçi zanneder.
Millet eğlenip, tıka basa yemek yerken; o orada hapsolmuş gibi görünür uzaktan.
Aslında işin iç yüzü hiç de öyle değildir. Çünkü her tecrübeli mangalseverin bildiği bir gerçek vardır;
"En iyi pişenleri her daim ocakçı yer"
Komik zeka soruları
Bir düğün konvoyunda bulunan 29 araç 3 km uzunluğundaki köprüden geçmektedir.
Köprü 25.000 kg yüke dayanıklı ve konvoydaki araçların ağırlığı da 25.000 kg.
Köprünün ortasına geldiklerinde toplam 500 gram ağırlığında üç kuş araçların üzerine
konuyor. Sizce köprü yıkılır mı?
At
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte 40 ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. 40 kişiden 39'u da geç kalmış, hep aynı mazeret: Atla istasyona geliyordum. At çatladı, tren kaçtı, geç kaldım. Derken 40'ıncı da tamamlanmış, Temel'e sıra gelmiş. "Senin de mi atın çatladı?" diye sormuşlar. 'Hayır" demiş. Yoldaki 39 at leşini geçemedum.
İlginç bilgiler servisi
Tokalaşma aslında çağlar öncesi bir adet. Çok eski çağlarda, tüm erkekler bir silah taşıyor ve çoğunluğu da bu silahı sağ eli ile kullanıyordu. Bir erkek diğerine dost olduğunu, elinde silah bulunmadığını göstermek için, boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesine mani olmak için, birbirlerinden emin olana kadar, birlikte ellerini hafifçe sıkarak duruyorlardı. Tokalaşırken elleri sallama alışkanlığı, elleri daha iyi kavrayarak, rakibin giysisinin içinden aniden bir silah çıkarmasını önlemek için başlamış olabilir. Ancak sonraları dostluğun bir ifadesi oldu...
Papağan
Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş:
-"Abi bunlar nece konuşuyor?"
-"İngilizce, Fransızca, Almanca"
-"Kaç paradır."
-"On milyon"
-"Lazca biliyor mu?"
-"Bilmiyor"
-"Bilmiyor mu?"
Temel papağanın burnunu okşamış
-"Bu buruna yazık!."
AlkışlıYorum
''Lütfen veresiye teklif etmeyiniz, pazarlık yapmayınız'' yazıları asılı olan dükkanların bulunduğu büyükşehirden, ''Parası olmayana bedava, helal olsun'' yazılarının asılı bulunduğu dükkanlara sahip küçük bir ilçeye taşındık.
Rahmetlilerin son sözleri
"Şu karşıdaki damı görüyor musun?... İzle şimdi..." (Binadan binaya atlarken ettiği son sözleri)
"Önemli bir şeyim yok, açlık kan şekerim düştü galiba..." (Sahada gözleri kararınca ettiği son sözleri)
"Yav yürü geç kalacağız... Öncelik her zaman yayaların zaten..." (Ana caddeden karşıya geçerken ettiği son sözleri)
"Bu sene kış o kadar da sert geçmiyor..." (Ayazda kalmadan önce ettiği son sözleri)
"Abi kim yürüyecek oraya kadar, gel şuradan geçelim işte..." (Kestirmeden inerken ettiği son sözleri)
"Abi senin sunumları yanlışlıkla silmişim haberin olsun..." (Ortak bilgisayar kullanırken ettiği son sözleri)
"Ben bir filmde görmüştüm, kırmızı teli keseceğiz olum..." (Bomba imha ederken ettiği son sözleri)
"Yav oyna oyununu, bizim tüp her zaman kokuyor zaten..." (İnfilak etmeden önce ettiği son sözleri)
"Gel abi benim boyumu bile geçmiyor işte..." (Boğulmadan önceki son sözleri)
"Bu gece ay ne kadar parlak Haluk Abi..." (Tek farı çalışan kamyon ezmeden önceki son sözleri)
Köşe vuruşu
Saçma sapan bir şey söylediğimde "Ne kullanıyorsan bana da versene" diyenlere "Beyin" diyorum. Sonra bi sessizlik böyle :)
* Cevap: Yıkılmaz çünkü araçlar köprünün ortasına gelene kadar 500 gramdan fazla yakıt tüketirler.