CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Perde adam

Eklenme Tarihi 07 Ocak 2016
Her erkeğin mutlak yaşamış olduğu sıkıntıdır. Anneniz ya da eşiniz tarafından tutuklanıp, perde mahkumiyeti yaşarsınız. Baktınız perdeler mis gibi lavanta kokuyor, siz arazi vitesine takıp kaçma planı yaparsınız ama anne arkadan seslenir:
- Oğlum hadi ben perdeleri yıkadım.
Senin boyun uzun, sen de as.
Bu andan sonra çok şiddetli kol ve boyun ağrısından muzdarip olacak erkektir artık o.
Bakınız Türk erkeklerinin sağ ön kolunda perde takmaktan oluşmuş ayrı bir kas vardır.
Bunun bir de dolapların üstünü silen erkek versiyonu vardır. İşte hayatınızın en zor anları o zaman başlar bir erkek olarak. Çoğu insanı ortak noktada buluşturan nefret türüdür. Omuz tutulur, boyun kasılır. Hele ki pencere, duvarın bir başından diğer başınaysa ciddi anlamda berbat bir durum.
Üstüne üstlük boyunuz da uzunsa yıllarca nefret edilmeye devam edilecek eylem türü. DİKKAT EDİN! Sık yapılan söz konusu aktiviteden, en dışarıya şeffaf tül, ortaya esas perde, en içeriye (odaya doğru) ise beyaz güneşliğin takıldığı (bazı evlerde nedense tam tersidir) öğrenilir.
Bir başka dikkat edilmesi gereken husus ise, normal bir insanın saatte ancak 2 perde takabileceğidir, aksi takdirde beyne kan gitmemesi, kollardaki bütün kanın boşalması, kasların aşırı aktif olması sonucu baş dönmesini takip eden kısa süreli baygınlık yaşanabilir ve anneye bir heyecan yaşatılabilir.

ASARKEN SÖYLENENLER
Yok mu bunun makinesi?
Ha ayağı şuraya koysak... Heh oldu.
Hmmm sanırım sağ kolum artık yok...
Ne bakıyon, hiç mi perde takan görmedin?
Bu kornişleri amma da sağlam dikiyorlar, bir tanesi bütün perdeyi taşıyor.
Daha 4 tane daha var.
Nasıl bir koku bu?
Basketten daha çok boy uzatır.
Anammm tansiyonum düştü.
Allahım sana geliyorum.
Bir kol bu kadar ağrıyabiliyor muydu?
Ters mi takıyorum ben bunu? Hay anasını anneeeee.
Annemden para isteyeceğim, artık yeter.
Evlendim hâlâ kurtulamadım bu işkenceden.
Eneeem bu defa düşüyorum hakikaten... Hııaaaaa...

KOMİK ZEKA SORULARI
Melih gölün ortasında bir adada yaşamaktadır. Adada turistleri gezdiren küçük bir tren vardır. Bu tren adada yapılmamıştır. Adayı karaya bağlayan herhangi bir köprü yoktur, tren bir gemi veya uçakla da adaya getirilmemiştir. Melih trenin adaya nasıl geldiğini merak
etmektedir. Sizce tren adaya nasıl gelmiştir?

AHLAK
Temel, adalet bakanı olmuş ve bir hapishaneyi ziyarete gitmiş. Hapishanede olan herkes, suçsuz yere buraya düştüklerini, kader kurbanı olduklarını söylüyorlarmış. İçlerinden sadece bir tanesi suçlu olduğunu ve cezasına razı olduğunu söylemiş. Temel hapishane müdürüne dönmüş sinirli bir şekilde şunu söylemiş:
- Ha pu adamı çıkarun dışarıya, içerdekilerin de ahlakunu pozmasun.

PAPAĞANIN DİLİ
Hasan, arkadaşını yalnız yakalamış, papağının meziyetlerini anlatıyordu:
- Papağanımın ne akıllı olduğunu bir bilsen.
Sağ ayağını tuttun mu İngilizce konuşur.
Sol ayağına değersen Fransızca konuşmaya başlar.
Hasan'ı köşeye sıkıştırdığını sanan arkadaşı "Ya iki ayağını çekersen ne yapar peki?" diye sorunca Hasan ne cevap vereceğini bilemedi.
O sırada papağan imdadına yetişti:
- Yere düşerim o zaman salak!

ALKIŞLIYORUM
Tuvalate fotoselli lamba koyarak bize zıplayarak s.çmayı öğreten kafe sahiplerini huzurlarınızda tebrik ediyorum.

KADINLAAR KADINLAR
Kadınlar termos gibidir; her tartışmayı ilk günkü gibi sıcak tutarlar.
Kadınlar kitap gibidir; korsanları hemen piyasaya çıkar.
Kadınlar sigara gibidir; zararlıdır ama bırakması zordur.
Kadınlar otomatik kapı gibidir; ne zaman çarpacağı belli olmaz ve her alışveriş merkezinde bulunur.
Kadınlar kahve gibidir; pişene kadar acıdır, piştikten sonra zevk verir.
Kadınlar bebek gibidir; önce konuşmasını istersiniz, sonra susmasını.
Kadınlar reçete gibidir; karmaşıktır, anlaşılması zordur, ama mecbur kalırsınız.
Kadınlar deniz gibidir; ne zaman durgun, ne zaman dalgalıdır bilemezsin.
Kadınlar trafik canavarı gibidir; bir anlık dalgınlık hayatınıza mal olur.