Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Maaşların ayın sonunu görememesi

Eklenme Tarihi 10 Ağustos 2025

(Bir gelir, bir gider, bir daha da gören olmaz.)
Ay başı: Mutlu sonun mutlu başlangıcıdır. Maaş yatar. Telefon bildirim sesi bile bir anda Beethoven senfonisi gibi gelir.
-"Bu sefer çok dikkatli harcayacağım." Bu cümle, tıpkı "Diyete başlıyorum" gibi… Niyet güzel, kader acı.
1. Gün- Şımarıklık Seviyesi: Zengin hissi:
Cüzdan kabarık. Market poşetleri çift kat.
Kahvaltıya avokado, kahveye yurt dışı havası.
"Nakit mi kart mı?" sorusu, şu an seni ilgilendirmiyor. Hava atmalık zamanlardasın.
2. Gün- Krallık dönemi:
Kirayı yatırdın, faturaları ödedin, ama hâlâ "benim" diyorsun.
Bu ay birikim yapacaksın, belki ufak bir tatil… Yani kafanda ekonomi Nobel'i var ama cebindeki para anca minibüs.
3-5. Gün - Harcarken güzeldi:
Kredi kartı limitine şöyle bir dokunulmuş… Online alışveriş sitelerinden "Bu ürüne de bakmak ister misiniz?" önerileri geliyor.
İstemem, ama içim gidiyor.
6-10. Gün- Tansiyon düşüyor:
Dolapta sadece garnitür var ama ana yemek ortada yok.
Restoran menülerine fiyatına göre değil, doygunluk oranına göre bakıyorsun.
Yumurtanın yanında ne gider değil; yumurtaya ne kadar kalmış, o önemli.
11-15. Gün - Günlük kalori, maddi durumla belirlenir:
Biri dışarı çıkmayı teklif ederse, "evde film izleyelim" demek için 43 farklı bahane uyduruyorsun.
"Ben zaten çok dışarı çıkmayı sevmem" yalanı devreye giriyor.
Seviyorsun, sadece cüzdan sevmiyor.
16-20. Gün - Çare halk ekmek:
Gönül zengin ama banka hesabı minimal.
Market poşeti taşımak hayal oldu.
Ekmek arasına hayal gücü koyup yiyorsun.
Ayın ortasından sonrası "maddi anlamda çırpınan bir şiir" gibi geçiyor.
21-25. Gün - Umutlar eriyor:
Bankamatik seni tanımıyor.
"Kartınızı başka bir bankada deneyin" diyor.
Oysa tüm bankalar ortak bir noktada birleşmiş:
Para yok.
26-30. Gün -Beden burada ama zihin maaşta:
En yakın arkadaşın:
Bozuk para kutusu.
Simitçiye "yarım simit" soruluyor, şaka değil.
Çay ocağında "şekerli çay ama şekersiz fiyat" denemeleri…
Ayın son günü-Dibe vuruş:
İnsan kendini kötü hissetmiyor, hissedecek hâli de kalmıyor.
Kalan son 4 lira: Bir ihtimal ekmek + çay mı, yoksa dolmuş mu?
Bir karar verilir: Yürüyerek gidilir, düşünerek dönülür.
Ve döngü yeniden başlar.
Maaş gelir, umutlanırsın.
Sonra o umut, taksitle senden tahsil edilir.
Adeta "Parayı alıyoruz ama seni de senden götürüyoruz" sistemi.
Modern çağın döngüsü:
Kazandığın senin değil, harcadığın zaten geçmiş.

FIKRA
Temel ilk kez uçağa binmiş. Uçakta hostes anons yapıyor:
- Sayın yolcular, emniyet kemerlerinizi bağlayınız, biraz türbülans yaşayacağız.
Uçakta hafif bir sallantı başlar. Temel panikler. Dursun yanında gayet rahat.
Temel sorar:
- Ula Dursun, bu türbülans nedur?
Dursun bilmiş bilmiş anlatır:
- Hava cebidir, Temel.
Uçak hava boşluğuna girince sarsılır, bir şey olmaz.
Tam o sırada uçak aniden düşer gibi olur.
Temel bağırır:
- Ula Dursun, bu nasıl hava cebi? Cebe değil, pantolonun içine girdik resmen!
Uçak toparlanır.
Herkes derin bir "ohh" çeker. Temel hâlâ panik içinde.
Biraz sonra hostes tekrar anons yapar:
- Değerli yolcularımız, şu an 10 bin metre yükseklikteyiz… Temel ayağa fırlar, bağırır:
- Pilot bey! Ben Trabzon'a gidecektim, uzaya çıkardınız bizi, geri dönelim!

TESPİTLİ YORUM
@ashdoddayim Ödeme için kart uzatıyorum, "kartla mı olacak" diye soruyo. Yok abi sen sunu tut iki dakika çantamdan sikkeleri çıkarıyorum şimdi.

BUNLARI BİLİYOR MUSUN?
Albert Einstein, 1922 yılında Japonya'da bir otelde kalırken odasına gelen görevliye bahşiş vermek ister ama yanında bozuk parası yoktur. Bunun yerine otel kâğıdına iki küçük not yazar. Birinde şöyle der:
"Sessiz bir yaşam, başarı peşinde huzursuzca koşmaktan iyidir." Diğerindeyse:
"İrade varsa yol da vardır." Einstein bu notları uzatırken gülümseyerek, "Belki bir gün değer kazanır" der.
Ve gerçekten de öyle olur.
Bu iki kâğıt, 2017 yılında Kudüs'te açık artırmaya çıkarılır ve yaklaşık 1.5 milyon dolara alıcı bulur.
Yani Einstein, sadece bir düşünce değil, tarihin en değerli bahşişlerinden birini bırakmıştır.

ALKIŞLI YORUM
@feridetkn Geçen gün 'Cheesecake mi yapsam' dedim.
Kocam "Yok ya zor oluyor, o uğraşma zorlama kendini" dedi.
Meğer labneyi yemiş.