CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Koca pişirme rehberi

Eklenme Tarihi 27 Eylül 2015
Kocaların çoğu pişirilme sürecinde "yanlış işlem" gördüklerinden yumuşaklıklarını ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar.
Gerçek şudur ki, bazı kadınlar kocaları sıcak suda haşlayarak, bazıları ilgisizlikleriyle dondurarak, bazıları da basıp, ezip turşusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarına neden olur.
Özenilerek hazırlanan her kocanın iyi ve yumuşak olacağı söylenemez.
Ancak iyi pişirilenin gerçekten tadına doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alımındaki gümüş pırıltısı, ne barbunyanın altın yaldız görünümü geçerlidir. Bunun için çarşı pazar dolaşmaya gerek yoktur.
Genellikle en iyileri kapınızın önüne gelenlerdir. Beğeninin kişisel olduğunu düşünürsek, koca seçimini yalnızca kendiniz yapınız. Kendiniz sabırla pişiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz. Kocayı pişirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprak çanaktan başkası yoksa bu da özenle kullanıldığında aynı işi görebilir. Kocalar da karides ve istakoz gibi canlı canlı pişirilirler.
Bazen pişerken tencerenin dışına taşıp yanabilir ya da kenarları sertleşerek kabuk tutabilirler.
Onları tencerelerinde tutmak için, 'görev duygusu' adlı zayıf iplikten çok, 'huzur' adlı sağlam sicimle sıkıca bağlanmalıdır. Sevgi, sıcaklık ve neşeden oluşan sürekli bir ateş yakılır. Kişiliğine uygun bir ısıya ayarlanarak ateşe oturtulur.
Köpürerek taşması halinde kaygılanılmamalıdır.
Pek çoğu iyice pişinceye kadar sık sık köpürebilir. Özellikle sirke ve karabiber yerine tatlıcıların 'öpücük' adı altında sattıkları şekerden biraz konulabilir. Tadına bakarken hoşgörü, iyimserlik ve neşe benzeri baharattan birer tutam katmanız önerilir. Ancak bunlar diğer baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanılmalıdır.
Yumuşaklığını kontrol ederken sertleşmesinden kaçınılmalıdır.
Fazla yayılmasını ve kabın dibine oturarak işe yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karıştırılmalıdır. Kıvama geldiğini anlamamak olanaksızdır. Böyle pişirildiği zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktır.
Dikkatsizlik nedeniyle ev ateşini soğutmazsanız, bozulmadan istediğiniz süre dayanır. Bu yolda hazırlanmış 'koca', mutlu bir ömür boyunca tadını korur!
(Bu yazı 1800 yıllarında basılmış bir yemek kitabının ön sözünden alınmıştır. O gün bugün değişen hiç bir şey yok.)

KEYFİMDEN SANKİ
Kadının biri, kocasının her akşam uğradığı meyhaneye gider.
Onun oturduğu masaya, adamın şaşkın bakışları altında oturur.
Önündeki şişeden bir kadeh doldurur.
Bir yudumda diker.
Ağzından burnundan ateşler fışkırmış bir vaziyette, gözlerinden yaşlar boşanır.
- Allah kahretsin! Bu zıkkımı nasıl içersin?
- Gördün mü? Bir de benim buraya gelip keyif yaptığımı sanıyorsun?

GÜLME KOMŞUNA
Bir gün Temel komşusuna lotodan 500.000 TL çıktığına duymuş.
Temel her yerde gülüyormuş, bir gün adam ona sormuş:
-Hayırdır Temel seni ne zaman görsem gülüyorsun hasta mısın?
Temel:
-Yaa bizim komşuya lotodan 500.000 TL çıktı da ona gülüyorum.
Adam: Sen deli misin nesi komik ki gülüyorsun?
Temel: Eee ne demişler gülme komşuna gelir başına...

KİMSE OTURMUYORDU
Seyahatten dönen adam arkadaşına yakınıyordu :
-Birader perişan oldum, felaket bir tren yolculuğu geçirdim.
Arkadaşı merakla...
-Hayrola ne oldu?
-Trende yerim tersti başım döndü, midem bulandı, yahu.
-Aman be kardeşim, insan karşısındakine rica edip yer değiştirir...
-Benim de aklıma geldi gelmesine ama karşımda kimse oturmuyordu ki!...

EVLENECEK KIZ
Anne 30 yaşındaki oğlunu evlendirmek için bir çöpçatana başvurmuş. Çöpçatan eve gelmiş anne, gelinden beklentileri hakkında uzun bir liste hazırlayıp çöpçatana vermiş.
İki hafta sonra çöpçatan dönmüş ve aileye çok iyi bir kız bulduğu müjdesini vermiş. "Tam oğlunuza göre... mutlu bir yuva kurar, harika yemek yapar, çocukları çok sever, büyük bir aile sahibi olmak ister ve en iyisi de gerçekten bir içim su kadar güzel!.."
Anne pek bir memnun olmuş.. Hemen telaşlanmış, düğün dernek nasıl yaparız filan diye... Ama oğlan bi duraksamış ve çöpçatana sormuş
- Acaba yatakta da iyi mi?
- Valla... Kimisi iyi diyooor, kimisi kötü anlayamadım.

HEPİMİZİN SONU
Badegül, Songül ve Gülcan 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır. Bir gün Badegül, Gülcan'a telefon eder ve Songül'e gitmeye karar verirler ve giderler. Biraz muhabbetten sonra Songül kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Songül yine "Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim" der. Badegül ve Gülcan bir şey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Songül yine "Size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim" der ve yapar getirir. Bizimkiler de yine itiraz yok.
Akşama doğru Badegül ve Gülcan kalkarlar, yola düşerler.
Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer; Badegül : Kız Gülcan, gördün mü Songül'ü..!!! Ne kadar pinti olmuş. Bize bir kahve bile ikram etmedi" Gülcan: Kıızzz Songül'ü ne zaman gördün??