Öne arkaya sallanarak düşünenler. (Bir tür trans. Bilgi kırıntılarını beyindeki uygun kıvrıma denk getirmek için olabilir. Belki bi tür tilt gibi, ama korkutucu, otistik bir görünüm.)
Soruları seyrederken, elini yumruk yapıp ağzına vuranlar, yumruğunu ısıranlar. (Keşke çalışsaydım türü basit bir pişmanlık ve suçluluk hareketi olabileceği gibi, acı şokuyla hatırlatma çabası da olabilir.)
Uzun bir süre, öndekinin ensesine, boş kara tahtaya, pencereden dışarıya ya da asistanın ayakkabısına bir süre baktıktan sonra gelen tuhaf bir ilhamla, birden kağıda saldırıp yazmaya başlayanlar.
Kızlarda, bir derin nefes alıp, kalemi saça geçirip, kağıda kapananlar. (Tamam şimdi başlıyoruz! Saçtanmış meğer...)
Silgi pisliğine bulanmış kollar, ağlamaklı, bıkkın hatta sinirli bir ifadeyle 1 tam sayfayı silmeye çalışanlar.
Sırt dik, hafifçe yana eğilmiş kafayla, soruya güvenli bir mesafeden bakarken, eldeki kaleme heyecan verici harketler yaptıranlar.
Asistana uzun uzun bakıp kafasını kalemle kaşıyanlar.(Tabi o anda asistanı görmüyor olmalılar.)
İki el gereken durumlarda, (çantadan bir şey çıkartmak gibi) kalemi Tarzan'ın bıçağını ağzında taşıdığı şekilde ağzına alanlar.
Kendi kendine konuşup, tartışan, gülümseyenler. (Bu da korkutucu olabiliyor.)
Sınav sonuna kadar kafa kaldırmadan aralıksız yazan, ya çok çalışkan ya da inanılmaz yaratıcılık ve hayal gücüne sahip kişiler.
Öndekinin kağıdına bakmaya çalışırken, asistanın bakışını hissettiği anda, asistanın hareketi algılamaması için vücudu kımıldatmayıp, gözlerini alakasız yere çevirmesi sonucu çıkan garip vücut şekli. (Bkz: Ölü taklidi yapmak.)eksiseyler.com
ÜÇÜNCÜSÜ
Genç ve güzel kadın, doktora şikayetlerini anlatıyordu:
- Birincisinde yoruluyorum, ikincisinde göğsümde ve bacaklarımda ağrılar başlıyor, üçüncüsünde bayılacak gibi oluyorum; kalp çarpıntılarım ve nefes almam sıklaşıyor.
Doktor sordu:
- Neden birincisinden sonra vazgeçmiyorsunuz?
Genç kadın:
- Nasıl vazgeçerim doktor bey? Ben dördüncü katta oturuyorum!
AlkışlıYorum
Saat sabaha karşı 05.30 civarı. Elinde yastık, saçlar dağılmış, gözler kısık bir halde kardeşimden gelen "Heidi nerede?" sorusuyla irkiliyorum. "Az işi varmış, birazdan gelir" diyorum ve kardeşim hiçbir şey demeden yatağa dönüyor. O halinden ben tırstım; Heidi'nin kaçmasına şaşmamak lazım. Öğretmene bir şey demeden çıkıp, ablamın sınıfına dalıp, öğretmenini ve 40 öğrenciyi tınlamayıp, "X Abla gel. Çişim geldi" demek kimin haddine. İlkokul 1. sınıfın ilk günü, daha cesurmuşum ben.