Babayla baba olmaktır. O dükkanında çalışırken sen de yanında kendince işler yaparsın kağıda bir şeyler çizersin, tükenmez kalemle çizgi roman falan yaparsın. Sonra baban bakar çizdiklerine "okurum ben bunları kaça satarsın" der.
Sen de iki sakız fiyatına (Ama kdv dahil) satarsın babana onları. Kendini çok önemli ve büyük bir iş yapmış hissedersin.
Babanın dükkanı evin erkeklerinin önemli ve büyük işler yaptığı bir yerdir senin için.
Diafonla oralet söylemenin karizması. Diafonla oralet söylemek, oraleti marka ile ödemek, öderken de havaya girmektir. Babanın atmadığı bir şekeri gizlice alıp turuncu sihirli karışıma atmaktır. Baban markayı uzattığında çaycının abi bu bizden delikanlıya demesidir. Ya da delikanlıya da bi paşa çayı ver bakalımdır.
Bilgisayardır. Tuşlara basarken uzay gemisi kullandığını hissetmektir. Yeşil ekran üzerinde duran ne idüğü belirsiz kağıtlardır. Exceldir, anlamsız sayılardır.Sana ödül olarak açılmış bembeyaz bir Paint'tir, püskürtmedir.
Hesap makinesiyle sana öğretilen matematiğin doğru olup olmadığını kontrol etmektir. Sonra işi abartıp büyük çarpımlar yapmak ve çıkan e harfine anlam verememektir. Hele hesap makinesiyle leblebi yazmaya çalışmanın tadıdır.
Babanın çöpe attığı kağıtları düzeltip daktiloda yazı yazmaktır. Daha hızlı yazmaya çalışıp aynı anda iki tuşa basarak daktilo düzeneğinin takılı kalmasını sağlamaktır. Sonra bununla eğlendiğinizi farkedip aynı küçük parmakların yettiği tuşlara abanmaktır.
Damgaları eline yüzüne basmaktır. Sonra akşam eve gidince anneden fırça yemektir.
İş ortamındaki ast üst ilişkilerini bilmeden, orayı sadece uzayda yer kaplayan bir yer, ama içinde babayı barındıran güzel yer olarak görmektir.
Hele bir de baba müdürse herkesin ilgi odağı olurdun.MUMYA
Bir gün Mısır'da bir mumya bulunur ve bunun kaç tarihine ait olduğu öğrenilmek için Amerika, İngiltere ve Türkiye'den uzmanlar istenir. Tabii ki Türkiye'den emniyet görevlileri gider. Neyse İlk Amerikalılar başlarlar. 3-5 saat sonra çıkarlar ve olsa olsa MÖ 1300-1600 senelerine aittir derler.
İngilizler girerler.
Bir kaç gün sonra çıkarlar ve olsa olsa MÖ 1300-1420 arasıdır derler. Nihayet sıra Türkiye'den giden emniyet görevlilerine gelir ve içeri girerler.
Girerler girmesine de, aradan 10 gün geçtiği halde hala dışarı çıkmazlar. Nihayet 15. gün saç-sakal karışmış halde çıkarlar ve merakla gözlerinin içine bakan Mısırlı bilginlere tam tamına MÖ 1357 derler. Tabii ki herkes şaşar bu işe ve nasıl olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi, - Biraz zor oldu amma, sonunda dili çözüldü keratanın...
ALKIŞLIYORUM
2.5 yaşındaki oğlum sürekli "Beni seviyor musun anne?" diye soruyor. Hem de günde yüzlerce kez. Şimdi seni çok iyi anlayabiliyorum kocacığım. Bir daha sana sormak mı? Tövbee!
38 yaşında başından 3 evlilik geçmiş olan halam, geçenlerde "hayırlı bir koca" için dua ederken düştü ve ayağını kırdı. Sanırım biz mesajı aldık. Kır dizini otur evinde halacığım...