CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Ayak serçe parmağını vurmak

Eklenme Tarihi 09 Mayıs 2016
Yaşanabilecek en büyük fiziksel acılardan (işkence, trafik kazası yaralanmaları vs. hariç) biridir. Oldukça neşeli bir anında türlü şebeklik yaparken de başına gelebilir insanın, sakin sakin televizyon seyrederken ayağını uzatmak isterken de. Özellikle soğuk havalarda verdiği acı daha da artar.
Birden canınızın serçe parmağınızda toplandığını düşünürsünüz ve aniden yaşama sevincinizi kaybedersiniz.
Vuku bulduktan sonra "Ne yapıyorum lan ben" diyene kadar tek ayak üzerinde zıplarsınız. Acısını bütün vücutla birlikte hisseder ve siz 'kurtadam'a dönüşürmüş gibi hareketler yapmanıza neden olur.
Öyle bir şekle sokar ki kişiyi, ortamda bir hakem bulunsa tereddütsüz penaltı çalar.
Ufacık bir yerin acısının saliseler içinde tüm vücuda yayılarak insanın gözünden yaş getirir, kelimelerle tarifi olmayan hislere sebep olur ve sonunda sızım sızım sızlayan ve morarmış bir parmağa dönüştüren bir tür işkence haline gelir.
Sanki manyetik bir güç çeker ayağın en hassas noktalarını sehpaya doğru.
Anneler boşuna demiyor "Terlik giy" diye.
Burnu kapalı bir terlik giymekle her türlü ayak çarpma acısı engellenebilir.
Ayağınızı çarptığınız anda, önce korku gelir. Çünkü o an için hissetmeseniz de, birkaç saniye içinde ayağınıza saplanacak acıyı bildiğiniz için korkarsınız. Ama bunu düşünecek vaktiniz olmadan ayak parmağınıza biri bir iğne batırır ve yavaş yavaş içeri ittirmeye başlar. Her salise acınız daha da artar, her salise diğerinden daha yavaş geçer. Acınızın durması için yalvarırsınız, ama asla kolay kolay geçmeyecektir. Tak! (İlk çarpma anı) Hıffff!
(Acıyı idrak etme) Aaaaahhh! (Acı zirvesi) Hıffff! (Acıya alışma) ...! (Herhangi bir küfür) Ayh! (Acıya son nokta ve hayata devam) İşte o an hayattan tiksindiren anlardandır. Sehpa olmasa sandalyeye, o olmadı kapı pervazına, en iyi ihtimalle halının kenarına sürtersiniz.
Yaşanan an zehir zıkkım olur, hayattan tiksinirsiniz.
Nice yiğitleri gördük, o küçücük serçe parmağı onları ne hale soktu... Tek ayakla zıplayıp ağızını ve yüzünü şekilden şekile sokar. Küfürler dokuz sekizlik gider.
Dünyada 7 milyar insanın (daha yürüyemeyen bebekler dışında) tamamının en az bir kere başına gelmiştir.

ŞAMAR
Bir yüzbaşı ile emireri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın otururlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor.
Bir öpücük sesi ve ardından - şırraaakçok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın "Ne oldu" diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; "Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler.." Kızın annesi düşünüyor; "Helal benim kıza, öpüldü ama hemen şamarı yapıştırdı." Yüzbaşı düşünüyor; "Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim..." Asker gülümsüyor; "İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük, yüzbaşıya bir şamar!!)

VİTES
Temel arkadaşlarının tavsiyesi ile bir kamyon alır. Ehliyeti olmadığı için şoför tutar ve onunla tüm nakliye işlerini beraber yürütürler. Bir gün yine Ankara Elmadağ yokuşunu tırmanırken kamyonun vitesi şoförün elinde kalır. Şaşkınlıkla Temel'e dönüp vites kolunu gösterir. Temel de bilgiç bir edayla - Haçan olacağu buydu, alduğum cünden beri kurcalaysun.....

AlkışlıYorum
Adam eczaneye gelmiş:
-Sizde asetilsalisilik asit var mı? Eczacı adama dönmüş:
-Yani aspirin istiyorsunuz değil mi ?
-Evet evet, şu meredin adını bir türlü ezberleyemedim. ..