CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

90’larda kantinde kola içip hamburger yiyen çocuk

Eklenme Tarihi 02 Haziran 2026
90'larda okul kantininde kola ve hamburger yiyen çocuk, bugünün lüks otomobil kullanan iş insanı gibiydi. Şimdi düşününce bir hamburger ve bir koladan bahsediyoruz ama o dönem için mesele sadece yemek değildi. O, ekonomik güç gösterisiydi. Küçük yaşta "Hayat bana güzel" mesajı vermenin en etkili yoluydu.

Sabah evden çıkarken annesinin verdiği harçlık miktarı bile kaderi belirlerdi. Çoğu öğrenci harçlığını dikkatli kullanmak zorundaydı. Simit mi alınacak, tost mu alınacak, yoksa öğleden sonraya da para kalsın mı? Bunlar ciddi kararlardı. Ama bazı çocuklar vardı ki teneffüs zili çaldığı anda kantine doğru yürürken yüzlerinde hafif bir özgüven belirirdi. Çünkü onlar ne alacaklarını biliyordu. Menü belliydi. Hamburger ve kola.
O çocukların kantine yürüyüşü bile farklıydı. Sanki okulun öğrencisi değil de kantinin yatırımcısıydılar. Kuyruğa girerken acele etmezlerdi. Çünkü herkes onların ne alacağını zaten biliyordu. Sipariş verilir, hamburger hazırlanır, kola çıkarılır ve o kutsal tepsi teslim edilirdi. İşte gösteri o noktadan sonra başlardı.

Hamburger tepsisiyle sınıfa ya da bahçeye yürüyen çocuk istemeden dikkat çekerdi. O yıllarda hamburger kokusu bugünkü gibi her yerde yoktu.
Daha nadir bir şeydi. Tepsiden yayılan koku çevredeki öğrencilerin dikkatini çekerdi. Kimi dönüp bakar, kimi hiç bakmıyormuş gibi yapıp göz ucuyla takip ederdi. Masaya oturduğunda etrafında görünmez bir çekim alanı oluşurdu. Normalde teneffüste yüzüne bakmayan bazı arkadaşlar bir anda yanına gelir, "N'aber?" diye sohbet açardı. Konunun nereye bağlanacağı belliydi:

"Bir yudum kola versene." "Bir tane patates alsam olur mu?" "Zaten doymuşsundur sen." Bu cümleler aslında çocukluk tarihinin en eski diplomatik girişimleriydi. Bir de kolanın ayrı bir havası vardı. Şimdiki gibi plastik şişeler değil, çoğu zaman cam şişe ya da kutu kola. O kutunun açılma sesi bütün teneffüsün soundtrack'i gibiydi. "Çıt!" sesi duyulduğu anda herkes dönüp bakardı. Çünkü o ses başarı sesiydi. O yıllarda kantinde ayran içen çocuklar vardı, meyve suyu içenler vardı ama kola içen çocuk biraz farklı hissederdi kendini. Muhtemelen o anda Amerikan filmlerinin başrolü olduğunu düşünüyordu.

Hamburgeri yerken de ayrı bir özgüven oluşurdu. Çünkü hamburger tek elle yenmeye çalışılan ama çoğunlukla her tarafı dağılan bir yiyecekti.
Ketçap akardı, marul düşerdi, köfte kayardı. Ama bunlar önemli değildi. Önemli olan o hamburgere sahip olmaktı.
Hele yanında patates varsa iş tamamen başka bir seviyeye çıkardı. Patates o yılların altın rezerviydi. Bir öğrenciye bir tane verirsin, ömür boyu dostun olurdu. İki tane verirsin, teneffüste futbol takımına seçilme ihtimalin artardı. Üç tane verirsen artık okulda yardımsever iş insanı olarak anılmaya başlardın.

Bugün dönüp bakınca komik geliyor. Şimdi çocuklar uygulamadan hamburger sipariş ediyor, menünün yanında ekstra sos seçiyor, kurye kapıya getiriyor. Ama 90'larda kantinde hamburger ve kola alabilmek bambaşka bir duyguydu. O çocuk kendini dünyanın sahibi sanıyordu. Belki cebinde sadece birkaç lira vardı ama o teneffüs boyunca okulun en havalı insanı olduğuna yürekten inanıyordu. Ve işin ilginç tarafı, diğer öğrenciler de buna biraz inanıyordu. Çünkü 90'larda kantinde hamburger ve kola yiyen çocuk, sadece karnını doyurmuyordu; okulun sosyal hiyerarşisinde birkaç basamak yukarı çıkıyordu. O günün influencer'ı oydu. Tek farkı, takipçi sayısını değil, patates sayısını gösteriyordu.


BUNU BİLİYOR MUYDUN?

ABD'de bir kadın, vasiyetinde tüm mal varlığını köpeğine bıraktı. Kadının iki çocuğu vardı ama onlara "Siz beni aradığınızı söyleyip durdunuz, oysa köpeğim her gün yanımdaydı" dedi. Mahkeme, "Köpek mirasçı olamaz" diyerek vasiyeti iptal etti. Kadının çocukları, mirası paylaştı. Ancak mahkeme, köpeğin bakımı için aylık 500 dolar ödenmesine karar verdi. Köpek, ölene dek her ay düzenli bu parayı aldı.


TESPİTLİ YORUM

@_allper Oğlan elinde arabayla, "Öff ya" diye diye, deli gibi dolaşıyor evde. "Napıyon?" dedim, "Park yeri arıyorum" dedi.

GülüYorum

@eyupsabriesen "Sen ne zaman evleneceksin?" diye soran akrabalarıma "Ben 6 ay önce evlendim ama sizi düğüne çağırmadık" diyorum, kısa bir şokun ardından hemen kalkıp gidiyorlar. Akrabalarla ailecek küsüyoruz ve dünya daha güzel bir yer oluyor...
TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN