Sinan Özedincik

SİNAN ÖZEDİNCİK

Belgesiz çürütme cesareti

Eklenme Tarihi 12 Aralık 2025

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler
Magazin dünyasında yıllardır alıştığımız bir refleks vardır. Aşk haberleri çıkar, taraflar soluğu sosyal medyada alır, "asılsızdır" der, üç gün sonra aynı karede yakalanırlar. Bu artık sektörün doğasıdır. Ama son dönemde öyle bir eşik aşıldı ki, dedikodu yalanlamayı anladık da… Adliyeye düşmüş, dosyası açılmış, hakimin kalemi değmiş, evrakı sisteme geçmiş bir konuyu aynı rahatlıkla inkar etmek gerçekten akıl alır gibi değil. Bu yeni moda, magazinde değil, bizzat yargı kayıtlarında yaşanıyor.
SABAH Günaydın Eki'nde manşet olduktan sonra magazin gündemine düşen Emina Jahovic'in, Mustafa Sandal'ın nafakayı aksattığı gerekçesiyle açtığı dava her yerde çok konuşuldu. Yazışması, dosya numarası, tarihleri belli. Buna rağmen hem Mustafa Sandal hem de Emina aynı gün içinde "böyle bir şey yok" diye açıklama yaptı. Hani bir an için insan düşünüyor: Madem yok, o halde UYAP'taki bu başvuru kimin mucizesi? Bu belge kendi kendine mi oluştu? Üstelik bu sadece bir tarafın iddiası değil, resmi bir sürecin kaydı.
Bir benzerini Kerem Aktürkoğlu olayında yaşadık. Warner Bros.'un şikayet dilekçesi ortaya çıktı, "Harry Potter sevinci telife giriyor" diye konuşuldu. İlk tepki yine sosyal medyadan geldi: "Asılsızdır." Ama belgeler konduğunda sessizlik hakim oldu. Bir yanda "yok öyle bir dava" deniyor, öte yanda uluslararası bir şirketin imzalı dokümanı gözümüzün önünde duruyor.
Şimdi merak edilen şu; bu yalanlamalar neyin özgüveni? Ya da neyin telaşı? Çünkü ortada bir yanlış anlaşılma, bir dedikodu, bir kulis bilgisi yok. Bunlar resmi başvurular, hukuki süreçler, yani gazetecinin "belgeli haber" dediği en net zemin. Eskiden ünlüler haberi okuyunca sinirlenirdi; şimdi haberdeki belgeyi görünce bile "yok öyle bir şey" deme rahatlığı oluştu. Sosyal medya açıklaması sanki mahkeme kararının üstünde bir kudrete sahipmiş gibi.
Asıl tuhaf olan da şu, belgeler yayınlandığında ne deneceği hiç düşünülmüyor. Kerem olayında olduğu gibi, Warner Bros. bir anda susunca konu kapandı sanılıyor. Oysa sustuğunuz an, aslında kabul etmiş oluyorsunuz. Mustafa Sandal ve Emina cephesinde de benzer bir tablo var. "Yalan haber" dediğiniz şeyin evrakı önünüze konduğunda nereye kaçacaksınız?
Magazin dünyasında yalanlamaya alışığız ama bu yeni dönem başka bir şey anlatıyor. Bu, artık gerçeği değil, algıyı yönetme çabası. Sosyal medyada koca puntolarla yazınca hakikat değişecek sanılıyor. Oysa değişmeyen tek şey var, belge her zaman konuşur. Ve belge konuşmaya başladığında en gürültülü yalanlama bile sessizliğe gömülür.