CANLI YAYIN
Hasan Basri Yalçın
HASAN BASRİ YALÇIN

Merkel’in eli boş gönlü de boş

Eklenme Tarihi 06 Şubat 2017
Merkel'in derdi ne? Ne getirmiş?
Bilen varsa şöyle gelsin.
İkide bir Ankara'da. Sanki bir planı varmış gibi uzun uzun görüşmeler yapıyor. Her seferinde aynı. Doğru düzgün bir sonuç almadan dönüyor.
Almanya'da kendi iktidarı risk altında. Seçimlerde kazanma ihtimali zayıflıyor. Başı aşırı sağın yükselişiyle belada.
Avrupa Birliği risk altında.
İlerlemeyi bir kenara bırakın şu sıra bütünüyle çökse kimse şaşırmaz. Artık Avrupalı devletler bile umursamıyor AB'yi.
Türkiye AB ilişkileri de gerilimli. Ne AB Türkiye'ye umut veriyor ne Türkiye AB'yi önemsiyor.
Ama Merkel Türkiye'yi ikna etmek istiyor. Öncelikle göçmenler konusunda.
Suriyeli mültecilerin Avrupa'ya akını korkulu rüyası. Yıllardır bir oyalama siyasetinin peşinde. Mülteciler Türkiye'de kalsın. Almanya'ya gelmesin. Almanya'ya gelirlerse, ülkede yabancı düşmanlığı artır. Bu da aşırı sağı yükseltir. Aşırı sağ yükselirse Merkel kaybeder.
Bir çözüm bulması lazım. Türkiye'yi ikna etmesi lazım. Yıllardır buna uğraşıyor.
Geri dönüş anlaşması ve vize muafiyeti tam da böylesi bir numaraydı. Türkiye'nin hakkı olan vize muafiyetini şarta bağlamak istediler. Gürcistan'a bile verdikleri vize hakkını katılım müzakeresi yapan Türkiye'ye zaten vermek zorundalar.
Ancak anlamsız bir şekilde vize anlaşması ile Suriyeli mültecileri birbirini bağladılar.
Türkiye Avrupa'daki kaçak göçmenleri alırsa ve Suriyeli mültecilerin Türkiye'de kalmasını garanti ederse, AB de Türkiye'ye vizesiz giriş hakkı verecekti.
Nerden baksan tutarsızlık? Nerden baksan ahmakça? Zaten olmadı. Anlaşma yürümedi. Anlaşmanın imza edildiği günler Cumhurbaşkanı Erdoğan gereksiz ve tutarsız olduğunu söyledi.
Ama Merkel bununla vakit kazandı.
Bekledik. Süresi doldu. Baktık AB'ye; değişen bir şey yok. Türkiye verdiği her sözü yerine getirdi. Ama AB hiçbirini yapmadı. Anlaşmanın kendine düşen tarafı gündeme geldiğinde Türkiye ile ilişkileri gerdi. Darbe ve kalkışma teşebbüsleriyle boğuşan Türkiye'nin demokrasisine destek vermek yerine darbeci ve teröristleri kollamaya kalkıştı. Türkiye ile ilişkileri germenin kolay bir yolunu buldu. Bu tür kötü niyetli AB siyasetine alışkın olan Türkiye alttan aldıkça AB gerginliği körüklemeye çalıştı.
Tüm bunlara rağmen Merkel Türkiye ziyaretlerine devam etti. Almanya parlamentosu sözde Ermeni soykırım tasarısını bile gündeme getirdi. Merkel bundan haberi yokmuş numaraları çekti.
Şimdi bu yolların hepsi tükendi.
Gerçekten merak ediyorum. Türkiye'ye mecbur olan Merkel'in görüşmelerde ne dediğini. Nasıl ikna edeceğini düşünüyor acaba Ankara'yı.
Aslında Merkel'in bir planı da yok bence. Dostlar alışverişte görsün. Gelip gidip gündemi idare edebileceğine inanıyor.
Fakat geldiğinde de rahat durmuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sırasında "İslamcı teröristler" ifadesini kullandı. Erdoğan hemen araya girerek, ifadesini düzelmeye zorladı. Ama ben Merkel'in bunu hatayla kullandığını düşünmüyorum.
Bile isteye yaptı. Sinir uçlarına dokunmak istedi. Kendi dengesi bozuk.
Karşı tarafın da dengesi bozulsun istiyor.
Bunun dışında elinden bir şey gelmiyor.
Türkiye'nin ağzına sürecek bir parmak balı bile kalmadı. Eli boş. Ama gönlü de boş.
Arada Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik eylem ve söylemler de üretiyor. Belki bunlarla sonuç alabilirim diye.
Bu anlamda Türkiye'nin net olmaya ihtiyacı var. Merkel'e bu işin böyle gitmeyeceğini göstermek lazım. Belli bir dönem kredi açılmıştı. Ama artık yılan hik‚yesine dönüştü. Aldanmamak ve beklenti içine girmemek lazım. Avrupa'nın kendine hayrı yok.
Hala Avrupa siyasetine sahip çıkan sesler var. Bunların bir kısmı ideolojik olarak kargadan başka kuş tanımadığı için öyle yapıyor. Bir kısmı AB müzakerelerini Türkiye'de iç siyasetin bir manivelası olarak görüyor. H‚lbuki AB ile yakınlaşarak Türkiye siyasetinde ön plana çıkmaya çalışan her aktör kaybetti. Hele şimdi AB düşerken hiç tavsiye etmem. Türkiye'de siyasi hesaplarını AB'ye göre yapanlar bu heveslerinden vaz geçse kendileri için de iyi olur.