Adalar'dan kalkan sabah vapurlarında bir keyfi vardı simitle çayın.
Sabahın gözlerini içerken, umudu katık etmek gibi.
O zamanlar mutlu sabahları vardı İstanbul'un.
İnsanlar sabahlarına "günaydın" kelimesinden yola çıkardı.
Şimdi suratsız hüzünlerin yüzünden düşen bin parça!
Peynir temizdi, ekmek temizdi.
Kutsallığı vardı alın terinin.
Temiz Türkçe'si vardı gazetelerin, insanlar ellerinde tuttukları gazetelerini, karşı koltuktaki insanların okuduğunu da düşünüp, dakikalarca sayfayı çevirmezdi.
Nefsi terbiye edilmiş gazeteciler, ahlaksızlığa karşı örgütlüydü.
Hepsi kıt kanaat yaşardı, çoğu parasız yatılı öğrenciler gibi.
Ömür verirlerdi bir kuru "aferin"e...
Şimdi tetikçilere apolet veriyor gazetecilik, milyon dolarlar bahşediyor.
O yüzden vapurda okunan tek tük gazeteye de gözünün ucuyla bile bakmıyor insanlar.
Martılara zaafımız vardı da simitlerimizi onlarla bölüşürdük.
Hiç yanlış hamlelerini görmedik.
Hepsi doğuştan şair.
Ustalıksa ustalık.
Cesaretse cesaret!
Belki de onların şiir kitapları basılmalıydı.
Çünkü bu şehirde eskimeyen tek gerçek martılar.
Değişmeyen tek duruş onların.
Hala beyazlar! Hala yürekli.
Ada sahillerinde ömürlük aşklar sergisi vardı.
Yaz akşamlarında şarkılar söylenirdi vapurlarda.
Sevmediği şarkılar da söylense, diğer yolcular sesini çıkarmazdı.
Bunun adı hoşgörüydü. Sadece sevgilerini değil, saygıların hatırasını da saklayanlarla doluydu şehir.
Şarkılarını kıyılarda bıraktı o insanlar.
Hoşgörü eski bir masal artık.
Şimdi kutuplar var yüreklerde.
Bir gözün öbür göze düşman edildiği karalama kampanyalarında
Yine vapur yolcuları var.
Yine simit atılıyor martılara Ama insanlar kendilerindeki kara bulutu, onlardaki umutla değiş doğuş etmek için atıyor simitlerini.
Aartık bu şehirde artık her şey karşılıklı.
"Ne kadar ekmek, o kadar köfte!
***
Kadın sömürüsü
İki karısını öldüren adama arka çıkan televizyonculuk sisteminde, kadınların hakkı diye bir şey yoktur.
Raiting diye zavallı bir sığınma evi vardır. O evde kadınları dövenler, öldürenler ve öldürecek olanlara alkış vardır.
Bu ülkenin kadınları, kendilerini en çok televizyonların sömürdüğünü öğrenselerdi.
Çok şeylerini yeniden kazanırlardı.
Geçmiş ola!
Mutluluk Takvimi
Adres sorana samimi davran.
Teneke kutuya çiçek ek.
70'li yılların şarkılarını dinle.Dün gece çok efkarlıydım
Yine andım ikimizi
Bilsen nasıl özlemişim
İki gözümün denizi
Radyoya açtım bir şarkı
Yüzüme birden renk geldi
Dilimde sana sitem
Tam şarkıya denk geldi.
Seni sevmek
Sazlı sözlü düşünmektir
Seni sevmek
Yerli yersiz özlemektir
Hasretimin üstünü ört
Seni sevmek
Yokluğunda üşümektir
Hakkı YALÇIN