En çok mavi anılırdı renklerin içinde, saman yüzlü çocuklar arasında bile. Kırmızı renkli belediye otobüslerindeki küçüklerin büyüklere gösterdiği saygı okullarda öğretildiği gibiydi. Çiçekler fışkırırdı aydınlık öğretmenlerin gözlerinden. Çocuklar kitap kurdu; öğretmenler çocukları da kitap gibi okurdu.
***
Sırtlarında kömür küfesiyle insanlar geçerdi mahallenin orta yerinden, insanların içinden kötülük geçmezdi. Dantelli masa örtüleri zamanı. İnsanların ağzı karanfil demeti. Vıcık vıcık değil yaşam. Gaz lambaları yüreklerde de yanardı. Güzel sözlerin hatırlı komşuları için kapılar açık dururdu. Gönül kumbarasını sevgiyle doldururdu insanlar. Açın halinden anlardı toklar, hasta ziyaretine eli boş gidilmezdi. İnsanlık el üstünde, aynı şarkılar söylenirdi aynı gökyüzünün altında ve en çok da umudun şarkısı; "Yıldızların Altında."
***
Camdan cama bakışırdı gençler, ahşap evlerin arasındaki daracık sokaklara yakışırdı akasyalar. Zarfından kuşlar çıkan mektuplar gönderilirdi, yürekten yazılmış. Herkesin bisikleti yoktu, "bir tur atsın" diye arkadaşına bisikletini verenler arkadaşlığa can verenlerdi. "Yabancı dil" o zaman da değerliydi ama "yalancı dil" böylesine popüler değildi.
***
Evlerde pilli radyonun sesi. Sobaların üzerinde fokurdayan çaydanlığın buğulu nefesi. Çocuklara günün bittiğini söylerdi güneş, duyan kim! Akşam ezanından önce eve dönmeyen çocuklara babaların geçici öfkesi.
***
İnsanlıkla ölçülürdü şeref, servetle değil. Delikanlılar sokaklarda tarih gibi dururdu, en çok da sokak lambalarının altında. Ömürlük aşklar ahşap duvarlara çivilenirdi evlilik fotoğraflarıyla. Yürekli insan çoktu, yemin ederim ki böylesine uyuşturucu bataklığı, aleni rüşvet ve sokak çeteleri yoktu.
***
Geçenlerde bir arkadaşım, "hayatın penceresine en son neyi yazdın?" diye sordu. "Son kullanma tarihi gelecek olanlara not yazdım" dedim; "ölüm sizleri de kapıda bekliyor." Çünkü biliyorum ki ne kadar çok parası olursa olsun insan yaşarken de çürür. Hele yüreğinde vicdan taşımıyor da bu kadar kötülük taşıyorsa! Adam olanlar bilir, her merdivenin son basamağı vardır. Çıksan nereye kadar çıkacaksın. Ayrıca üzerine bastığın insanların yüzüne inerken nasıl bakacaksın!
Hırsız zeka!
Yapay zekanın malı götürme yanını kullanan fırsatçılar parsayı toplamaya başladı. Kolay yoldan şarkılar, sesler sebil. Yapay zeka ekmeğimizle oynayacak ve bizler susacağız öyle mi? Soralım bakalım "sen hangi okulu bitirdin, kaç kitap okudun, kaç enstrümana elin dokundu?" O da cevap verecek "beni suça teşvik edenlere yataklık etmeyi çok seviyorum!" Şerefsiz kazanca yol vermekle sempati toplayan ve böyle işler için programlanan yapay bir zeka türü önce hırsızın ağzını sulandırır, sonra da içilen suyu bulandırır. Daha sonrası inleyen nağmeler!