TEKNOLOJİNİN insanların içindeki duyguları açığa çıkarmasının etkilerini görebiliyoruz.
Gözlerinin önünde bir insan "kendini yakarken" akla gelen ilk şey görüntüyü kayda almak.
Sonra "bunu ben çektim" yönetmenliğine soyunup, kaç paralık seyirci olduğunu cümle aleme gösterebilmek.
Sosyal medya mezbahalarında gezinmenin özellik sayıldığı bir dünyada, eski moda film seyircilerini neden sevdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum.
Onlar çiçek kokularını severlerdi, yanık insan kokularını değil.
***
Cep telefonunda kendini yakan bir insanın görüntülerine sahip olmakla, o insanı söndürmeye teşebbüs edebilmek arasında milyonlarca yıllık insanlık kaybı vardır.
Ama eskiden ayıp olan şeyler artık ayıp değildir.
O yüzden bazen ölüleri bile geri tükürüyor toprak ana! "Teknolojik mezarlarınıza gidin" notuyla birlikte.
***
Sadece kendilerini yakanlara değil, ömürlerini yakanlara da seyirci olan bir kesim var.
Dünya yansa yorganı yok içinde!
Bundan iki yıl önce büyük marketlerden birindeki kaşar peynirlerin ve boyanmış zeytinlerin tahlil edilmesini istemiştim de kötülüğü korumakla yükümlü market müdürü ve çetesi ayaklanmıştı.
Kendilerini de ilgilendiren bir konuda marketteki insanlar muhteşem seyirciydi o sıra.
Onlar kendilerine dokunmadıklarını zannettikleri yılanların "kıvrak dansını" izliyordu keyifle!
Aralarında "bir kavga çıksa da görüntüye alsak" diyen kaç kişi vardı kim bilir.
***
Şöhrete meyilli seyirciler var.
Bundan yıllar önce Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 1 yaşındaki bebeklerini otomobilde bırakıp alışverişe giden anne ve babanın sorumsuzluğunu hatırlıyorum.
Durumu gören vatandaşlar otomobil camının arkasındaki ağlayan bebeği susturmak için ellerinden geleni yaparken, işin utanç verici yanı görüntünün ikinci perdesindeydi.
15 dakika sonra otomobile gelip çocuğunu kucağına alan baba bu içler acısı durumu görüntüye alan kameramanı görünce "bebeği iyi çek ağabey" diye seslenmişti, "belki reklamlarda oynatırlar!"
***
İnsanların beyinlerine yalanla ve teknolojiyle şırınga edilen zehrin karşılığı alınıyor.
O yüzden vicdan ve merhamet bir daha asla geri gelmeyecek bir gerçektir bu memlekette.
Çocuklarının aklını oynatan televizyon dizilerine bile "seyirci" olmak varken!
Martılara deniz olmuş
Evlerin damları
Eskiden çok güzeldi
Bu şehrin akşamları
Yeni dünya yasası
Üç kuruşa it oldu
Bir dubleye fit oldu
Bu şehrin adamları
Atlar vurulmadan da
Yaşıyormuş öğrendik
Erkeklerden daha mert
Bu şehrin kadınları
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Çocukları yüzme okuluna gönder.
Hafızanı yokla.
Randevuna sadık ol.
Yalanlara kanı kaynayanların suyu çabuk ısınır.
YILDIZ KALMADI!
Şu sıralar falcılar ve astrologlar çok moda, herkes istediğini duymak istiyor.
Ya da söylenenleri hayra yoruyor kendini yormuyor.
Yalanların niye bu kadar itibar gördüğünü anlamak zor değil ama gerçekler kapıda ve dilek tutmak için gökte yıldız kalmadı.