DALINDAN koparırdık meyveleri yıkamadan yerdik kimsenin hakkını yemezdik.
Otobüs denince büyüklerimize yer vermekti öznemiz.
Pasolarımız sevgi dolu, bütün sokaklar nefes alanımız.
Dua bilirdik de beddua bilmezdik.
Gün gelecek bu topraklarda çocuklar taciz edilecek, kadınlar katledilecek ve yadırganmayacak ha, aklımıza bile getirmezdik.
***
Oturduğumuz evler dokunsan yıkılacak gibiydi ama denize bakan odaları vardı kalbimizin Mavi umutların çocuklarıydık, buluttan zarflar içinde sevda mektuplarımız vardı.
Türk, Kürt, Ermeni hiç fark etmez, önemli olan candı, insanların nereli olduklarına bakmaz, hemşerilik ayakları nedir bilmezdik.
Suyu çeşmeden içerdik, domates sudan ucuzdu, yoksul annelerin bile mutfak penceresinden cennet şarkıları duyulurdu.
Kimsenin tavuğuna kaz gözüyle bakmaz, kimsenin ekmeğine göz dikmezdik. kötülükleri biriktirenler iyiliklerin canına okuyacak da itibar görecek ha, aklımıza bile getirmezdik.
***
Kimse aşkını hor kullanmazdı, zor da kullanmazdı kendisini reddeden kadına.
Vicdan eksperleri vardı mahallelerin, herkes kendisinin yargıcı olurdu da onlara delikanlı denirdi.
Delikanlı olmanın bedeli gerektiğinde gözyaşlarını içine atarak ödenirdi.
Kazanmayı bilmek kadar kaybetmeyi de hazmeden bir gerçeğin adıydı erkeklik.
Uyuşturucu çakallarının esamesi bile okunmazdı mahallelerde.
Ayıplara özenmezdik.
Gün gelecek sahil kenarlarında porno film çekilecek de insanlara seyirci olmak düşecek ha, aklımıza bile getirmezdik.
***
Gazi dedeler vardı, akşamları mahallenin orta yerinde hatıralarını anlatırlardı.
Ceplerinden fotoğraflar çıkarırlardı, fotoğrafın içinden yürekli askerler çıkardı.
O askerler bütün annelerin elini öper, yeniden fotoğrafın içine girerdi.
Sözünün eriydi insanlar, dürüstlüğü ve namusu severdi parayı değil.
Dut ağaçları meyve verirdi bu mevsim, başkalarına da kalsın diye ağaçtaki dutları bitirmezdik.
Gün gelecek yürekler çöl olacak da sabah akşam yalanlar sulanacak ha, aklımıza bile getirmezdik.
***
Aklımıza gelmeyen ne varsa hepsi başımıza geldi.
Gideceği de yok!
O kar beyaz yüreğini
Kırdıysam affet beni
Dert ortağım sayıyorum
Bu lacivert geceleri
Yüzüm ayrılık sarısı
Yaralarım kahverengi
Mavi gönül denizimde
Kırık bir deniz feneri
Kanıma karışmış sevdan
Bu kırmızı ten kokusu
Umudun gözleri yeşil
Bu hasretin sen kokusu
Ayrılığın her renginde
Senden izler taşıyorum
İki kişilik sevdayı
Tek başına yaşıyorum
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Çocuklara kumbara alışkanlığı getir.
Şiir kitabı oku.
Deniz kıyısında yürü.
Semt pazarından alışveriş yap.
Hayat hilebazdır sadece kağıt çalmaz ömrümüzü de çalar.
ANNELERE ÖZEL!
Ben annelerin çocuklarını kitap gibi okurken kendilerini unutmalarını sevdim.
Hayatın zalim yağmurunda ıslanmalarını, kaderin omzuna yaslanmalarını, başka umutları kalmadığında çaresizliklerini bile gizlemelerini.
İffetlerini hasretlerini, ben annelerin iliklerine işleyen merhametlerini sevdim.