Herkes siyaset makamından konuşuyor.
Herkes düzenin baltasına sap olmak derdinde.
Bütün mesele parayı bulmak, ama nasıl olursa olsun parayı bulmak. "İnsan olan, hayatı sırtına yükler" diyorum. Gülüyorlar. "İşte" diyorum, "Ülkemin en uyanık hali."
Trafiğe çıkıyorum. Herkes birbirinin hakkını yemek uğraşında.
Tek başınayken, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştıranlar.
Kalabalık olunca ve karşılarında tek kişi bulunca, küfürü basıyorlar ya. "İşte" diyorum. "Ülkemin en delikanlı hali!"
Sanat aleminin içinde gezintilerim oluyor bazen. Hepsinde döllenmemiş dedikodular.
Yabancı şarkıcıların toplumsal davalarını örnek gösteriyorum onlara. "Hanginiz toplum için sosyal bir davanın içindesiniz?" diyorum. "Aman be Hakkı Abi" diyorlar, "Biz şarkı söylüyoruz, dünyanın sorunlarını değil." "İşte" diyorum, "Ülkemdeki sanatın en görkemli hali.
Dost bildiğim insanlarla sohbet ediyorum bazen.
Kardeş kardeşi unutmuş artık.
Aynı kanı taşımanın getirdiği, yeminli ifadeyi bile reddedenler var.
İnsanlar, bir yakınını düşerken gördüğünde uzaklaşıyor.
Mahşer sözlüğünü çıkarıyorum zulamdan. "Bunlar boş laf" diyorlar. "İşte" diyorum, "Ülkemin en acı resmi."
Herkesin, güçlünün koynuna sokulduğu bir düzende, tecrit edilmiş gibi hissediyorum kendimi. "Belki unuttunuz ama..." diye haykırıyorum. "Ölüm de var. Bir gün hepimizi çağıracak."
Kendini terbiye edememiş hayat adamlarına fısıldıyorum.
"Ben önden gideyim..." diyorum
"Siz nasılsa arkadan gelirsiniz."