Çocuklarımız tehlike altındayken.
Böyle sütleri çocuklarımızın boğazından geçiren markaların ifşa edilmesi gerekirken, Tarım Bakanı Mehdi Eker'in yaptığına bakın.
Bir televizyon kanalında, elindeki sütle dolu bardağı yudumluyor ve sesleniyor. "Anneler çocuklarına süt içirebilirler."
Niye?
Böyle bir süt firmasının varlığını ifşa etmemek, çocuklarımızın kanser olmasından daha değerli olduğu için mi?
Bir Bakan'ın görevi, çocuklarımızın sağlığıyla oynayanları teşhir edip, bu meselenin kökünü kazımak değil mi?
Çünkü süt, çocuklarımızın en acil ihtiyaclarından biri.
O yüzden, bir gün bile kaybedecek zamanımız yok!
26 yıl önce Çernobil faciasından sonra, çay üreticilerini korumak adına aynı resmi dönemin bakanı Cahit Aral da çektirmişti.
Elindeki çay bardağını yudumlamakla.
İnsanlar Bakan'a güvenip çayları içtiler.
Binlerce kanser vakası...
Sadece Karadeniz değil, ülkenin her yanında hem de.
Bu sorumsuzluğun bedeli fena ödendi.
Topluma yön veren insanların sorumlulukları büyüktür.
Para kazanmak uğruna, sütlerin içine kanserojen maddeleri enjekte eden süt firmalarının canı cehenneme.
Bir Bakan'ın halka hizmeti bu firmaların varlığını yok etmekten geçer..
Eğer iş işten geçince, bunun fırtınası koparılıcaksa.
Sayın Mehdi Eker'e bir sözümüz var.
Daha ne kadar öleceğiz Sayın Bakan?